19 Şubat 2008

IL PADRINO+, ATAŞEHİR

Bir türlü fırsat bulup yazamadım. Bu restorana gittiğimiz tam tarihi hatırlayamıyorum çünkü beynimi, daha doğrusu tümüyle Ben'i biricik oğluşuma adamış durumdayım. Durum zaman zaman çok zor olsa da memnunum. Çok keyifli bir şeymiş bebek sahibi olmak. Eşimle beraber bu dünyalar tatlısı varlığa sağ salim sahip olduğumuz için sık sık şükredip duruyoruz.
Geçtiğimiz haftalarda konum olarak annemlere çok yakın olması ve daha önceleri Caddebostan Il Padrino'yu bir kaç kez denemiş ve memnun kalmış olmamız nedeniyle, her ne kadar İtalyan mutfağı ve kebapçı bir arada olayı enteresan gelse de gitmeye karar verdik. Annemlere yakın olması her an oğluşumuza ulaşabilmemiz açısından ve de İstanbul trafiğinde zaman kaybedip de keyifli ama kısa süren yemek keyfi durumunu ekarte etmemiz açısından süper oldu.
Alt kat kebapseverlere ayrılmış. Üst kat ise İtalyan mutfağı. Oldukça büyük, dolayısıyla ferah bir restoran. Havalandırma çok iyi çalışıyor. Gerçi biz gittiğimizde pek kalabalık değildi. Sigara içilmeyen bölüm mevcut ama aynı salonda. Maalesef İstanbul'da bebekle gidebileceğiniz ve gerçekten sigara içilmeyen salonu olan restoran yok denecek kadar az. Bilen varsa ne olur yazsın. Memlekette doğal olanı sigara içmek, bizse azınlığız. Gelelim ne yedik ne içtik. Her ne kadar diyette olsam ve o gün sadece et ve salata yemeyi kafama koymuş olsam da evdeki hesap çarşıya uymadı. Salata olarak "Insalata Sfiziosa" ısmarladık ve bölüştük. Türkçe meali yeşil salata, domates, roka, suda mozzarella peyniri ve dana jambon. Dayanamadım Caddebostan şubesinden aşina olduğum "Tagliatelle Paglia E Fieno" yani karidesli, mantarlı ve kremalı yassı spagetti siparişimi verdim. Yok artık krema, hem de diyette. Kendime söyleyecek söz bulamadım. Bu arada diyetseverler bugünkü Vatan'da Selahattin Duman'ın yazısını kaçırmayın. :o)
Mehmet tabi pizzada karar kıldı. O da klasik "Quattro Stagioni Pizza" yani mozzarella peyniri, enginar kalbi, mantar, dana jambon ve mısırlı pizzayı ısmarladı. Şarap olarak Doluca Villa klasik kırmızı şarap tercih ettik. Ben uzun süredir beyaz şarap içemiyorum. Makarnamdan pek memnun kaldım. Tam kararında pişmiş, kremalı sos gayet kıvamında ve miktar olarak da Rosario'daki kuş doyuran gibi değildi gayet doyurucuydu. Mehmet ise pizzasındaki normal jambon yerine Prosciutto'yu tercih edeceğini ve jambonlu kısmın gerektiğinden kuru olduğunu ifade etti. Tatlı sırası geldiğinde kendi kendime titre ve kendine gel dedim, diyettesin. Dolayısıyla tatlı kısmını es geçtik ve sadece kahveyle bitirmeye karar verdik. Bu arada görevlileri ayrıca takdir ettiğimi belirteyim. Servis elemanları sorduğumuz her soruya tatmin edici cevaplar verebildiler. Son derece kibar ve sempatiklerdi. Sanırım bir kısmı Caddebostan'dan transfer. Kahve olarak "Il Padrino espresso" yani Amarettolu espresso içtik. Bir Amaretto-sever olarak daha ne isteyeyim. Sonuç olarak bizim için ideal mekan. Hem sevdiğimiz mutfak, hem annemlere çok yakın, aklım oğluşta kalmaz. Bence deneyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder