7 Temmuz 2008

PINK MARTINI KONSERİ, ASTORIA OKKO, G-Mall NUM NUM

Geçtiğimiz Pazar günü uzun zamandır ilk kez bir konsere gidebildik. Cemil Topuzlu'daki Pink Martini konseri malum inşaat rezilliği dışında pek keyifli geçti. Pink Martini'nin hem "Sympathique" hem de "Hang on little tomato" albümlerini hiç sıkılmadan defalarca dinlemişimdir. Son albümleri "Hey Eugene"' yi de de en kısa zamanda edinmek gerek. Piyanist ve orkestranın kurucusu Thomas Lauderdale hem cüssesiyle hem de kişiliğiyle son derece sempatik bir kişilik. Solist China Forbes'u karizmatik buldum. Karizmatik kelimesi genelde erkeklerle özdeşleştirilen bir kelime ama bence öyleydi. Sahneye hakimdi. Gelelim konser öncesi aktivite planımıza. Niyetimiz İstanbul Modern'e gitmekti ama Kerem bebek diş çıkarma ve yürümek isteyip yürüyememe modunda olduğu için akşama kadar iki adet köle İsaura olarak onu mutlu etmeye çalıştık ve ancak akşam anneannesine bırakabildik. Böylece kalan kuş kadar zaman içinde önce Astoria'ya uğradık ki kendisi City's'den hallice, sinek avlayan ve beni derin bir hayal kırıklığına uğratmış olan nadide alışveriş merkezlerimizden biridir. Şöyle bir turladıktan sonra Okko'ya girdik ve tabi gurme market diye nam salan Okko'yu başladım tavaf etmeye. Gurme market fikri kesinlikle çok hoş ancak Avrupa ülkelerinde ne bileyim örneğin Zürih'teki sıradan bir Migros'a girip rahatlıkla bulabileceğiniz ve fiyatları da ulaşılabilecek düzeyde olan bir çok ürün bana çok pahalı satılıyor gibi geldi. Prosciutto'lara bakayım dedim 6-8 dilim vakumlanmış paket 28 ytl. Hangi kalitede, lezzetli mi onu da bilemiyorum. E ben boşuna dışarı çıktığımda peynirleri, prosciuttoları valimize doldurmuyormuşum değil mi sayın okur. Başka örnek.. Camembert peynir fiyatı Migros'tan pahalı Şütte'den ucuzdu. Sonra düşündüm tabi adamlar kimbilir kaç YTL kira ödüyor Astoria'ya. E hedef müşteri kitlesi de sen olamazsın dedim kendime, sabahların sultanı Seda Sayan Hanımefendi olur tabi. Okko'yu da tükettikten sonra Nişantaşı'na mı takılsak diye düşünürken konser için giriş Cahide'nin olduğu yokuşumsu yerden verilmiş olduğu için, G-mall'da karar kıldık ve tabi Num Num'a gittik. Num Num tıka basa doluydu. Konserciler, sinemacılar, Nişantaşı sakinleri. Birer pizza ve birer limonata ısmarladık. Doğal limonataları şeker küpü olmadığı için benden geçer not aldı ama House Cafe'nin limonatasını tutmaz. Pizzalar ise iyi olmakla beraber Caddebostan Zanzibar'da (http://www.cafezanzibar.com.tr/) da servis edilen lavaş hamuru gibi hamurdan son derece ince ve kenarları çıtır çıtır dökülen pizzalar olduğu için çok sevdiğimi söyleyemem. Pizzanın yanında servis edilen sosa bulanmış rokaları büyük bir iştahla gövdeye indirdim. Bu arada Num Num'da servis biraz yavaştı. Yemekten sonra Via Gelato'yu görünce hemen dondurma istiyorum diye tutturdum. Gianduja yokmuş, beyaz çikolatalı ve çikolatalı dondurmamı da yedim ve artık konser için hazırdım. (Boşan da semerini ye diyorsanız, dilinize biber sürerim :o) ) Dondurma bardaki görevliyle de konuştum. Via Gelato'nun dondurmaları hazır geliyor dedi. Daha önceki yazılarımdan birinde Caddebostan'daki Via Gelato'nun kapandığını yazmış, usta kaçmış diye duyduk şeklinde bilgi vermiştim. Yokmuş öyle bir şey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder