<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430</id><updated>2011-11-28T03:01:44.927+02:00</updated><category term='KEKLER ve PASTALAR / MUFFINS and CAKES'/><category term='PİLAVLAR / RICE'/><category term='KIRMIZI ETLİ ANA YEMEKLER / MAIN COURSES WITH MEAT'/><category term='SALATALAR / SALADS'/><category term='MAKARNALAR / PASTA'/><category term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><category term='ÇORBALAR / SOUPS'/><category term='TAVUKLU ANA YEMEKLER / MAIN COURSES WITH CHICKEN'/><category term='HAMUR İŞLERİ / PASTRY'/><category term='KURABİYELER / COOKIES'/><category term='ZEYTİNYAĞLILAR'/><category term='HORECA'/><category term='EKMEKLER / BREAD RECIPES'/><category term='DENİZ MAHSULLERİ / SEAFOOD'/><category term='İŞTAH AÇICILAR / APPETIZERS'/><category term='TATLILAR / DESSERTS'/><title type='text'>Özlem Mutfakta / Ozlem's Kitchen</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>227</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1855898922854258963</id><published>2010-01-09T22:11:00.002+02:00</published><updated>2010-01-09T22:42:27.595+02:00</updated><title type='text'>MERAKLI PENGUENLER ve BEN!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/S0jqKCQAebI/AAAAAAAAArU/B4cg0m_A5zw/s1600-h/IMG_5216.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424843209291364786" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/S0jqKCQAebI/AAAAAAAAArU/B4cg0m_A5zw/s400/IMG_5216.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Herkese mutlu yıllar! Bu sene evimize ağaç yaptık eksik kalmıştık ya yıllardır. O da tamam oldu başımız göğe erdi. Ekte de fotoğrafını geç ve güç de olsa koyuyorum bloguma. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dönelim asıl konumuza. Efendim 2009 yılının son günlerinde bendenizde birden 27 aylık oğluşumun kültür ve sanat faaliyetlerinden yeterince nasibini alamadığı gibi son derece gereksiz ve akla zarar bir düşünce hasıl oldu. Düşün düşün hızımı alamadım tabi. Bebek tiyatrosu, bebek operası, bebek müzikali, bebek müzikleri araştırdım da araştırdım. Sonra bir baktım ki burnumun dibinde Halis Kurtça Kültür Merkezi'nde "Meraklı Penguenler" isimli müzikli çocuk oyunu sahneleniyordu. Hemen biletler alındı. Bileti satan ve daha sonra saygıyla andığım ablamız en ön sıradan bize bilet verdi. Neyse efendim gösteri günü geldi. Kerem bebek ve ben en ön sıradaki yerimizi aldık. Girişte ve yan koltuklardaki " kardeşlerle" hasbihal edildi. Abur cuburlar ikram edilip deği tokuşlar yapıldı. Minik oğluşum koltuğun içine gömüldüğü için kaz tüyü pofuduk montunu altına koydum ve yükselttim. Ve sonra birden yüksek sesli müzikle beraber tombik penguen kostümü içinde oyuncular sahneye geldiler ve Kerem bebek neye uğradığını şaşırdı. Başladı çılgınlar gibi ağlamaya. O ağlamaya başlayınca ben de ne olduğumu şaşırdım. Elimdeki süt koltuğa boca oldu. Kerem bebek kucağıma uçtu sonra çılgınlar gibi " annesi gidelim , sevmedim penguenleri annesi, gidelim annesi " diye feryat figan ağlamaya devam etti. Bir yandan da titriyor çocuk. Yan koltuktaki tecrübeli annenin uyarısıyla arka koltuklara geçtik. Bu arada oğluşuma sıkıca sarıldım, öptüm, kokladım ve anlattım. Ben onlar kostüm içinde ablalar dedikçe Kerem bebek daha da ağlamaya başldı ve soluğu salonun dışında aldık. Dışarıda onu sakinleştirme ve rahatlatma çalışmalarım da bir sonuç vermedi sevgili okur. Sonra atladık bir taksiye eve geldik. Mehmet annesel durumlarıma alışık olduğu için yorum yapmadı. Telefonda görüştüğüm anneannemiz ise ne işi var çocuğun bu yaşta tiyatroda, siz sanki o yaşta mı gittiniz tiyatroya hep senin başının altından çıkıyor bu antin kuntin işler... şeklinde bir güzel ağzımın payını verip haddimi bildirdi de kendime geldim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonuç: Ey anneler bebeğinizi tiyatroya götürmek için acele etmeyin ve ilk gittiğinizde mümkün olduğu kadar arka sıralardan bilet alın. Tecrübeyle sabit!!!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1855898922854258963?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1855898922854258963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2010/01/merakli-penguenler-ve-ben.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1855898922854258963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1855898922854258963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2010/01/merakli-penguenler-ve-ben.html' title='MERAKLI PENGUENLER ve BEN!!!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/S0jqKCQAebI/AAAAAAAAArU/B4cg0m_A5zw/s72-c/IMG_5216.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-657743777270003250</id><published>2009-12-27T20:11:00.011+02:00</published><updated>2009-12-27T20:37:16.909+02:00</updated><title type='text'>BACK TO THE GANG! Beady Belle geliyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SzenYbxNixI/AAAAAAAAArM/dT-AwqvwJxk/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 127px; DISPLAY: block; HEIGHT: 127px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5419984714776546066" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SzenYbxNixI/AAAAAAAAArM/dT-AwqvwJxk/s400/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SzemBBdHj6I/AAAAAAAAAqk/M9gimfzOT58/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Eh ahali duyduk duymadık demeyin, geri döndüm ama öyle eskisi gibi yemek falan yapmayacağım. Artık yeni bir akımın üyesiyim "kalabildiğin kadar aç kal zira skinny güzeldir" akımı :o)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Beady Belle 22 Ocak gecesi Ghetto'da. Biz biletlerimizi aldık hem de Ghetto'nun gişesinden nedeni de Biletix denilen organizasyona had safhada gıcık olmam. Eğer bir bileti Biletix'ten almama ihtimalim varsa almıyorum. Nedeniyse seneler önce yanlış oturma planını sisteme girerek bana bilet satmış olmaları. Daha sonra sayfalarca gidip gelen e-posta mesajları ve kompanse bilet teklif etmeleriyle benim savaşı kazanmam. :o) &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beady Belle'in "Home" albümü evde senelerdir demirbaş ve baştan sona hiç sıkılmadan dinlediğimiz albümlerden. "Ghosts" benim bayıldığım parçalardan. Hatta bugün Kerem bebek çılgınca dans etti bu albümle. Mehmet oğlana bu yaşta hi-fi sevgisi aşılamaya çalışıyor. Ne demişler ağaç yaşken eğilir. Kısa kesiyorum konserdeyiz sizleri de bekleriz efendim. Saygılar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-657743777270003250?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/657743777270003250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/12/back-to-gang-beady-belle-geliyor.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/657743777270003250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/657743777270003250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/12/back-to-gang-beady-belle-geliyor.html' title='BACK TO THE GANG! Beady Belle geliyor!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SzenYbxNixI/AAAAAAAAArM/dT-AwqvwJxk/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-472058112834411956</id><published>2009-03-01T20:55:00.007+02:00</published><updated>2009-03-01T21:10:43.276+02:00</updated><title type='text'>Veda! 9.11.2006 - 01.03.2009</title><content type='html'>Uzun süredir yazmakla yazmamak arasında gidip geliyordum ki, kararımı verdim. Buraya kadar. Zaten bakıyorum da benim blog pek tutmamış! :o) Halkımıza sevdirememişiz kendimizi. İmgecimden başka takip edenim de yok. Bende de şevk kalmadı. E hoşça kalın! Belki bi gün küllerimden doğarım :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-472058112834411956?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/472058112834411956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/03/veda.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/472058112834411956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/472058112834411956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/03/veda.html' title='Veda! 9.11.2006 - 01.03.2009'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5342970367313924580</id><published>2009-02-15T22:53:00.001+02:00</published><updated>2009-02-15T22:54:50.559+02:00</updated><title type='text'>Oğluma aşığım!</title><content type='html'>İşte o kadar!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5342970367313924580?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5342970367313924580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/02/ogluma-asgm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5342970367313924580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5342970367313924580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/02/ogluma-asgm.html' title='Oğluma aşığım!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7815193650323443886</id><published>2009-02-15T22:19:00.003+02:00</published><updated>2009-02-15T22:49:34.162+02:00</updated><title type='text'>Vedat Milör NTV'de!</title><content type='html'>Ne yalan söyleyeyim işten güçten kafamı kaldıracak halim yok. Hayat pek bir yoğun bu ara. Bir düzen oturttuk ancak tam anlamıyla uyum sağlayabildik mi pek emin değilim. Şu sevimsiz kış mevsimi de bünyeyi fena halde bunaltmakta. Tamam yağmur, bereket, baraj, su falan.  Ancak halet-i ruhiye güneşle  coşmakta.  Gelelim konumuza, şans eseri Vedat Milör'ün NTV'de yayınlanan "Tadı Damağımda" programını keşfettim ve mümkün olduğunca kaçırmamaya çalışıyorum. Ve gidilecek restoranlar listesi doldu taştı. İşte bazıları, linkleri ve Vedat Milör'ün ilgili yazılarının bağlantıları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Özkilis Lokantası- Fatih  ( &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=1050930&amp;amp;AuthorID=107&amp;amp;b=&amp;amp;a=Vedat+Milor"&gt;http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=1050930&amp;amp;AuthorID=107&amp;amp;b=&amp;amp;a=Vedat+Milor&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Mania Gurme  (&lt;a href="http://www.mania.com.tr/"&gt;www.mania.com.tr&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Kosinitza- Kuzguncuk  (&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=874005&amp;amp;AuthorID=107"&gt;http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=874005&amp;amp;AuthorID=107&lt;/a&gt;), (&lt;a href="http://www.kosinitzarest.com/"&gt;http://www.kosinitzarest.com/&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Fasuli- Cerrahpaşa  (&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=887515&amp;amp;AuthorID=107"&gt;http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&amp;amp;ArticleID=887515&amp;amp;AuthorID=107&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Rumeli Namlı Köftecisi- Sirkeci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Sadrazam Mahmut Et Lokantası- Halıcıoğlu (&lt;a href="http://www.sadrazammahmut.com/"&gt;http://www.sadrazammahmut.com/&lt;/a&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7815193650323443886?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7815193650323443886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/02/vedat-milor-ntvde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7815193650323443886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7815193650323443886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/02/vedat-milor-ntvde.html' title='Vedat Milör NTV&apos;de!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5150256787241930983</id><published>2009-01-03T23:04:00.005+02:00</published><updated>2009-01-03T23:23:09.961+02:00</updated><title type='text'>NE YESEK?</title><content type='html'>Ben Bee Swiss Bakery'den vanilyalı kruvasan elbette. Tereyağı yemem, tadı ağır falan diyenleriniz denemesin bile... Bugün sevgili bünyem karbonhidrat ve kalori diye inlerken denedim. Ben Bee'yi çikolatalı kruvasan konusunda başarısız buluyorum ama içinde "butter puding"imsi  muhallebi olan vanilyalı kruvasan şu soğuk kış günlerinde mutlaka denenmeli. Yanına da çay. Ohh miss gibi geldi öğleden sonra!!!  &lt;a href="http://www.benbee.com.tr/"&gt;http://www.benbee.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5150256787241930983?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5150256787241930983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/01/ne-yesek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5150256787241930983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5150256787241930983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2009/01/ne-yesek.html' title='NE YESEK?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4468708835012364466</id><published>2008-12-31T22:11:00.003+02:00</published><updated>2008-12-31T22:14:53.044+02:00</updated><title type='text'>SAĞLIKLI VE MUTLU BİR 2009 DİLEĞİYLE!</title><content type='html'>&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,0,0" width="380" height="251" style="width: 380px; height: 251px;" id="santa_dynamic" align="middle"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt; &lt;param name="allowFullScreen" value="false" /&gt; &lt;param name="movie" value="http://img.freecodesource.com/pages/flash-toys/new-years-countdown/countdown-1.swf" /&gt; &lt;param name="quality" value="high" /&gt; &lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt; &lt;embed src="http://img.freecodesource.com/pages/flash-toys/new-years-countdown/countdown-1.swf" quality="high" bgcolor="#000000" width="380" height="251" style="width: 380px; height: 251px;" name="santa_dynamic" align="middle" allowScriptAccess="sameDomain" allowFullScreen="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" /&gt; &lt;/object&gt;&lt;br&gt;&lt;a href="http://www.freecodesource.com/flash-toys/new-years-countdown" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;New Years Countdown&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; &amp; &lt;a href="http://www.freecodesource.com" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;Myspace Layouts&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;img style="visibility:hidden;width:0px;height:0px;" border=0 width=0 height=0 src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyMzA3NTQyNzY1MDAmcHQ9MTIzMDc1NDMzNTkzNyZwPTE4NTUxMSZkPSZnPTImdD*mbz1hZWRmMGI3ZGIyNmM*ZDM2OTBiNzA*ZmY2YWU4YWM2YQ==.gif" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4468708835012364466?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4468708835012364466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/herkese-salikli-ve-multu-bir-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4468708835012364466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4468708835012364466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/herkese-salikli-ve-multu-bir-2009.html' title='SAĞLIKLI VE MUTLU BİR 2009 DİLEĞİYLE!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3936743438072032577</id><published>2008-12-30T21:38:00.004+02:00</published><updated>2008-12-30T22:45:45.481+02:00</updated><title type='text'>MUTLULUK BENİM İÇİN;</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;Sevgili İmge, &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;Gönderi kutucuğunda link vermeyi maalesef beceremiyorun. Bu teknik yetersizliğim konusunda bana lojistik destek verirsen pek memnun olacağım. :o) Senin mutluluk yazınla ilgili linki konu başlığımdan verebildim. Ve şimdi benim sıram:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*"Kokmuş bu ayaklar püff püff" diye her gün ben öperken kıkırdayan o minik ayakların sahibinin kahkahaları demek mutluluk, oğlum demek! &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;* Anne olmak, eş olmak, evlat olmak demek&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Huzurluca ve sağlıklı nefes alabilmek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Kitaptaki cümle, şarkıdaki tını, filmdeki sahnedir mutluluk&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;* İçimde kopan fırtınalardır&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Balkonumda her sonbaharda soldurduğum ve her baharda yeniden yeşerttiğim yeni çiçekler demek&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Maaile Pazar sabahı kahvaltısı demek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Yemek yapmak, yeni lezzetler denemek demek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Farklı coğrafyaları, insanları tanımak demek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Açık havada yürüyüş yapabilmek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Yüzmek, denizde olmak mutluluktur&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Sevdiklerime sevgimi göstermek (her zaman beceremesem de!)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Çocukları mutlu etmek &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Beni olduğum gibi seven ve kabul eden insanlarla zaman geçirmektir mutluluk&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Yolda uzun süredir görmediğim arkadaşımla karşılaşmaktır&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Aşkımla şarap içip sarhoş olmaktır &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Gecenin abuk saatinde hamburger sipariş etmektir &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Çok sıkıştığımda en yakındaki tuvalettir &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*İlk araba kullanmaya başladığımda herkesin kaçtığı sıkışık trafiğe girip dur kalk yapmaktan zevk almaktır mutluluk&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Yeni bir şey öğrenmektir&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Duş alırken şarkı söylemektir&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Kötülükleri affedebilmektir mutluluk ve ben bunu eskiye göre daha iyi becerebiliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;(Olgunluk bu mu ola?)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;*Mutluluk "an"dır!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3936743438072032577?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://imgetan.blogspot.com/' title='MUTLULUK BENİM İÇİN;'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3936743438072032577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mutluluk-benim-iin_30.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3936743438072032577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3936743438072032577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mutluluk-benim-iin_30.html' title='MUTLULUK BENİM İÇİN;'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-17875492265065620</id><published>2008-12-30T20:22:00.004+02:00</published><updated>2008-12-30T21:07:59.745+02:00</updated><title type='text'>PALLADIUM KITCHENETTE</title><content type='html'>Bugünlerde çok yakında sizlerle de paylaşacağım tatlı bir telaş içindeyim. Dün almamız gereken bazı acil ihtiyaçlar olduğu için soluğu anneannemizle beraber Palladium'da aldık. İşlerimizi hallettikten sonra yemek yemeye karar verdik. Hamilelik ve doğum nedeniyle gidemediğim Kitchenette'e de sonunda gittim. Arayı nasıl hızla kapatıyorum değil mi ama. Pizza ve burger konusunda kararsızdım.  Burgerlerinin pek bir methini duyduğumdan ve mönüde pesto soslu burger gördüğümden dayanamadım şipariş ettim. Yanında da fesleğenli ayran. :o) Hem pesto hem fesleğenli ayran olur mu dedim kendime ama oluyormuş vallahi. Capreseburger'di galiba adı. Annem cheeseburger istedi, Kerem bebekse evde omlet yediği için kuverdeki soğanlı foccacio ve diğer ekmekleri mıncıklayıp tüketmekle yetindi. Soğanlı foccacio biraz yağlı olmakla beraber çok leziz olduğundan bir miktar da paket yaptırdık. Kitchenette'in dekorasyonu ve ambiyansı mükemmel. Çok beğendim. Yemekler çok lezizdi. Karşılaştırma yapmak gerekirse Kırıntı'nın burgerlerinden çok daha başarılıydı. Servis elemanları çok ilgiliydi. Beğenmediğim ve böyle bir restorana yakıştıramadığımsa  sigara içilmeyen bölüm olmaması. İstanbul'daki bir çok nezih restoran gibi masa bazında sigara içilen veiçilmeyen bölüm ayırmışlar ve havalandırma ne kadar iyi olursa olsun sigara dumanına maruz kalıyorsunuz. Fiyatları pahalı ama ortam ve sunulan yemekler için makul olabilir. Ancak kendi adıma o rakamları ödüyorsam sigara dumanına maruz kalmamalıyım diye düşünüyorum. Diğer bir olumsuzluk ise fatura veya fiş getirmiyorlar. Bunu arkadaşlarımdan da duydum. İstesem getirirlerdi elbet ama özellikle istemedim. Buradan soruyorum bu Kitchenette'in politikası mı yoksa sadece unutuluyor mu? Eminim ikincisidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-17875492265065620?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/17875492265065620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/palladium-kitchenette.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/17875492265065620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/17875492265065620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/palladium-kitchenette.html' title='PALLADIUM KITCHENETTE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3938242199708174985</id><published>2008-12-28T23:29:00.004+02:00</published><updated>2008-12-28T23:52:56.490+02:00</updated><title type='text'>Ve huzurlarınızda yanar dönerli yeni yıl ağacım! :o)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.mycutechristmas.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://mycutechristmas.com/myspace-graphics/images/Animated/prod_632_30587.gif" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;a href="http://www.mycutechristmas.com" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;Christmas Layouts&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3938242199708174985?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3938242199708174985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/christmas-layouts.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3938242199708174985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3938242199708174985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/christmas-layouts.html' title='Ve huzurlarınızda yanar dönerli yeni yıl ağacım! :o)'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1227592567308384369</id><published>2008-12-28T23:18:00.004+02:00</published><updated>2008-12-28T23:25:59.022+02:00</updated><title type='text'>Engin Ardıç- Kerizlik belgesi,  24.12.2008 Sabah gazetesi</title><content type='html'>Ne yalan söyleyeyim Engin Ardıç sevdiğim bir adam değil ama hislerime tekrar tercüman olmuş. En son 2004  yılında yılbaşını Caddebostan La Notte'de  Işın Karaca ve Ferhat Göçer eşliğinde kutlamış. Çıkışta yarım saat arabamızı beklemiş ve işgüzar valeler arabamızı nereye park ettilerse trafik cezası yemiş. Pek de eğlenememiştik. Bu sene de oğluşumuzla evdeyiz. Biz böyle iyiyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kerizlik belgesi  &lt;br /&gt;İnsanların niçin yılbaşı kutladıklarını hiç anlayabilmiş değilim... &lt;br /&gt;O gecenin hiçbir özelliği olmadığını, bunun alt tarafı bir "takvim cilvesi" olduğunu bile bile yani...&lt;br /&gt;21 Mart'ta gündönümü kutlasalar, çok daha akla yakın. (Eski uygarlıklarda yeni yıl o gün başlardı, çok daha akılcı bir seçimdi bu.) &lt;br /&gt;İşte bu gece de, milyonlarca kişi, İsa'nın bu gece doğmadığını bile bile Noel kutlayacak. (Katolik kilisesi, "biz de biliyoruz ama geri dönemeyiz, yer etmiş, gelenek olmuş bir kere..." dedi.) &lt;br /&gt;Eğlenme ihtiyacından desem, yıl boyunca daha birçok vesile var... Ertesi gün tatil olduğu için desem, her cuma ya da cumartesi gecesi aynı şekilde tepişebilirsiniz, yapan da çok...&lt;br /&gt;Yılbaşında insanoğlu niçin "otele" gider? &lt;br /&gt;Herhalde "krize meydan okumak" için olmasa gerek...&lt;br /&gt;Televizyonda seyrettiği kötü şarkıcıların "canlısını" görmek isteği kişinin beğeni düzeyinin berbatlığıyla açıklanır da, "kazık yeme arzusu" neyle açıklanır? &lt;br /&gt;Otele neden gidilir yahu? Kaçamak yapmak için.&lt;br /&gt;Yoksa nikâhlı karınla ya da uzatmalı sevgilinle her gece tekrarladığın eylemi bir kerecik de değişik bir mekânda gerçekleştirmek için neden çok para harcayasın? &lt;br /&gt;Bakınız, arkadaşımız Sinan Özedincik gene haberi gözünden vurmuş, İstanbul'da bir otelin "kral dairesinde" yılbaşı tarifesinin tam 25 bin Avro olduğunu ortaya çıkarmış... (Türk Dil Kurumu'na not: Şu "avro" terimi hiç tutmadı, ama yiğitlik belasına biz kullanıyoruz, kullanmaktan da her an vazgeçebiliriz ha!) &lt;br /&gt;Elli bin liradan fazla... Üstüne KDV'sini de ekleyeceksiniz ayrıca...&lt;br /&gt;Fatura isteyin ulan, masraf gösterirsiniz! &lt;br /&gt;Tamam da, neyin masrafı? Zamparalık mı yapacaksınız? "Manitanın" en kralı o kadar etmez, papatya gibi kızlar Moskova ya da Petersburg "pazarında" üç yüz dolar...&lt;br /&gt;Siz ne alıp satıyorsunuz da böyle bir ahmaklık çukuruna elli bin lirayı gözünüzü kırpmadan dökebiliyorsunuz yahu? &lt;br /&gt;Fiyata dahil olanlar: Sabah kahvaltısı... Yok bir de vermeseydiniz!... Hoşgeldin kokteyli... Sağol be!... Yeni yıl yemeği... Otelin içinde nerede istersen... Çamaşırhanede de olabilir mi mesela?... Yirmi dört saat "butler" yani uşak servisi... Uşağın adı Simpson ya da Jarvis olmazsa ben ona "butler" mı derim?... &lt;br /&gt;"Beni arayan oldu mu İsmail?... Çemişkezek kontu geldiler my lord... Kütüphane odasına al İsmail... Very well my lord... Beklerken bir konyak alır mısınız Sir?... Şalgam suyu yok mu İsmail?"... Olmadı, hiç uymadı! &lt;br /&gt;Başka? Başka bir şey yok. Dut gibi ol, o durumda becerip de manitaya da el süreme, kazan gibi kafayla ver elli bin lirayı defol git.&lt;br /&gt;Yılbaşı boğuntularının "ehven" olanları da var, dar gelirli zamparalar için: Yatağa gül yaprağı serpiyorlar, bornozlara senin ve manitanın adının soyadının baş harflerini işliyorlar, bir de masaj yapıp kulunçlarını kırıyorlar, yirmi bin lira.&lt;br /&gt;Bu faturaların birer kopyası Maliye Bakanlığı tarafından "enayilik beratı" olarak saklanmalıdır. Ayrıca kovuşturma gerekmez, herif cezasını çekmiş olacak çekeceği kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1227592567308384369?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1227592567308384369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/engin-ard-kerizlik-belgesi-24122008.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1227592567308384369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1227592567308384369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/engin-ard-kerizlik-belgesi-24122008.html' title='Engin Ardıç- Kerizlik belgesi,  24.12.2008 Sabah gazetesi'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8226820455870562479</id><published>2008-12-28T21:00:00.004+02:00</published><updated>2008-12-28T22:14:41.094+02:00</updated><title type='text'>MEŞHUR BEŞİKTAŞ KÖFTECİSİ ve  7-8 HASAN PAŞA FIRINI</title><content type='html'>Zor doğumumun ardından uzun süredir başvurmak istediğim ve hormonsuz olduğu için tercih ettiğim doğum kontrol yöntemine sıcak bakmayan doktoruma tekrar muayene olmak üzere dün Şişli'ye geçtik. Muayene sonunda uygulamada karar kılan doktoruma işlem bittiğinde malum nesnenin uçağa binerken güvenlik kontrolünde ötme ihtimalini sordum. Kahkahayı basıverdi. Bana göre pek komik değildi ama Arog senin yanında ne ki dedi. Nereden geliyor aklına böyle şey diye de söylenmeyi ihmal etmedi. Neyse kızlar, hepinizin haberi olsun ötebilirmiş. Doktor işimi halletikten sonra yakında bir şeyler yapalım dedik ve Mehmet beni Beşiktaş Balık Pazarı'nın karşısındaki sokakta bulunan Beşiktaş Köftecisine götürdü. Küçük, salaş ve taburelerde oturup köfte, piyaz ve çorba yiyebileceğiniz temiz bir yer Beşiktaş Köftecisi. 1963 yılında Recep Baba lakaplı Recep Parlaöz tarafından faaliyete geçirilmiş. Dükkanın içinde her yerde Beşiktaş posterleri var. Metin Tekin, Ali Gültiken ve Feyyaz Uçar'ın olduğu takımı tanıdım. Diğerlerini çıkaramadım. Zaten futboldan hiç hazzetmeyen ve anlamayan bir insan olarak bu kadar tanımam bile başarıdır. Hava çok soğuk olduğu için Mehmet çorba içmeye karar verdi. Ben de önce ona gelen ezo gelin çorbayı test ettim. Gerçekten çok lezzetli ve içinde kalmış pirinç bulunmayan kıvamlı, içilesi çorba soğukta pek iyi gitti. Sonra köfte, piyaz ve ayran istedim. Kömür ateşinde pişirilen köfte oldukça lezzetli. Yanında servis edilen acı biber ezmesi bence süperdi. Piyazın fasülyeleri de iyi haşlanmıştı ki benim için pek önemlidir. En son Nişantaşı'ndaki Akçabat Köftecisi pişmemiş piyaz servis edip bizi ve yan masadaki müşteriyi çileden çıkartmıştı. Nişantaşı Akçabat Köftecisi de fiyat, lezzet, servis üçlüsü bazında bir daha gidilmeyecekler listesindeki yerini başarıyla almıştır. Toparlayayım. Eğer Beşiktaş civarındaysanız ve canınız köfte çektiyse gelebileceğiniz yegane yer burası olmalı diye düşünüyorum. Fiyatları fast food restoranlardan pahalı elbet ama yüksek değil. Aklıma Nişantaşı Tabure büfe geldi. Orada ödediğimiz hesapla aynı hesap ama yediklerimiz içerik olarak hem daha doyurucu hem de fazlaydı. Son olarak Meşhur Beşiktaş Köftecisi'ni yanındaki diğer köftecilerle (Şöhretler) karıştırmayın derim. Onlar çakmaymış. :o)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köfte yedikten sonra çarşıda biraz dolaştık ama nasıl soğuktu anlatamam. Arabayı bıraktığımız otoparka yakın olan Kabalcı Kitabevi'nde biraz zaman geçirmek istediğimiz için önce 7-8 Hasan Paşa Fırını'na uğramak istedim. Tatlı, tuzlu çay kurabiyeleri, Selanik gevreği ve Çavdar ekmeği aldım. Portakallı, elmalı, muzlu,   üzümlü çeşitleri olan tatlı kurabiyelerini pek beğendim. Özellikle portakallılar çayın yanında süper gitti. 7-8 Hasan Paşa Fırını İstanbul'un tarihi fırınlarından ve pek meşhur. Kısa bilgi: II. Abdülhamit döneminde Beşiktaş’ta asayişten sorumlu kişi olan Hasan Paşa hakkında söylenen o kadar çok söz var ki. Mesela “Thalassa” forumunda yapılan bir değerlendirmede “İkbal merdivenlerini dişi tırnağıyla zorlayıp çıkan Çorumlu Hasan Paşa, okuma yazma bilmemektedir. Bulunduğu makamların gereği olarak imza atması gereken evraklar için de işin kolayını bulmuştur. İmza olarak Arapçadaki “Hı” harfine en çok benzeyen “ters v” harfini, “Nun” harfine en çok benzeyen “v” harfini yan yana çizerek, arasına da “Sin” harfi niyetine düz bir çizgi çekerdi” deniyor. Hasan Paşa böylelikle adı olan Hasan’ı eğri büğrü olsa da imza niyetine kullanırdı. Bu nedenle de ahali arasında lakabı 7–8 Hasan Paşa olarak yayılmıştı. (Bu bilgi, http://www.serencebey.com/tr/articledetails.aspx?articleid=675 sitesinden alınmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurabiyelerimizi aldıktan sonra Kabalcı'ya geçtik. Kitap ve dergileri karıştırdık. Banu Avar'ın Böl ve Yut kitabını almak istedim ama tükenmiş. Bravo yurdum halkına. Banu Avar'a açık destektir bu. TRT'deki güzelim programı bitirip beni de diğer bir çok insan gibi hüzünlere boğdular. Söyleyecek söz bulamıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Bu hafta süper bir restorana gittim. Onu da detaylıca ve fotoğraflarla en kısa zamanda yazmaya çalışacağım. Bekleyin sürprizimi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8226820455870562479?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8226820455870562479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mehur-beikta-kftecisi-ve-7-8-hasan-paa.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8226820455870562479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8226820455870562479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mehur-beikta-kftecisi-ve-7-8-hasan-paa.html' title='MEŞHUR BEŞİKTAŞ KÖFTECİSİ ve  7-8 HASAN PAŞA FIRINI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4228127840720961360</id><published>2008-12-26T00:46:00.011+02:00</published><updated>2008-12-26T10:57:56.957+02:00</updated><title type='text'>MUTFAK DOSTLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SVQVMwVvz_I/AAAAAAAAAps/n4YV-13kbEU/s1600-h/IMG_3924iz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SVQVMwVvz_I/AAAAAAAAAps/n4YV-13kbEU/s200/IMG_3924iz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283871571691163634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SVQVIyjaPnI/AAAAAAAAApk/QLsAI-VJ5Lk/s1600-h/IMG_3919imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SVQVIyjaPnI/AAAAAAAAApk/QLsAI-VJ5Lk/s200/IMG_3919imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283871503565864562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet 5. kat'ta yemekte. Benim de gitmek istediğim Yasemin Alkaya mekanı. Hazır sevgili eşim yokken onun hiç sevmediği ve benim çok sevdiğim dip balıkları tekir veya barbun(ya) alayım, pişireyim dedim. Bu arada tekire çenesinde iki adet bıyık olduğu için tekir denildiğini biliyor muydunuz? Bir de dip balıkları ağır metaller falan diye de aklımdan geçmedi değil ama ne bu böyle midye yeme onu yeme bunu yeme. Bugün resmi bir dairede işim olduğu için zaten Kadıköy'e gidecektim. Dicle'den tekir aldım ve bir güzel tava yaptım. Yanına da bol roka, kiraz domates, balzamik ve zeytinyağlı salata. Balık yenir de üzerine tatlısız olur mu. Özsüt'ten kazandibi sipariş ediverdim. E bunun üzerine bu saatte hala midem şiş ve uyuyamıyorum. Müstahak elbet. Dedim İmge'nin blogundaki sarımsak sorunsalına bir çözüm getireyim. Blogcu olmak işte böyle bir sosyal sorumluluk taşımak anlamına geliyor sevgili okur! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsak ezici ve kabak oyucu Justinus, peynir bıçağı Ludwig, tırtıklı hamur kesme aleti Fissler. Bu tür aletler alırken tavsiyem metal ağırlıklı olan ürünleri satın almak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Oğluşum hasta. Soğuk aldı. Minik burnu şıpır şıpır akıyor. Burnunu yerim ben onun!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4228127840720961360?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4228127840720961360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mehmet-5.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4228127840720961360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4228127840720961360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/mehmet-5.html' title='MUTFAK DOSTLARI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SVQVMwVvz_I/AAAAAAAAAps/n4YV-13kbEU/s72-c/IMG_3924iz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3251508321902002473</id><published>2008-12-19T10:12:00.004+02:00</published><updated>2008-12-20T21:56:15.564+02:00</updated><title type='text'>VAPIANO ÇOK İYİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUtXy0vDJRI/AAAAAAAAApE/9p56FXfsRCg/s1600-h/logo.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 248px; height: 105px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUtXy0vDJRI/AAAAAAAAApE/9p56FXfsRCg/s400/logo.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281411518683096338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Logoda da gördüğünüz üzere Vapiano bir pizza ve makarna restoranı. İlk restoranını yaklaşık iki sene önce Suadiye'de (Vakko'nun sokağı) açtı. Ben önünden geçer dururdum ama bir türlü içeri girmek kısmet olmamıştı. Geçen hafta sonu Cadde'de ailece dolaşırken acıktık ve ne yesek diye düşünürken Vapiano aklıma geldi. İyi ki de gelmiş. Son dönemde pizza yediğim Amerikan pizzacıları, Mezzaluna, İl Padrino, ve şu anda aklıma gelmeyen diğer İtalyan pizzacıları arasında iddia ediyorum en başarılı olanı. Ben bayıldım Vapiano'ya. Bir kere girer girmez size bir kart (kredi kartı gibi) veriliyor. Siparişleriniz bu karta yükleniyor ve çıkışta kasada ödeme yapıyorsunuz. Makarna, pizza ve salata istasyonları var. Salatalar anında istediğiniz sosla ve seçim yapabileceğiniz malzeme ile hazırlanıyor. Zaten her şey gözünüzün önünde yapılıyor. Pişirilmesi zaman aldığından pizza için çağrı aleti veriliyor ve bu alet titreştiğinde pizzanızı istasyondan alıyorsunuz. Alt katta sigara içilmiyor. Bebeğinizle rahatlıkla gidebilirsiniz. Üst kat sigara içenler için ayrılmış ki çok akıllıca çünkü alt kat onlar için ayrıldığında, havalandırma sistemi ne kadar iyi olursa olsun sigara kokusu ve dumanı maalesef üst kata bir şekilde sızıyor. Vapiano'nun bahçesi de var. ABD ve Almanya'da bolca şubeleri varmış. Alman menşeili bir şirket. Fiyatlar İstanbul'daki İtalyan pizzacılarına göre çok uygun. İtalyan pizzası servis etmelerine rağmen İtalya'da şubeleri yok. Herhalde İtalyan hükümeti izin vermiyor :o)Biz bir pizza, bir de salata söyledik ve bölüştük. Tıka basa yemek değil de doymak için iki kişiye bir pizza ve bir salata yetiyor. Pizzayı Toscana (kullanılan sucuk acı belirteyim), salatayı büyük Vapiano karışımlarından aldık. Vapiano karışımlarına tavuk, bonfile, somon veya karides ekletebiliyorsunuz. Vapiano'yu deneyin derim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3251508321902002473?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3251508321902002473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/vapiano-ok-iyi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3251508321902002473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3251508321902002473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/vapiano-ok-iyi.html' title='VAPIANO ÇOK İYİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUtXy0vDJRI/AAAAAAAAApE/9p56FXfsRCg/s72-c/logo.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2590651844423463753</id><published>2008-12-19T09:56:00.002+02:00</published><updated>2008-12-19T10:08:33.042+02:00</updated><title type='text'>BU ADAMA BAYILIYORUM!</title><content type='html'>Yiğit Bulut'tan. Yorumsuz! (19.12.2008  Gazete Vatan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hepaynı yavşaklarız. com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün benden “tezi-antitezi” olan ağır bir yazı beklemeyin. Bugün “hafif” olma hakkımı kullanmak ve “hafifliklere” aynı güzellik içinde cevap vermek istiyorum. Peki bu yazdıklarım ile başlıkta bahsettiğim internet sitesinin adresi arasında ne gibi bir bağlantı var? Arz edeyim. Bildiğiniz gibi 12 Eylül döneminde “havadan kaptıkları” elektrik sayesinde “Devlet ne yaptıysa herşey kötüdür” moduna girmiş bir grup “arkadaşımıza”, son dönemde “Soros abilerinin” yetiştirdiği yeni bir gurup ve onlara da başka ülkelerde “semirtilip” buraya gönderilmiş “aydınlar” eklendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi 12 Eylül sürecinde “edindikleri” bol elektrik sonrası “ampul ” gibi ışımaya başladıkları için bu arkadaşlar “aydın” olarak toplumda yerlerini aldılar. Yukarıda verdiğim internet sitesi bu arkadaşlarımızın, “özürdiliyoruz.com” gibi açtıkları sitelerin hepsinin bir adreste toplanması için tarafımdan yaratılmış bir adres. Peki neden bu adres? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatacağım... Ama ilk etapta “yavşak” kelimesinin anlamına açıklık getirmem lazım. Bu anlam dikkate alınmazsa “yanlış anlaşılabilirim” hatta hakaret ettiğim düşünülebilir. Yavşak kelimesinin sözlüklerde iki anlamı var 1. Bit yavrusu-sirke-buluğa ermemiş bit, 2. Düşünce dünyası “tutucu” olmaktan kurtulmuş-gevşemiş... Gördüğünüz gibi “kötü” bir anlam yok. Ben de “yavşak” kelimesini “düşünce dünyası gevşemiş-tutucu olmaktan uzak-her şeyi düşünebilir” anlamında kullandım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili dostlar, Ermeniler’den özür dileme girişimine baktığımda geçmişte “Kıbrıs gitsin ne olur? Türkiye Avrupa’nın her istediği yapmalı? Türkiye’de 60 azınlık var”... gibi “fikirleri” savunan arkadaşlar tarafından ortaya konduğunu farkettim... Aynı zamanda bu arkadaşların ortak başka özellikleri de var hepsinin isimlerinde “S-O-R-O-S” harfleri geçiyor. Kimilerinin daha da küçük ortak paydaları var Amerikan helikopterleri Bekaa vadisini basıyor, bunlardan biri oradan çıkıyor, kimi Amerika’dan apar topar Türkiye’ye gazete çıkarmaya geliyor, bazıları da Türk pasaportlarının “renklerini” kıyafetleri ile uyduramadıkları için “haklı olarak” değişik renklerde Avrupa ülkesi pasaportu kullanıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili dostlarım, benim girişimi tamamen masumane. Her olayda bu arkadaşlar karşımıza çıktığı için “bütün faaliyetlerini” bir sitede toplamaları çok mantıklı. Aslında sadece “hepaynıyavşaklarız.com” tek alternatif değil. Şunlar da olabilir “sorostanindirdikmoney.com, Turkolannevarsakötüdür.net, önceindiragangisonraeylem.org” gibi “genel toparlayıcı” isimler de olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası bu arkadaşlar, çok çalışıp, çok yoruluyorlar ve “düşünce dünyaları” bizlere göre daha geniş olduğu için “bizden çok daha ileri detaylara” imza atıyorlar. Bu insanların birarada bulunmaları ve Türk halkının bu güzide şahıslara bir internet adresinden ulaşması daha doğru...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 1: “Bu sitedeki imzamı geri çekip sizin istediğiniz her yerde çıkıp yanlış yaptım diyeceğim” diyen bütün “ana sayfadaki” kurucu arkadaşlara bir teklifim var imzasını geri çeken ve çıkıp özür dileyen her birine yüzbin dolar vereceğim...Ve sonrasında benim de bir projem var, onda da çalışmak isterlerse kapım sonuna kadar açık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 2: Bu girişimi aslında hiç ciddiye almıyorum. Bu isimlerin “Türkler’i temsil etme” yetkisi ve etkisi “sıfır”...Yaptıkları şuna benziyor benim bir site açıp Fransızlar adına “özür dilememe” ! “Ben ne kadar Fransa’yı temsil ediyorsam, onlar da o kadar Türkiye’yi temsil ediyorlar”.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2590651844423463753?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2590651844423463753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/bu-adama-bayiliyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2590651844423463753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2590651844423463753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/bu-adama-bayiliyorum.html' title='BU ADAMA BAYILIYORUM!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6503888348581226407</id><published>2008-12-18T23:31:00.005+02:00</published><updated>2008-12-18T23:49:19.176+02:00</updated><title type='text'>TUTAMADIM KENDİMİ</title><content type='html'>Bugün Ikea'da her zamanki gibi uzun kasa sırasını beklerken hemen arkamdaki kadının Füsun Demirel olduğunu fark etmemle aklımdan geçen Züğürt Ağa, Uçurtmayı Vurmasınlar, Sıdıka, Şehnaz Tango, Eğreti Gelin ve aklıma gelmeyenler... Hiç tarzım olmamasına rağmen tutamadım kendimi. Rahatsız etmek istemiyorum sizi ama çok beğenirim, pek severim sizi dedim. Şaşıfelek'te harikaydınız diye başladım ve çenem düştü. :o) Çok kısa sohbet ettik. İnanılmaz. Nasıl mütevazi, nasıl dingin bir insan. Çok çok başarılı bir isim Füsun Demirel. Tiyatrocu, sinemacı ve çevirmen olan Füsun Demirel'in İtalyanca, İngilizce ve Almanca konuşabildiğini biliyor muydunuz? Şaşıfelek Çıkmazı'nın yeni versiyonunun çekilebileceğini söyledi. İnşallah olur. Şahsi fikrim Füsun Demirel'in kıymetinin ve nasıl bir  cevher olduğunun bu ülkede yeterince anlaşılamamış olduğudur. Dilerim yeni projelerle karşımıza çıkar. Gündüz TV hiç açılmıyor bizim evde,  akşam da belirli günlerde belirli saatlerde izleniyor. Bu pespayelik devam ettiği sürece de böyle olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6503888348581226407?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6503888348581226407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/tutamadim-kendimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6503888348581226407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6503888348581226407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/tutamadim-kendimi.html' title='TUTAMADIM KENDİMİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-691141473050409733</id><published>2008-12-16T21:46:00.005+02:00</published><updated>2008-12-16T23:06:06.825+02:00</updated><title type='text'>KISA KISA</title><content type='html'>*Deniz tarağı arıyorum. Migros, Carrefour, Macro gibi marketlere baktım bulamadım. Nerede satılıyor bu deniz tarağı bilen varsa yazsın bana lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Mango'yu hayatımda hiç bu seneki kadar tenha görmedim. Şaşkın, Suadiye, Palladium. Bu üçünde de sezonda beğendiğiniz ürünlerin bedenini bulmanız mümkün. Gerçekten ciddi şekilde krizdeyiz. Benim bildiğim Mango'nun  %70 indirime girdiği gün iğne atacak yer olmaz. Caddebostan'da işporta tişört satan bir amca var. Normalde yılbaşına 15 gün kala mal yetiştiremediğini, bu sene doğru dürüst satış olmadığını söyledi. Bizim buralarda bir sürü kapatan esnaf var. Sonumuz hayırlara çıksın ne diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İş görüşmesinde short list'e kaldım ama halen haber yok. Bu da zaten kötü haber demek. Firmalara sinir oluyorum, insan bir teşekkür e-postası gönderir. Nezaketen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kerem muhtemelen ağacı yaparken ortalığı dağıtıp, süsleri yemeye kalkacağı için yılbaşı ağacı yapmaktan vazgeçtim. Seneye inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Aklı olan Optimum Outlet'e gitmez. Trafik kepaze. Giriş, çıkış, otopark ayrı bir problem. E-5'in dibinde AVM inşa edilmesine nasıl izin verildi anlamadım. Optimum hafta sonları civardaki trafiği mahvediyor. Bir de bakmayın siz outlet olduğuna ben ucuz bir şey göremedim. Ucuz olanlarsa alınabilecek kalitede değil. Ülkemdeki outlet anlayışını ben anlayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Soap Story'nin masaj sabunlarına (sabunlu sünger) bayıldım. Önce biraz sert geldi ama sonra alıştım. Kokuları da mükemmel. Mango aldım. Deniz mieralleri ve jojoba ile devam edeceğim sanırım. Tavsiye ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-691141473050409733?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/691141473050409733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/kisa-kisa.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/691141473050409733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/691141473050409733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/kisa-kisa.html' title='KISA KISA'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7047639261289786171</id><published>2008-12-14T23:41:00.003+02:00</published><updated>2008-12-14T23:49:03.850+02:00</updated><title type='text'>HİNT CEVİZİ (MUSKAT) DEĞİRMENİ ve MÜZİKLİ SPATULA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV-CO_M7jI/AAAAAAAAAo0/Spaw2E9gKvA/s1600-h/IMG_3864imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV-CO_M7jI/AAAAAAAAAo0/Spaw2E9gKvA/s320/IMG_3864imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279764715009797682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV9u9W6S4I/AAAAAAAAAos/bBSBmdA-Cow/s1600-h/IMG_3855imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV9u9W6S4I/AAAAAAAAAos/bBSBmdA-Cow/s320/IMG_3855imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279764383859886978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar da Tchibo'dan aldığım son güzellikler. Hint cevizini rendeleyerek kullanıyordum. Şimdi işim daha kolay. Rendeleme işi benim mutfakta hoşlanmadığım işlerden biridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzikli spatula ise evlere şenlik. Doğum günleri, yıl dönümleri ve yeni yıl için malum melodiler spatulanın sapındaki tuşlarda bir parmak hareketiniz için hazır ve nazır. Bundan sonra özel günlere özel spatulamız da var. Artık sırtımız yere gelmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7047639261289786171?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7047639261289786171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/hint-cevizi-muskat-deirmeni-ve-mzikli.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7047639261289786171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7047639261289786171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/hint-cevizi-muskat-deirmeni-ve-mzikli.html' title='HİNT CEVİZİ (MUSKAT) DEĞİRMENİ ve MÜZİKLİ SPATULA'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV-CO_M7jI/AAAAAAAAAo0/Spaw2E9gKvA/s72-c/IMG_3864imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2787461889865697337</id><published>2008-12-14T22:57:00.004+02:00</published><updated>2008-12-14T23:55:20.616+02:00</updated><title type='text'>KARİDESLİ, HAVUÇLU, BEBEK ISPANAKLI RİSOTTO</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV85nvKlYI/AAAAAAAAAok/jTvG8HH5SYU/s1600-h/IMG_3862imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV85nvKlYI/AAAAAAAAAok/jTvG8HH5SYU/s320/IMG_3862imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279763467522971010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm tatil ve bayram boyunca zorunlu bayram ziyaretleri ve bir iş görüşmesi dışında,  Kerem'le sırasıyla ilgilendik ve sırasını savan o kanepe senin bu kanepe benim yattık. Sanırım doğumdan sonra ilk kez bu kadar dinlendim. Ve işin kötüsü bu evde durma ve yatma olayına o kadar alıştık ki, Mehmet yarın nasıl işe gideceğim diye kara kara düşünüyor. :o) Bugün öğle yemeği için karidesli risotto yapmayı dün gece kafama koydum ama üzerimde bir tembellik bir tembellik. Migros Sanal Market'ten (MSM) donmuş karides (taze tercihimdir elbet ama kim uğraşacak onu ayıklamakla şimdi) ve bir kaç zerzevat siparişi verdim. Bu arada MSM kendini aşmış. Sipariş verdiğinizde onaylandığına dair SMS gönderiyorlar. Daha önce bekle bekle gelmeyen siparişim olmuştu. O yüzden benim için bu gelişme oldukça anlamlı. Gelelim tarife:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 bardak Arborio pirinç&lt;br /&gt;1 adet havuç&lt;br /&gt;1 paket donmuş karides&lt;br /&gt;9-10 yaprak bebek ıspanak&lt;br /&gt;3-4 diş sarımsak&lt;br /&gt;1 bardak beyaz şarap&lt;br /&gt;Dereotu&lt;br /&gt;Parmesan&lt;br /&gt;Tavuk suyu&lt;br /&gt;Zeytinyağı&lt;br /&gt;Tereyağı&lt;br /&gt;Deniz tuzu&lt;br /&gt;Değirmen karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havucu rendenin büyük kısmında rendeleyin ve bir tabağa koyun. Sarımsakları soyun, ezin ve pirincin üzerine bırakın. Bebek ıspanakların saplarını ayırın. Normal ıspanak kullanıyorsanız saplardan ve devamı olan ana damardan kurtulun. Genişçe bir tava alın ve ocağın üstüne koyun. Tavuk suyunuz ısınmış olarak ocaktaki yerini alsın. Risotto için teflon wok kullanıyorum. Tavaya 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve dilerseniz fındık kadar tereyağı atın. Ben tereyağını piştikten sonra ilave ediyorum. Hem pirinci pişirirken hem de daha sonra (iki kez) ilave edebilirsiniz. Sarımsaklı pirinci ekleyin, tuz ilave edin ve karıştırın. Tavuk suyundan bir kepçe ilave edin ve karıştırmaya devam edin. Suyu çektikçe aynı işlemi tekrarlayın. Bu süreç tahminen 17-20 dakika sürecektir. Diğer bir tavada karidesleri zeytinyağı ve tuz ile soteleyin. Havuç ve ıspanakları çiğ kullanmayı sevdiğim için sotelemedim. Pirinç al dente kıvama geldiğinde beyaz şarabı ekleyin. Beyaz şarapsız risotto düşünemiyorum. Daha sonra sotelediğiniz karidesleri, havuç ve bebek ıspanakları ekleyin. Tereyağı ilave edin. Değirmen karabiber ve az miktarda dereotu ekleyin. Servis yaparken parmesan serpin. Afiyet olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2787461889865697337?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2787461889865697337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/karidesli-havulu-bebek-ispanakli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2787461889865697337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2787461889865697337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/karidesli-havulu-bebek-ispanakli.html' title='KARİDESLİ, HAVUÇLU, BEBEK ISPANAKLI RİSOTTO'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SUV85nvKlYI/AAAAAAAAAok/jTvG8HH5SYU/s72-c/IMG_3862imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3674173995658307167</id><published>2008-12-14T20:50:00.003+02:00</published><updated>2008-12-14T21:01:49.306+02:00</updated><title type='text'>YENİ YIL DİLEKLERİM-1</title><content type='html'>*Sağlık&lt;br /&gt;*Huzur, mutluluk&lt;br /&gt;*Yeni bir iş&lt;br /&gt;*Daha çok culinary kursu&lt;br /&gt;*Londra gezisi&lt;br /&gt;*Kerem dertsizce bezden kurtulsun&lt;br /&gt;*Kerem konuşsun&lt;br /&gt;*Ekonomik krizsiz, uygar bir ülke&lt;br /&gt;*Terör bitsin&lt;br /&gt;*Daha az trafik magandası&lt;br /&gt;*Çapraza yeni taşınan ve gecenin köründe jakuzi çalıştıran Adana'lı komşu taşınsın&lt;br /&gt;*5 kg verip skinny olayım&lt;br /&gt;*Feza, Serap ve Mustafa Allah'tan daha çok bulsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;to be continued...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3674173995658307167?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3674173995658307167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/yeni-yil-dileklerim-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3674173995658307167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3674173995658307167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/yeni-yil-dileklerim-1.html' title='YENİ YIL DİLEKLERİM-1'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4421770600668705283</id><published>2008-12-08T23:20:00.001+02:00</published><updated>2008-12-08T23:23:06.409+02:00</updated><title type='text'>BAYRAM MÜNASEBETİYLE...</title><content type='html'>Sevgili Bekir Çoşkun'dan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dana...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DANA kaçmadan önce etrafına bakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada duvara dayanmış, elindeki sopa yere düşmüş, sakalı uzamış, dişleri sarı, uyuklayan birisi vardır. Dana kuyruğunu sallar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynuna bağlı ipi hafif bir yoklar... Yan gözle orada uyuklayanı kontrol eder...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir anda başını yukarı doğru kaldırıp ipe asılır, ipi koparır ve çitten atlayıp koşmaya başlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuklayan adam o an aniden bağırır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dana kaçtı..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam sizin televizyonlarda seyredeceğiniz, daha sonra BBC'de AB ülkelerinin vatandaşlarına gösterilecek olan "dana kovalama", olayın başlama anıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dana kaçar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; köyünde, ahırında, evinde, merasında kaçma huyu olmayan dananın burada kaçmasının nedeni; o başına geleceği bilir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanlar sezerler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğmuş bir kedi yavrusunu aşağı doğru itiverin, tırnakları ile yerine yapıştığını, çünkü düşeceğini anladığını göreceksiniz... Bir koyuna sopa ile yanaşın... Bir kuşa yakalamak niyetiyle sokulmaya kalkın... Bir sineğe dahi avucunuzu sallayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tümü sizi anlayacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dana kaçar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil meralardan, annesinden doğduğu sıcak barakadan, sevdiği otlardan, aldığı nefesten olmak istemez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama insanoğlu ilk çağlardan beri önce kendi çocuklarını, sonra başka kabilelerdeki insanları, daha sonra köleleri kesti... Şimdi de danayı keserek cennete gideceğine inanır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik "Çocuklara göstermeyin" denilen, çocuklarından gizli bir ibadettir bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dana kaçar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarısı boynuna bağlı ip sallanır, duvarları atlar, bahçelere sığınmaya kalkar, otoyola çıkar, şaşkın ve çaresiz koşar... Peşindeki insanlar onu bir yere sıkıştırıp yakalarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öbür danaların, koyunların, kuzuların, hatta develerin arasında ertesi sabahı bekler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilenen bıçak sesleri duyulur o sabah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ayağına inen darbelerle yere yatırıldığında, canı son kez yandığında... Gözüne gözüken bir yeşil meranın ortasında, bağlanmamış tek ayağı ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dana koşar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4421770600668705283?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4421770600668705283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/bayram-mnasebetiyle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4421770600668705283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4421770600668705283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/bayram-mnasebetiyle.html' title='BAYRAM MÜNASEBETİYLE...'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-669535353851089247</id><published>2008-12-05T12:42:00.007+02:00</published><updated>2008-12-05T13:27:24.279+02:00</updated><title type='text'>İNDİRİMLERE DİKKAT!!!</title><content type='html'>%50'ye varan inidirimlere çok dikkat edin. Mağazaların kriz döneminde yeni bir strateji geliştirmiş olduklarına kanaat getirdim. Daha önce bir çok mağazanın sadece %10 - %30 arasında değişen indirimler yaptığını ve tek bir üründe veya çok az üründe  (o da genelde tarafımdan asla alınmayacak ürün oluyor) %50 indirim uyguladıklarını ve vitrinlerine de "%50" kısmını iri puntoyla "'ye varan" kısmını ise sırıtmayacak derecede küçük puntoyla yazdıklarını belirtmiştim.  Şöyle ki; ürünlerin üzerinde indirimli fiyatlar genelde yazılı değil. Satış elemanına sorduğunuzda sizi kasaya yönlendiriyor. Beraber okutalım diyor. Bence kendisinin okutup müşteriyi bilgilendirmesi gerek. Kasaya kadar gittiğinizde genelde mağaza müdürü, kasiyer ve satış elemanı üçlüsü (ya da ikilisi) ürünü almanız için üzerinizde baskı kuruyor. Ve siz o anda satın almak konusunda kararsızsanız ürünün size satmaları ihtimali epey yüksek. Oysa aldığınız üründeki indirim oranı çok düşük ve yüzde bilmem kaç yüz karla çalışan perakende tekstil sektörü kardan zarar ettiği halde ortalığı velveleye vermekte. Yapmanız gereken şu; kasaya gelene kadar peşinizde adeta kuyruk gibi gezinen satış elemanına kararlı bir tutumla üründeki indirim yüzdesinin sadece örn: %10 olduğunu ve hala pahalı olduğunu belirtmek. Almayacağım, teşekkür ederim demek ve mağazayı terk etmek. Bu taktirde satış elemanından muhtelemen metazori bir peki efendim veya bir şey değil veya iyi günler şeklinde bir cümle duymanız mümkün. İşte bu davranış şekli, daha doğrusu bizi yürüyen cüzdan olarak görmeleri bende antipati yaratıyor. Bazen alacağım varsa da sırf satış elemanının gereksiz bir hareketi yüzünen alışverişten  vazgeçiyorum. Elbette mağazalar satış yapacaklar ancak müşterinin  "ürüne bakma, beğenmeme ve satın almama" durumunun da satış süreci içinde normal bir davranış şekli olduğunu biri bunlara algılatmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-669535353851089247?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/669535353851089247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/indirimlere-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/669535353851089247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/669535353851089247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/indirimlere-dikkat.html' title='İNDİRİMLERE DİKKAT!!!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6492151813620023012</id><published>2008-12-04T22:36:00.004+02:00</published><updated>2008-12-30T23:05:06.637+02:00</updated><title type='text'>TEPPANYAKİ RESTORAN- VOYAGE BELEK</title><content type='html'>&lt;p&gt;Kerem'in eski fotoğraflarına bakınıyordum. Ne bıdıkmış, ne mini mini şeymiş benim oğlum. Fena halde duygulandım. Fotoğraflara bakarken, Voyage Belek'teki Teppanyaki restoranda çekilmiş kısa bir video buldum. Pek bir arayan var bu tesisi internette. Kısa filmi yayınlıyorum. Voyage Belek'le ilgili yazım için: http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/club-voyage-belek-select.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Videoyu gören parmağını kaldırsın :o) Ben göremiyorum da. O kadar uğraştım tchık tchık!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-3d333cdb83831ee5" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3d333cdb83831ee5%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331256940%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D531ED84436AA01EF2A25A4CCEA199758B884BC52.54AF1EAE0A6658CEA1870BACAAC4F6E0FD859DE6%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3d333cdb83831ee5%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DtkIL-eKjW86BiERMgX7FVISajVE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3d333cdb83831ee5%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331256940%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D531ED84436AA01EF2A25A4CCEA199758B884BC52.54AF1EAE0A6658CEA1870BACAAC4F6E0FD859DE6%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3d333cdb83831ee5%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DtkIL-eKjW86BiERMgX7FVISajVE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6492151813620023012?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=3d333cdb83831ee5&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6492151813620023012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/voyage-belek-teppanyaki-restaurant.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6492151813620023012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6492151813620023012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/voyage-belek-teppanyaki-restaurant.html' title='TEPPANYAKİ RESTORAN- VOYAGE BELEK'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-852617404298782204</id><published>2008-12-04T21:59:00.007+02:00</published><updated>2008-12-04T22:27:43.436+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MAKARNALAR / PASTA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TAVUKLU ANA YEMEKLER / MAIN COURSES WITH CHICKEN'/><title type='text'>TEREYAĞINDA TAZE KEKİKLE SOTELENMİŞ TAVUK BUTLARI- HAVUÇLU, KABAKLI ve  KEREVİZLİ MAFALDINE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STg4-O7x-aI/AAAAAAAAAoM/1UN6ewSE3nw/s1600-h/IMG_3850-1imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STg4-O7x-aI/AAAAAAAAAoM/1UN6ewSE3nw/s400/IMG_3850-1imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276029605276416418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşamın mönüsü. Dün risotto yaparken tavuk suyu için haşladığım butları streçleyip dolaba kaldırmıştım. Bugün Nomu African Heat, 1 diş sarımsak, taze kekik ve biraz tuzla beraber tereyağında sotelediğim butlar pek leziz oldu. Makarna için aklımda pesto sos vardı ancak bir mutfak kazası sonucu dolmalık fıstıklar ve fesleğenim çöpe gitmek durumunda kaldı ki pek yas tuttum :o) Fesleğene bayılırım. Gitti güzelim fesleğenlerim. Buzdolabına baktım ve işe yarmayan iki adet minik kabak, 1 adet kereviz ve havuç. Tamamdır dedim. Bunları sarımsakla soteleyip üzerine de parmesan seprperim. Hem de sağlıklı bir makarna. Peynirsiz olarak Kerem de yer. Makarnaya bir de kereviz yapraklarından doğradım. Bu arada benim muhteşem dörtlüm; balkabağı, kereviz, fesleğen ve muskat (hint cevizi). Kerem bebek mafaldineleri kah yedi kah çekti uzattı oynadı, mama sandalyesinin tablası vıcık vıcık yağ içinde kaldı. Sonra yüzünü, kulaklarını yağ yaptı ve en sonunda da o yağlı elleriyle saçlarını tuttu. Aslında istediğinde kendi kendine döke saça da olsa yemek yiyor ama iş oyun noktasına gelince soluğu duşta alıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-852617404298782204?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/852617404298782204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/tereyainda-taze-kekikle-sotelenmi-tavuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/852617404298782204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/852617404298782204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/tereyainda-taze-kekikle-sotelenmi-tavuk.html' title='TEREYAĞINDA TAZE KEKİKLE SOTELENMİŞ TAVUK BUTLARI- HAVUÇLU, KABAKLI ve  KEREVİZLİ MAFALDINE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STg4-O7x-aI/AAAAAAAAAoM/1UN6ewSE3nw/s72-c/IMG_3850-1imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3061718640880787636</id><published>2008-12-04T21:46:00.004+02:00</published><updated>2008-12-04T22:26:34.485+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TATLILAR / DESSERTS'/><title type='text'>BALKABAKLI CEZERYE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgzoT-cLCI/AAAAAAAAAoE/Vz_EIikrZak/s1600-h/IMG_3841-1imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgzoT-cLCI/AAAAAAAAAoE/Vz_EIikrZak/s320/IMG_3841-1imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276023731114486818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caddebsotan Manavı'ndaki amca sağolsun sadece bir kaç dilim satın almak istediğim halde allem etti kallem etti, yarım balkabağını bana sattı. E bende balkabağına bayıldığım için aldım, eve geldim. Balkabağı çorbası pişirildi. Risotto pişirildi. Sonra rendelenmiş bir dolu kabak kaldı ortada. Bu kabaklardan ne yapsam diye düşünürken aklıma havuçtan yapılan cezerye geldi ve neden balkabağından yapmayayım diye düşündüm. Internetten cezerye tariflerine baktım çoğu bisküvili tarifler ama bisküvili bir şey yapmak istemiyorum. Hanimiş (Işıl Sözer)'in web sitesindeki cezerye tarifini yapmaya karar verdim. Yalnız ben pişirirken hiç su katmadım. Balkabağı rendesinin az da olsa tane tane kalmasını istedim. Balkabağı rendesini önce bir tencereye koydum, sonra üzerine göz kararı şeker ekledim. Biraz muskat (hint cevizi) rendeledim. Suyunu çektikten sonra ceviz ilave ettim. Mutfağımda mermer tezgah olmadığı için bir borcama boşalttım ve üzerini spatulayla düzelttim. Sonra hindistan cevizi serptim ve soğuttum. Çok lezzetli bir  tatlı bu. Hazır alınan cezeryeler kadar katı olmadı ancak kesilerek servis edilebiliyor. Pek tatlı ve unlu gıdalar yemesini tercih etmediği Kerem bebek bayıldı bu tatlıya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3061718640880787636?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3061718640880787636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/balkabakli-cezerye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3061718640880787636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3061718640880787636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/balkabakli-cezerye.html' title='BALKABAKLI CEZERYE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgzoT-cLCI/AAAAAAAAAoE/Vz_EIikrZak/s72-c/IMG_3841-1imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-9046610569434949646</id><published>2008-12-04T21:36:00.002+02:00</published><updated>2008-12-04T22:26:39.820+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PİLAVLAR / RICE'/><title type='text'>BALKABAKLI, ISPANAKLI ve KAJUN BAHARATLI RİSOTTO</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgxiA9aBiI/AAAAAAAAAn8/DJm5_ayXFRY/s1600-h/IMG_3837-1imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgxiA9aBiI/AAAAAAAAAn8/DJm5_ayXFRY/s400/IMG_3837-1imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276021423907407394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlarınızda Pazartesi günü MSA'nın kursunda öğrendiğim risottonun fotoğrafı. Dün akşam yemeği için pişirmiştim ve anında bitti:o) Kesinlikle muhteşem bir tat. Salı günü malzemelerimi aldım. Kajun haratı ve risotto yapımında kullanılan Arborio* pirincini büyük marketlerde bulabilirsiniz. Şimdi farklı risottolar denemek lazım. Çok keyifli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Arborio pirinci: Tanesinin ortasında beyaz benek bulunan yarışeffaf, tombul bir pirinç. Uzunluk/genişlik oranı ve nişasta özelliklerinden dolayı ABD'de orta boy pirinç sınıfına, diğer ülkelerde ise kısa taneli pirinç sınıfına girer. En yaygın kullanım alanı Risotto'dur; bu pirinç ortası sakız gibi, etrafındaki doku da yapışkan olan bir form oluşturur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-9046610569434949646?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/9046610569434949646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/balkabakli-ispanakli-ve-kajun-baharatli.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/9046610569434949646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/9046610569434949646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/balkabakli-ispanakli-ve-kajun-baharatli.html' title='BALKABAKLI, ISPANAKLI ve KAJUN BAHARATLI RİSOTTO'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STgxiA9aBiI/AAAAAAAAAn8/DJm5_ayXFRY/s72-c/IMG_3837-1imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2036099529626210500</id><published>2008-12-02T20:45:00.006+02:00</published><updated>2008-12-02T21:08:47.322+02:00</updated><title type='text'>BAHARATLAR: NOMU</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STWDG359V5I/AAAAAAAAAn0/6CKSSm9hfDo/s1600-h/poultry.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 215px; height: 188px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STWDG359V5I/AAAAAAAAAn0/6CKSSm9hfDo/s400/poultry.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275266692643903378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STWC3HmoLGI/AAAAAAAAAns/TE6Mb7tvPW0/s1600-h/african_grinder.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 188px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STWC3HmoLGI/AAAAAAAAAns/TE6Mb7tvPW0/s400/african_grinder.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275266421979884642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migros'ta keşfettiğim baharat markası Nomu. Bir baharat için Türkiye standartlarında çok pahalı. Ancak bildiğimiz baharatlardan kesinlikle farklı.  Nomu Güney Afrika'lı kadın şef Tracy Foulkes tarafından geliştirilmiş bir proje. Aslında baharat değil de baharat karışımları desek daha doğru olacak. Siz elbette bu baharatları ayrı ayrı alır ya da tazesinden kendiniz elde eder ve karıştırabilirsiniz ama çok da uğraşmanıza gerek yok. Nomu gerçekten çok iyi. African Heat'i aldım ve bir gece önceden marine ettiğim tavuklarımı pişirdim. Oldukça lezzetli tavsiye ederim. Değirmen şeklinde olanları değil de "rub" olanları tercih etmekte fayda var. Web sitesinde "rub" olanlarda katkı maddesi olmadığı yazıyor. Daha fazla bilgi için: &lt;strong&gt;www.nomu.co.za&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2036099529626210500?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2036099529626210500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/baharat-nomu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2036099529626210500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2036099529626210500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/baharat-nomu.html' title='BAHARATLAR: NOMU'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STWDG359V5I/AAAAAAAAAn0/6CKSSm9hfDo/s72-c/poultry.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4320886265190733097</id><published>2008-12-01T20:55:00.007+02:00</published><updated>2008-12-01T21:47:46.864+02:00</updated><title type='text'>WHIRLPOOL MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STQ91WQ17BI/AAAAAAAAAnk/ngMs_exwbtk/s1600-h/collageimz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STQ91WQ17BI/AAAAAAAAAnk/ngMs_exwbtk/s400/collageimz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274909050276277266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi'ndeki (MSA) İtalyan Mutfağı- 1 kursuna katıldım. Sabah 6:30 gibi kalkış. Kerem'e kahvaltı yaptırma ve toparlanıp evden çıkma. Kerem'i, Ataşehir'e anneannemize bırakma ve sonra Etiler'de Alkent içinde yer alan MSA'daki kursa zamanında ulaşabilmek için TEM'e çıkma. Aman Allah'ım trafik korkunçtu. Ben sabahları karşıya iş için arabayla geçmeyeli iki sene oldu. Ne olacak bu İstanbul'un hali bilemiyorun. Ama bir dakika. Hamdolsun, İstanbul Allah'a emanet!!! Trafik sorunumuz da kendiliğinden çözülür bir gün herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kursu İtalyan-İrlanda asıllı, İzmir'li levanten bir aileden gelen ve Fransa'da başaşçılık yapan Gabriele Sponza verdi. Aslında ben daha çok Çin mutfağı mönüsü olan bir kursa katılmayı istemiştim ancak mönü çok hoşuma gittiği için bu kursa katılmaya karar verdim. MSA tarafından izin verilmediği için tarifleri sizlerle maalesef  paylaşamayacağım. Bu kursta mönüdeki yemekleri pişirmek dışında kerevit ayıklamayı, deniz tarağı pişirmeyi, sarımsağı soymanın kolay yolunu, ıspanak yapraklarını damardan nasıl arındıracağımı, etin nasıl dövülmesi gerektiğini, risotto pişirmenin püf noktalarını, benmari usulü tatlı pişirmeyi ve aklıma şu anda gelmeyen bazı şeyleri öğrendim. İlk defa deniz tarağı ve kerevit tattım. Kerevit'in tadı karidese benziyor. Bende çok büyük bir etki yaratmadı ama deniz tarağı muhteşem bir lezzet ancak iyi pişirmek çok önemli eğer çok pişirirseniz lastik gibi oluyormuş, az pişirirseniz de ağzınızda sıvımsı (sanırım jel gibi) bir tat oluyormuş. Kararında piştiğindeyse yemeye doyum olmuyormuş. Herşey çok keyifliydi. Gabriele Sponza'ya amatör kurslara katılanların profilini sordum. Belirli bir profil olmadığını ev hanımlarından, öğrencilere, iş insanlarına kadar farklı profilde insanların katıldığını belirtti. Böylece kendime yeni bir uğraş edindim. Bir dahaki sefere Çin mutfağına katılmayı düşünüyorum. Bu sefer İstanbul Culinary Institute veya Fenerbahçe'deki Electrolux Studio'yu deneyeceğim. Ve son olarak kursun mönüsü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ispanak ve Roka Salatası Yatağında Sotelenmiş Deniz Ürünleri&lt;br /&gt; (Fesleğen ve Lime Vinegrette ile)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İtalyan Usulü Kapari ve Limonlu Bonfile&lt;br /&gt; (Aromatik Domates Püre ve Arpacık Soğan Konfi ile)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Balkabaklı ve Ispanaklı Kajun Baharatlı Risotto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ballı Mascarpone Mousse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: İmge, iyi ki dergiye yazı yazmışsın da çekilişte sana çıkmış culinary kursu. Bana da sebep oldun:o)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4320886265190733097?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4320886265190733097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/whirlpool-mutfak-sanatlari-akademisi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4320886265190733097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4320886265190733097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/12/whirlpool-mutfak-sanatlari-akademisi.html' title='WHIRLPOOL MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STQ91WQ17BI/AAAAAAAAAnk/ngMs_exwbtk/s72-c/collageimz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1004263887498329712</id><published>2008-11-30T21:29:00.003+02:00</published><updated>2008-11-30T21:36:27.703+02:00</updated><title type='text'>BAHARATLAR: Drogheria Alimentari Spice Mills</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STLqktOSTxI/AAAAAAAAAnc/tBUQNxlohZI/s1600-h/41RORy3Z51L__SL160_AA160_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 160px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STLqktOSTxI/AAAAAAAAAnc/tBUQNxlohZI/s320/41RORy3Z51L__SL160_AA160_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274536029939978002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STLqkk3AufI/AAAAAAAAAnU/qEoeLFoyPTY/s1600-h/41C3E2C5VYL__SL160_AA160_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 160px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STLqkk3AufI/AAAAAAAAAnU/qEoeLFoyPTY/s320/41C3E2C5VYL__SL160_AA160_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274536027694873074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migros'ta alışveriş yaparken keşfettiğim ve çok memnun kaldığım Drogheria Alimentari Spice Mills baharatları. Biri deniz tuzu,diğeriyse kara, kırmızı, beyaz ve yeşil tane biber karışımı. Keskin bir tadı var ve ben bayılıyorum. Tavsiye ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1004263887498329712?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1004263887498329712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/baharatlar-drogheria-alimentari-spice.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1004263887498329712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1004263887498329712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/baharatlar-drogheria-alimentari-spice.html' title='BAHARATLAR: Drogheria Alimentari Spice Mills'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STLqktOSTxI/AAAAAAAAAnc/tBUQNxlohZI/s72-c/41RORy3Z51L__SL160_AA160_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3727470894605349371</id><published>2008-11-30T17:37:00.003+02:00</published><updated>2008-11-30T20:01:46.690+02:00</updated><title type='text'>TABURE</title><content type='html'>Abdi İpekçi Caddesi üzerinde (No: 37/2) minicik bir büfe Tabure. Bir tarihlerde Ayşe Arman yazmıştı sanırım. Biz de ağır bir yemek yerine basit bir şeyler yemek istedik ve Tabure'de mola verdik. Çavdar ekmeği ile yapılmış, kızarmış hellim peynirli, fesleğenli ve domatesli sandviç yedim. Yanında da "Yeşil" içtim. Tabure'de böyle yeşil, sarı, kırmızı gibi içecekler var. Benim içtiğimde elma, kereviz sapı, limon vardı. Aynı içecek ananasla da yapılabiliyormuş. Bu arada Ayşe Arman'ın konu ile ilgili yazısını internetten buldum  aynı şeyleri şipariş ettiğimi gördüm. Bilinçaltımda mı kalmış ne. Mehmet sosisli sarma yedi ama sıradan buldu. Tabure ile ilgili fikrim şu: Evet tostları, sandviçleri lezzetli ve içecekleri de güzel ancak hepsine 28 YTL ödedik ki bu rakam İstanbul genelinde basit bir büfe için yüksek bir rakam. Elbette Nişantaşı'nın göbeğinde yer alan kömürlükten bozma bir büfe için makul olabilir. Ona lafım yok ama o fiyata başka şeyler de yenilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3727470894605349371?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3727470894605349371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/tabure.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3727470894605349371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3727470894605349371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/tabure.html' title='TABURE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-869144574540694211</id><published>2008-11-30T15:49:00.009+02:00</published><updated>2008-12-05T22:31:16.703+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇORBALAR / SOUPS'/><title type='text'>BALKABAĞI ÇORBASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STKfoADSmBI/AAAAAAAAAnM/qS_bEIoZeGM/s1600-h/IMG_3817imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STKfoADSmBI/AAAAAAAAAnM/qS_bEIoZeGM/s400/IMG_3817imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274453623161657362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemsa Denizsel'e balkabağı çorbasının tarifini Kantin'in web sitesindeki reçeteler bölümünde yayınlayıp yayınlayamayacağını soran bir e-posta gönderdim. Henüz bir cevap gelmedi. İş başa düştü, internetten tarif aramaya başladım. Türkçe yemek sitelerinde ve yemek bloglarındaki tarifler aklıma yatmadı çünkü hiç birinde kereviz yoktu. Yabancı sitelerde yer alan tarifler içinde de tam anlamıyla budur dediğim bir tarif bulamayınca hepsinden feyzalarak :o) aşağıdaki tarif ortaya çıktı. İyi ki çıkmış çok lezzetli bir çorba. Denemenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 dilim balkabağı(2 dilim sanırım yaklaşık 500 g civarıdır)&lt;br /&gt;2 küçük havuç&lt;br /&gt;Avuç dolusu kereviz sapı&lt;br /&gt;1 adet kuru soğan&lt;br /&gt;2 diş sarımsak&lt;br /&gt;Tereyağı, sıvıyağ&lt;br /&gt;Taze nane&lt;br /&gt;Tane kişniş&lt;br /&gt;Muskat&lt;br /&gt;Tuz&lt;br /&gt;Değirmen karabiber&lt;br /&gt;Su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düdüklü tencereme 1 yemek kaşığından daha az tereyağı koydum. Çok az da zeytinyağı ekledim. Küp doğradığım soğanı ilave edip pembeleşinceye kadar karıştırdım. Gelişigüzel doğradığım kabak, havuç ve kereviz saplarını ilave ettim. Ezilmiş sarımsakları da ekledim. Malzemelerin üzerini biraz geçecek kadar su ilave ettim ve pişirdim. Kerem'den dolayı ve de iyot açısından yemeklerimin tuzunu mümkün olduğu kadar piştikten sonra ilave ediyorum ve çorba da bunun için uygun bir yemek. Pişen çorbayı el mikseriyle püre haline getirdim. Eğer çorbanız katı olmuşsa bir miktar kaynar su ilave edebilirsiniz. Biraz muskat rendeleyip, bir tutam tane kişniş serptim. Kerem için bir miktar ayırıp gerektiği kadar tuz serptim ve iyice  karıştırdım. Servis yaparken nane yapraklarıyla süsledim ve değirmen karabiber serptim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-869144574540694211?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/869144574540694211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/balkabai-orbasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/869144574540694211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/869144574540694211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/balkabai-orbasi.html' title='BALKABAĞI ÇORBASI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/STKfoADSmBI/AAAAAAAAAnM/qS_bEIoZeGM/s72-c/IMG_3817imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7820250059264016522</id><published>2008-11-27T23:00:00.006+02:00</published><updated>2008-11-28T23:26:07.652+02:00</updated><title type='text'>HANGİ ESPRESSO MAKİNESİ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SS8KlNYnGwI/AAAAAAAAAnA/waWTJ0gk_sE/s1600-h/collage1imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SS8KlNYnGwI/AAAAAAAAAnA/waWTJ0gk_sE/s400/collage1imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273445323038464770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zor bir konu. Kahve konusunda eğitim almış değilim. Daha önce espressoyla ilgili kısa bir post yazmıştım. Şimdi haddim olmayarak biraz daha detaya gireceğim. Espresso İtalyan kökenli ve İtalyanca "esprimere" kelimesinden geliyor, İngilizce "express" ve Türkçe "ivedilikle, çabuk yapılan" anlamında. Kısaca, öğütülmüş kahvenin belirli bir basınçla sıcak sudan çabucak geçirilmesiyle yapılan espressonun püf noktası anladığım kadarıyla bu basınç meselesi. Kahveniz çok kaliteli olabilir, gerektiği gibi çekilmiş olabilir, suyunuz iyi olabilir ama basınç miktarı da bir o kadar önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki kahve zincirlerinde her ay ne kadar para harcadığınıza hiç dikkat ettiniz mi? Etmediyseniz bence bir hesaplayın. Dışarıda yoğun kahve içmeye Strabucks'la başlamıştım. Zamanla Starbucks'taki soğuk kahveleri içemez oldum. Şu anda nadir de olsa gittiğim kahve zincirleri ise Nero ve Tchibo. Bu arada Nero'nun kahveleri ne kadar iyiyse paninileri de bir o kadar berbat. Oysa ekmeği ve malzemesi iyi olan panini muhteşem bir sandviçtir. Ancak İstanbul'da adam gibi panini yapan bir yer bilmiyorum ben. (Yazarımız sesli düşünüyor: Acaba panini işine mi girsem? :o)) Balayımızda Quartier Latin'de aylaklık ederken hem mideye hem cebe hitap etmiş muhteşem paninilerin üzerine, Cadde'mizdeki Paul'e gidip hiç de makul olmayan bir fiyata patlıcanlı panini sipariş etmiş ancak son derece başarısız, arasına ızgara patlıcan ve bilumum malzeme sıkıştırılmış kuru ekmekten hallice tostumsuyu bitirememiştim. Ne diyordum ben, nereden bu konuya geldim? Efendim, sonra eve bir espresso makinesi almanın mantıklı olacağını düşündüm. Hem her an elimin altında olması iyi fikirdi. Araştırma yapmaya başladım ancak Türkçe sitelerde herhangi bir tavsiyeye rastlayamadım. Böylece amazon.com'daki kullanıcı yorumlarını okudum. İlk anladığım nokta manuel bir makineyle uğraşamayacağımdı. Dolayısıyla otomatik bir makine almalıydım. Club Med'de Nespresso'nun kapsülleri kullanıldığı için oradaki barmenlerle sohbetlerimizde bize Nespresso'nun makinesini almamızı tavsiye etmişlerdi. Bu arada mutfağım çok geniş olmadığından ve de mutfak eşyalarına meraklı olduğum için her yer tıka basa dolu olduğundan, fazla yer kaplamayan bir makine almalıydım. Kahvenin tadı da her zaman aynı olmalıydı ki bu da kapsüllü makine demekti. Araştırmalarım beni Nespresso'ya götürdü. Kapsülün güzelliği kahveyi uzun süre taze saklayabilmesinde. Ayrıca makine parçalarını kahveden temizlemekle uğraşmıyorsunuz ve her zaman aynı sonucu daha doğrusu aynı tadı alıyorsunuz. Nespresso'nun ürün gamı oldukça zengin. Kafeinsiz ve lungo karışımları ve ayrıca her sene değiştirdikleri limited edition karışımları mevcut. Geç saatte kahve içmek istediğimde kafeinsiz içiyorum ki sabaha kadar tavanı seyretmeyeyim. Nespresso dışında Saeco, Gaggia veya Cimbali alternatif olabilir. Ancak fiyat fayda oranı açısından bence eve alınabilecek en iyi makine Nespresso gibi görünüyor. Paranız çoksa siz bilirsiniz elbet. Arman Kırım'ın da bu konuda bir yazısını okuyunca ne yalan söyleyeyim içim rahatlamıştı. Nespresso'nun makine fiyatları benim aldığım döneme göre daha da düşmüş ve artık elektronik marketlerde de satılıyor. Arman Kırım'ın espresso ile ilgili yazıları için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=482894&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9183786&amp;yazarid=123&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nespresso'nun web sitesi için: &lt;strong&gt;www.nespresso.com.tr&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de küçük not, evde kahve yaparken Monin ve Torani'nin şuruplarını kullanabilirsiniz. Kadıköy'deki Brezilya Kurukahvecisi'nde kahve şuruplarını bulabilirsiniz. Ancak sugar free olanları yok. Kadıköy dışındakiler şarküterilerde, gurme marketlerde bu şurupları bulabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makineleri netten inceleyebileceğiniz için ben evdeki espresso fincanlarımı konu için fotoğrafladım. Ve bir de sevgili okur, gönül isterdi ki hafta sonu atlayalım uçağa gidelim Trieste'deki Cafe İlly'de içelim espressomuzu. Di mi ama? Çok mu uçtum? Derhal kafaya sopa yiyen smiley ikonu yazıyorum ve kendime geliyorum :o)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bir şekilde link girdiğimde almıyor, o yüzden bold yazmak zorunda kaldım. Artık copy-paste yaparsınız napalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7820250059264016522?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7820250059264016522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hangi-espresso-makinesi_27.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7820250059264016522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7820250059264016522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hangi-espresso-makinesi_27.html' title='HANGİ ESPRESSO MAKİNESİ?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SS8KlNYnGwI/AAAAAAAAAnA/waWTJ0gk_sE/s72-c/collage1imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3838450409069258700</id><published>2008-11-27T14:41:00.003+02:00</published><updated>2008-11-27T14:52:47.861+02:00</updated><title type='text'>Pizza mista della Mare Nera, Engin Ardıç 27.11.2008 Sabah</title><content type='html'>Dante'nin "Divina Commedia" isimli dev eserinden bir dize okumadınız, bu satırı ünlü İtalyan şairlerinden Leopardi ya da Marinetti falan da yazmış değildir...&lt;br /&gt;Fatih Terim'e ( "imperatore!" ) ya da onun İtalyanca hocası Donatella'ya sorarsanız da bilemezler.&lt;br /&gt;Çünkü garson Hıdır yazmış.&lt;br /&gt;Pizza mista della Mare Nera, "karışık Karadeniz pidesi" demek.&lt;br /&gt;Fakat, Türkçesi'ni "Hacı Baba'nın Fırını" gibi biryerlerde altı ya da sekiz liraya yiyebilirken, İtalyanca isterseniz otuz altı lira yazarlar. Gözümle gördüm.&lt;br /&gt;Doksanlı yıllarda, önce İstanbul'da, sonra Ankara'da "yeni zengin söğüşleme merkezleri" pıtırak gibi açıldı.&lt;br /&gt;Bunlar genellikle yeni burjuvazinin tepiştiği Levent-Etiler taraflarında, hani Levent ve Etiler'i bizim çocukluğumuzda Levent ve Etiler yapan "bahçe içinde iki katlı evlerden" tornistan lokantalardı. &lt;br /&gt;"Manita götürülen balık lokantalarından" farklıydı bunlar, buralarda öğle vakti iş yemekleri yeniyor, akşamları da mum ve şarap eşliğinde, yabancı filmlerde görülen muhabbetler taklit ediliyordu... (Yalnızca salatayla beslenen "iş kadınlarının" proteini nereden aldıklarını da bir türlü anlayamadım hayatım boyunca, öğle yemeğinde şarabı çeken işadamının öğleden sonra nasıl çalışabildiğini, toplantılara falan nasıl girebildiğini de...) &lt;br /&gt;Bu tür lokantaların bütün numaraları, heryerde bulunabilecek yemeklerin fiyatlarını dörde beşe katlamaktı.&lt;br /&gt;Yeni zengin, ürünün pahalı olunca iyi olduğunu varsayıyordu.&lt;br /&gt;İskender yerine Alexander yemeye başlamıştı! &lt;br /&gt;Anadolu içlerinden gelip balıkla yeni tanışan ve bizim kediye verdiğimiz istavrite üç yüz lira ödeyen, böylece yanındaki manitaya hava atan da aynı tuzağa düşüyordu, buralara uyum sağlayamayıp rahatsız olan ve sonunda gene soluğu "Hacının Kayınçosunun Bacanağının Yeri" gibilerden lüks kebapçılarda alan "mafya kokulu" karanlık adamlar da, alafranga takılan bankacı mankacı plaza çocukları da...&lt;br /&gt;Bunun da dönem dönem "modası" vardı. Bir kış bütün yeni zengin takımı bir tek lokantaya akın ediyor, kapılardan dönülüyor, masa bulmak için millet birbirini yiyor, ertesi kış hoop başka bir lokanta moda olunca herkes oraya geçiveriyor, aynı "izdiham" bu kez orada yaşanırken eskisi bomboş kalıveriyordu... &lt;br /&gt;Sonra daha "ciddi" lokantalar da açıldı tabii, artık "tempura" bulmak da mümkündü (Japon usulü karides tava), bizim Hakan'ın kavından ucuza kapatılmış Chateau Petrus şarabı da...&lt;br /&gt;Fakat "söğüşleme" düzeni hep aynı kaldı.&lt;br /&gt;Çünkü amaçlardan biri ve en önemlisi de karın doyurmak değil, orada kendi sınıfdaşlarına kendini göstermekti, "ispatı vücut" yani... Para sorun değildi.&lt;br /&gt;Gazeteci arkadaşımız Bülent Cankurt ünlü bir lokantaya gitmiş, iki tabak makarna, bir diyet kola ve bir kahveye yüz on altı lira bayılmış, "kriz buralara uğramamış" diyor...&lt;br /&gt;Uğramaz. Yeni Türk zengini, İtalya'da kamyon sürücülerinin ve tarım ırgatlarının içtiği Chianti'yi "lüks şarap" sandığı sürece uğramaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Bu yazıya sitede yer vermem, yazarı sevdiğim anlamına gelmiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3838450409069258700?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3838450409069258700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/pizza-mista-della-mare-nera-engin-ard.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3838450409069258700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3838450409069258700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/pizza-mista-della-mare-nera-engin-ard.html' title='Pizza mista della Mare Nera, Engin Ardıç 27.11.2008 Sabah'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3846775139568447057</id><published>2008-11-24T14:58:00.004+02:00</published><updated>2008-11-27T20:37:54.422+02:00</updated><title type='text'>EKSPRES NOTLAR</title><content type='html'>*Özsüt çikolatalı eklerin tadını ve kalitesini bozmuş. Çikolata parçaları (kriz mi müsebbip acep?) yokolmuş. Mönüye çikolatalı yerine kakaolu ekler yazsalar  olur kanımca. Abidik gubidik işlerle ilgilenme modumda olduğum için üşenmedim ve web siteleri üzerinden ilettim mazuratımı. Tık yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*City's Cookshop'ta teriyaki soslu biftek yedim ve beğenmedim. Yanında servis edilen ıspanak aşırı tuzluydu, tansiyonu olanı götürüverirdi maazallah. Bir de Cookshop'un servis ettiği ekmekler Bakery yazısına yakışacak nitelikte olmalı. Şu anda sunulan ekmekleri evde soframa koymam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mudo Garage için Maslak'a gitmeye gerek kalmadı. Nişantaşı mağazası açılmış. Ancak haberim oldu. Her ikisini de hafta sonu teftiş ettim. Nişantaşı'na gitmek kafi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Mağazalar indirime girdiğinde Cadde şubelerinde bir şey bulmak mümkün değil anında talan ediyor hatun kişiler. Dirsek atmaca, ittirmece de cabası. Zaten bebekle ve pusetle gitmek ayrı bir yazı konusu. Size indirime giren mağazalarda rahatça alışveriş yapılacak adresi veriyorum: Palladium. Mango'da %50 'ye varan indirim başladı ve  ilk gün sabah saatlerinde Palladium Mango bomboştu.  Önceden göz koyduğum dekolte elbiseyi rahatlıkla deneyip alabildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Nişantaşı'nda açılan Muji'ye bakındım durdum. Eşyanın yalın hali. Vallahi güzel şeyler var tamam ama benzer şeyleri çok daha ucuza İkea'da bulmak mümkün. Nişantaşı insanını gayet ilgili gördüm mağazayla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Eski postlardan birinde Backhaus'tan bahsetmiştim. Benim bildiğim İstinye Park ve Nişantaşı'nda şubeleri var. Tatlı kurabiyeleri gayet başarılı ancak zeytinli ciabatta için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Denemeyin bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ve son olarak mağazalardan gelen indirim mesajlarından fenalık geldi. Aman dikkatli olun. Genelde %50'ye varan indirimlerden bahsediliyor ama tamamen müşteri çekme mantıklı ucuz pazarlama numaraları çoğu. Gidiyorsunuz bazılarında tek bir ürün o da en ucube olanı %50 inmiş bazen bir tane bile %50 indirime giren ürüne rastlamıyorsunuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3846775139568447057?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3846775139568447057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/ekspres-notlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3846775139568447057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3846775139568447057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/ekspres-notlar.html' title='EKSPRES NOTLAR'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-167769205119508262</id><published>2008-11-22T23:05:00.005+02:00</published><updated>2008-11-23T21:21:21.822+02:00</updated><title type='text'>KANTİN ve MUHTEŞEM BALKABAĞI ÇORBASI</title><content type='html'>Uzun süredir gitmek istediğim ve sahibi aynı zamanda da aşçısı Şemsa Denizsel ile ilgili bir çok yazı okuduğum Nişantaşı Kantin'e sonunda bugün gidebildik. Kantin,  Akkavak Sokak'ta bir apartman dairesinde faaliyet gösteriyor. Yeri kısıtlı olduğu için küçük masalarla servis veriyor ancak masalar arasındaki mesafe hiç fena değil, pek rahatsızlık duymuyorsunuz. Müşteri profili düzgün ve benzer olduğu için de sorun yaşamayacağınız bir restoran. Kapıdan girip sağa döndüğünüzde sigara içilebilen ön kısımda oturabiliyorsunuz. Sola dönerseniz arka tarafa bakan ve sadece bir kaç masanın yer aldığı sigara içilmeyen bölümde yemeğinizi yiyebilirsiniz, ki biz de yemek yerken sigara dumanına tahammül edemediğimiz için bu bölümü tercih ettik. Kantin'de günün mönüsü duvarda asılı karatahtaya yazılıyor. Yemeklerle ilgili detayları servis elemanlarına sorabilirsiniz, mönüye son derece hakimler. Gelelim Şemsa Denizsel'in kim olduğuna. Şemsa Denizsel Londra'da Halkla İlişkiler üzerine eğitim almış. Sonra çeşitli basın kuruluşlarında ve reklam kampanyalarında yemek fotoğrafı stilisti olarak çalışmış. 2000 senesinde esnaf lokantalarından ilham alarak, öğle yemeği  servisi vermek fikriyle Kantin'i açmış. Ve bilenler biliyor. Kantin zamanla bir Nişantaşı klasiği olmuş. Ben web sitesindeki "yemek gibi yemek" cümlesini pek sevdim. Kaliteli malzemeler kullanmaya özen göstermelerini de. Peki ne yedik ne içtik? Açılışı balkabağı çorbası ile yaptık ki, tek kelimeyle muhteşemdi. Tatlı yemeyi planladığım için, yarım porsiyon çorba sipariş ettiğime hayıflandım. Görüntü, sunum, koku ve lezzet olarak kesinlikle muhteşemdi. Baharatların çok iyi kullanılmış olduğunu düşündüm. Ne rahatsız edecek kadar fazla ne de eksik. Kantin'in web sitesindeki reçeteler bölümüne baktım ama tarifi yoktu. Umarım Şemsa Hanım, tarifi elbette sır değilse :o), en kısa zamanda yayınlar da biz de evde yapabiliriz. Yoksa Nişantaşı'na her gittiğimde o gün mönüde balkabağı çorbası var mı diye bakabilirim. Ana yemek olarak ben çinekop, Mehmet'se közbiberli piliç sarma tercih ettik. Bu arada servis elemanına tavsiye edebileceği, Kantin'e özeldir diyebileceği bir şey olup olmadığını sordum ve bana organik haşlanmış mevsim sebzelerini önerdi. Pek aklıma yatmasa da boş bulunup sipariş ettim ki tahmin ettiğim üzere lezzetli ancak özelliksiz bir tercihti. Fırında pişirilmiş çinekopları pek beğendim ama yanında servis edilen patates için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tabakta çok çok hoşuma giden şeyse limon mandalıydı. Ben bu ismi taktım. Bildiğiniz limon dilimi mandalımsı bir nesneye takılmıştı ve limon suyunun akması için hafifçe bastırmanız yeterli oluyordu. Daha önce lüks geçinen balık restoranlarında bile böyle bir nesneye rastlamadım. Ne elinize limon bulaşıyor, ne de sağa sola sıçrıyor. Küçük bir detay belki ama bana pek hoş geldi. Közbiberli piliç sarma servis edilince elbette ben de tattım ve halen tavuk etiyle aram olmamasına rağmen pek lezzetli buldum. Bendeniz su içmeyi tercih ederken, Mehmet taze nar ve portakal karışımı içti. Taze meyve suyu servis ettikleri bardaklarını küçük ve miktarı az bulduğumu belirtmem gerek. Kırıntı'daki dev bardaklara alışık olduğumdandır belki bilemiyorum. Cheesecake veya günün tatlısı portakallı up side-down yemeyi planlamıştım ama midemden doydum sinyalini alınca vazgeçtim ve başka bir sefere sırf tatlı-kahve faslı için gelmeye karar verdim.  Şimdi biraz fiyatlardan bahsedeyim. Balkabağı çorbası 5,5 YTL, çinekop 19,5 YTL, közbiberli piliç sarma 15,5 YTL ve organik sebzeler 15,5 ytl. Bu arada yemek listesi mevsime göre değişiyormuş.  Aklım rozbifli salatada, pizza benzeri çıtırlarda ve bir de tatlılarda kalarak Kantin'den ayrıldık.  Bir de hala düşünüyorum balkabağı çorbasında muskat mı vardı, kruton dışında kereviz de doğranmış olabilir miydi? Çözemedim ama en kısa zamanda balkabağı çorbası pişireceğim o kesin. Son olarak sizleri Şemsa Denizsel'in ilk olarak Defne Koryürek'in blogunda yer alan (http://fikirsahibidamaklar.blogspot.com) &lt;br /&gt;hoşuma giden, beni gülümseten ve özellikle "yemek yemeye değil görünmeye gidiyorlar bölümüne tamamen katıldığım"  yazısıyla baş başa bırakmak istiyorum (umarım Şemsa Hanım alıntı yaptığım için bana kızmaz): &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“SALATA DİDİKLEMEK” YADA “YEMEK YEMEK”&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu yemeğe çıkıldığında, özellikle öğlenleri, “salata yeme” durumu? Yada acaba “kadınların salata yeme” ... durumu mu demeliyiz? Nişantaşı, Etiler veya Bağdat Caddesi cafe ve lokantalarına öğle saatlerinde yolunuz düşerse, masalardaki nüfus çoğunluğunun kadın olduğunu ve bunların da çoğunun salata yediğini görürsünüz. İşin kötüsü bu salatalar iştahla yenmemektedir. Tadları kötü olduğu için mi? Kimisi olabilir ama kötüyse de bu kadınlar üst üste hergün, tekrar tekrar, bu salataları sipariş etmezlerdi. Hayır mesele tatsızlık falan değil. Bu salatalar yenmiyor, didikleniyor! Yeni bir yeme şeklinin ifadesi bu. “Salata didikleniyor”. İştahsız küçük çocukların yaptığı, lokmaların ağızda büyümesi, bir yanaktan öbür yanağa transfer olması, eh, yaş itibariyle şık olmayacağı için mecburen tabaktaki salatalar çatalın yardımıyla, belli bir tavırla tabakta oradan oraya itiliyor, belli bir itinayla aralardan göze kestirilen bir lokma, miniminnacık bir lokma, isteksizce ağıza götürülüyor ve yavaş yavaş çiğneniyor. Ve çoğu zamanda uzun uzun çiğnenip sindirimin ağızda başladığı kanıtlanıyor. Şimdi bu bir tavır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer tavır ise şöyle gözlemlenebilir: bu kalabalığın arasında daha az sayıdaki erkekler ve kadın kalabalığının içindeki azınlıkta kalan bazı kadınlar ise “yemek yemek”tedir. Yani normal veya ileri düzeyde bir iştahla önlerindeki salata dışı, gerçek yemekleri yiyenler. En temel içgüdüyü sağlıklı bir biçimde yerine getirenler. Yani, normal insanoğlu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki tavrı birbirinin tam karşıtı olarak algılıyorum. Nedir mesele?  Anladığımı söyleyemiyeceğim. Salata sevmediğim düşünülmesin. İyi malzemeyle layıkıyla yapılmış bir salata da iştah açıcı bir yemek olabilir. Ama buradaki anahtar kelime “iştah açıcı”. Tamamen farklı mekanlarda birbirinin aynı salatalar,  -yani atom salata veya en iyi ihtimalle mesclun yeşillikler üstü aynı tavuk/et/deniz mahsulleri- benzer tabak tanzimleri ile yaratıcılıktan tamamen uzakta birbirinin daha iyi veya daha kötü kopyası salatalar. Hep aynı, hep aynı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebep hafif bir şeyler yiyivermek mi? Hani öğleden sonra çalışılıyor ya. Sebep, yada sebeplerden biri bu olabilir. Ama o koca mönülerde hafif, ağırlık yapmayacak – yani, insanın uykusunu getirmeyecek- başka hiç bir seçenek yok mu? Eğer gerçekten yoksa, o mekanların sahiplerine-işletmecilerine-aşçılarına toptan yuh. Ama genelde durum öyle olmuyor. Mönülerde ağırıyla hafifiyle pek çok seçenek bulunuyor. Haa, siz  beğenmiyorsanız başka yere gidilebilir. Hoş pek çok diğer mekanda da mönüler genellikle nerdeyse fotokopi mantığıyla hazırlanmış oluyor. İfadeler değişiyor, tanımlamalar farklılaşıyor ama yemekler hep aynı. Neyse, bu tamamen başka bir konu: Koskoca İstanbul’da yaratıcı davranabilen kaç yemekçi var? Ve bu yemekleri koyabilecek kaç cesaretli işletmeci var? Yada alıştığının dışında farklı lezzetleri denemek isteyecek kaç müşteri var? Ama dediğim gibi bu başka bir yazının konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri dönelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ay bi salata yiyecem!”  Herkes mi diyette? Yada “ay bi salata yiyicem”  bu kadar mı trendi bir durum? N’oldu hani, “dolma yiyicem” yada “şöyle kanlı bir bonfile yiyicem”e? İŞTAH NERDE, İŞTAH? Bu yemek karşısında kırıtma durumu da nerden çıktı? Yemeğin bir nimet olduğu unutuldu mu yada nimet çeşit ve bolluğu var da, yemeğin önemi mi kalmadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi daimi diyette olanları ele alalım. Tercihten yada mecburiyetten diyet yapılıyor olabilir. Peki, bu diyetler ne çapta bilinçle yapılıyor? O salataları yiyen hanımlar çoğu zaman yedikleri salataların, içindeki malzemesi ve sosuyla inanılmaz kaloriler içerebileceğinin farkındalar mı? Yada salata mıdır tek rejim yemeği? Sağlıklı başka seçenekler yok mudur? Sorunun cevabı, var, ama onlar bilincinde değiller. Yada, belki de daha doğrusu, bu aslında diyet yapıldığı için tercih edilen bir durum değildir. Bu halihazırda geçerli olan şık-cool-trendi bir tavırdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu tavır? Ben anlamıyorum. Anlayabilenlerin beni de aydınlatması için ricacıyım. Zira, tekrarlıyorum, bunun diyetle ilgili bir durum olduğuna inanmıyorum. Yemek yemenin temel bir içgüdü olmasının dışında önemleri var. Bir keyif, bir tatmin, bir paylaşma, bir keşif... pekçok kişi için pekçok anlamı içinde taşıyan bir eylem. Ama ne zamandır bir suçluluğu da içinde barındırır oldu, tam kestiremiyorum. Bu, zayıflığın moda olmasıyla başlamış olabilir. Ama, bence dış görünüşlerin, dünyaya fiziksel ve davranışsal olarak nasıl yansıdığımızın belli çevreler için en önemli olduğu zaman başladı. Zayıf gözükmenin yanı sıra, zayıf gibi davranmanın da şart olmasıyla başladı. Trendleri takip eden, sadece gözüken ve pazarlanan dünyanın birincil öneme taşındığı bir toplumun işi olarak yansıyor. Yemek yiyen ve bundan keyif alan herkes şişman mıdır? İmaj bu! Ama nice sağlıklı kilolardaki insanların yemeğe düşkün olduklarını da göz ardı etmeyelim. Lezzet düşkünleri ille de şişman olmaz. Lezzetli ve kaliteli yemekler yemenin, çok yemekle  karıştırılmaması lazım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yemek yemeyen ama sürekli yemeğe çıkan bir kesim var. Bunların çoğu o mekanlara gerçekten yemekleri iyi olduğu için gitmiyorlar. Oralarda gözükmek “in”. &lt;/strong&gt;Sakın yanlış anlaşılmasın, yemek sosyal bir olaydır ve paylaşıldıkça güzelleşir. Nasıl bir ortamda, hangi ambiyansta, nasıl sunulduğu, servisin kalitesi, sofranın kimlerle paylaşıldığı çok ama çok önemlidir. Ama hiçbir zaman yemeğin kendisinden daha önemli değildir.  İngilizcede “eşitler arasında birinci”  (first among equals) diye bir tanımlama var. Yemek, ambiyans, servis ve sunum arasında da işte böyle bir durum vardır. Hepsi çok önemlidir; hepsi birbirini tamamlar; amma...  Bu, özellikle, bizim ülkemizde her zaman böyle değil. Londra, Paris yada NewYork gibi dünya yemek başkentlerinde, söylediğim “eşitler arasında birinci” kuralı geçerli. Eğer bir mekanın yemeği iyi değilse, diğer konularda ağzıyla kuş tutsa gene de olmuyor. Ama, maalesef bu bizim ülkemiz için geçerli değil. Ambiyans ve doğru PR (halkla ilişkiler) bizde işi bitiriyor. Neden? Bu mekanlara gidenlerin çoğunun yemek hakkında bir fikri yok. O yada bu yemek yazarının, (hatta bazen yemek yazarı olmayanların) methetmesi ve popülerliği takip eden bazı basın organlarının mekanı “in” ilan etmesi yetiyor. Bir diğer kesim içinse yazılı basınla olmasa da kendi içlerindeki PR mekanızması sonucu –yani, belirli bir kişi ve grubun tercih etmesi ile- başarıya ulaşan mekanlar oluyor. Zaten çoğunlukla da bu şekilde isimlenen mekanları daha sonra yemek yazarları ve basın ‘keşfediyor’  ve o mekanı pazarlıyor. Pazarlama diyerek, bu yemek yazarlarının bu işlerden bir gelir elde etiğini kastettiğim sanılmasın. Yada bu yemek yazarlarını onaylamadığım düşünülmesin. Kimseyi onaylamak yada onaylamamak benim haddime düşmez. Üstelik bunun bir sektör olduğu unutulamaz. Ve bu sektörü yaratanların sadece yemekçiler veya işletmecilerle kısıtlı olmadığı. Ticari anlamda ciddi paraların döndüğü, üretenden başlayan, sonucu yiyen müşteriye uzanan bir zincir bu. Ve yemek eleştirmenleri de bunun çok önemli bir parçası. Sadece, bu eleştirmenlerin hepsi yeterince bilgili olmadığı için, oturdukları köşeleri hakeden sayısı çok az. Bazıları ise yemek konusunda gerçekten bilgili, becerikli, meraklı ve açık. Ama zaten onların yazıları da ona göre oluyor ve anlaşılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, konuyu iyice dağıttım. Mesele yemek eleştirmenleri veya sektör değil. Yemekle ilgili oluşmuş tavır. Yemek yükselen bir trend. Avrupa veya Amerika’da halen geçerli olmakla beraber, bu trend artık yaşlandı.  Bizde ise, bence, Nişantaşı Downtown’ın açılmasıyla ilk tohumlarını atmış, kıpırdanmaya başlamış bir trend. Türkiye için bir ilk olan, okuyup gelmiş ve profesyonel olarak çalışan bir KADIN şefle (Ceren Büke), yakışıklı ve okullu bir erkek şefin (Mehmet Gürs) yönetiminde doğru zamanlamayla ve doğru bağlantılarla açılmış olan Downtown, bu trendi Türkiye’de başlatan mekan oldu. Onu diğer mekanlardan ayıran ise bu iki şef oldu. Zira o zamana kadar Türkiye’de yemeği kimin pişirdiği bilinmezdi. Ki bu genelde Bolu’lu ustalar olurdu. İsimsiz Bolu’lu ustalar. Yemek pişirene isim verilmesi bu iki kişiyle oldu. Ve Türkiye için yeni bir dönem başladı. Yemekle ilgili herşey, malzemeden pişirmeye, pişirenden yiyene herşey farklı önemler kazandı. Ve bunlara verilen önem de gittikçe artıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama peki, yemeğin kendisinin ve ondan alınabilecek keyiflerin de bu kadar önemsendiği bu duruma rağmen, niye bu kadınlar ve bazı erkekler hala salata didikliyorlar? Üstelik orta sınıf insanımız için dışarıda yenebilecek yemeğe verilecek para, artık bu durumu imkansız kılarken, ve bu keyifleri sadece belli bir kazanç seviyesinin üstündekiler yapabilirken. O şık mekanları dolaşan, belli bir eğitim seviyesinin üstünde olduğunu varsaydığımız, ve trendleri esas takip eden bu kitle niye hala sadece salata didikliyor? Mevsimlik, kaliteli malzeme kullanarak layikiyle pişmiş yemekler, ve bunlar için duyulan iştah nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kendi dükkanımda gördüğüm, iyi yemeğe meraklı bir kitle var. Ama bunlar kendilerini ortaya atmış, sağda solda fotoğrafları çıkanlar değil. Maddi durumu ve eğitim düzeyi hangi seviyede olursa olsun, yemeğe önem veren insanlar var. Kadınlar, bu kitlenin içinde, üzülerek söylüyorum ki, çoğunluğu oluşturmuyorlar. Erkekler yemeğe daha düşkünler. Miktar olarak daha çok yiyebilmelerinden bahsetmiyorum. Yediklerini iştahla yemelerini kastediyorum. Zaten genel olarak tüm cafe ve lokantalarda iştahla “yemek yiyen”lerin çoğunluğu erkek oluyor. Diğerleri ise salata yada önlerindeki diğer herhangi bir yemeği “didikliyorlar”. Ama ne mutlu bana ki, benim dükkanımda, diyette olsa bile yediği ufacık bir porsiyonu keyif alarak yiyen kadın ve erkekler var. Ve ben onlar için yemek pişiriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-167769205119508262?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/167769205119508262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/kantin-ve-muhteem-balkabai-orbasi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/167769205119508262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/167769205119508262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/kantin-ve-muhteem-balkabai-orbasi.html' title='KANTİN ve MUHTEŞEM BALKABAĞI ÇORBASI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3872656911233423542</id><published>2008-11-20T23:17:00.004+02:00</published><updated>2008-11-20T23:23:39.262+02:00</updated><title type='text'>KLASİK ARABALAR MÜZAYEDESİ,  23.11.2008</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXT74JvX5I/AAAAAAAAAmo/_0xR4TneSjc/s1600-h/classic_car.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 257px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXT74JvX5I/AAAAAAAAAmo/_0xR4TneSjc/s320/classic_car.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270851964546015122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı blogcunuz yemedi, içmedi, uyumadı sizin için Pazar günü aktivitesi araştırıp buldu. Şaka bir yana alıp almamak dert değil o arabaları görebilmek bile büyük bir keyiftir bence. Antika arabalara meraklıysanız bu Pazar, Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampüsü'nde 125 adet araba sizi bekliyor. Konu ile ilgili detay için www.traraba.com'dan alıntı yapıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Müzayedeyi düzenleyen TR Classic Car dergisinin sahibi Bülent Aydın, otomobilleri bulmak için Anadolu’yu gezdiklerini belirterek ‘Altı ayda 50 bin kilometre yol yaptık’ diyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağa çıktığınızda hemen fark edersiniz onları. Bir kovanın içindeki boncuklar arasında inci tanesine benzer klasik otomobiller. Sahiplerinin, çocuğunun hafif bir öksürüğünde telaşlanan anneler gibi üzerine titrediği otomobillerdendir bunlar. Klasik otomobile sahip olanların tipik davranışları vardır: Arabalarını parlatmaktan vazgeçmezler, devamlı yağını, suyunu, motor aksamlarını kontrol ederler… Son yıllarda hareketlenen klasik otomobil dünyasının gündeminde önemli bir müzayede var. Bu müzayedede tam 125 klasik otomobil yeni sahipleriyle tanışacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En Eskisi 93 Yaşında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TR Classic Car adlı dergi, 23 Kasım pazar günü saat 13.00’te, Etiler’deki Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampusu’nda üç gün sürecek olan bir müzayede düzenliyor. Kampus içerisindeki kapalı katlı otopark ve Ayhan Şahenk Salonu’ndaki müzayedede, kişisel koleksiyonlar, garajlar, atölyelerden çıkan ve yurtdışından getirilen 125 antika, klasik otomobil açık artırma usulüyle satışa çıkarılacak. Müzayedede 1915-1986 yılları arasında Ford’dan Chevrolet’ye, Mercedes’ten Cadillac’a, Oldsmobile’den Buick’e kadar varlığını bugün de devam ettiren ya da otomotiv dünyasında tarih olmuş markaların modelleri olacak. Müzayedede en pahalı otomobil 1958 Mercedes Benz 190 SL. Üstü açık spor otomobilin açılış fiyatı 155 bin YTL. En eski otomobil ise 1915 model Ford Model-T Bucket… Bu otomobil 39 bin YTL açılış fiyatıyla satışa sunulacak.&lt;br /&gt;Yurtdışındaki müzayedelerin, klasik otomobil dünyasında piyasa oluşumu için en önemli etkinlik olduğunu ifade eden TR Classic Car Dergisi Sahibi ve Yayın Yönetmeni Bülent Aydın, müzayede ile ilgili olarak şu bilgileri veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Envanter Çalışması Var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘‘Klasik otomobilcilik, sevgi unsurunun yanı sıra ticari unsurunun da olduğu bir hobi. Ticari unsur, özellikle yurtdışında daha ön planda. Örneğin Almanya’da klasik otomobil piyasasında yılda 5 milyar euro’luk bir ciro dönüyor. ABD’de bir günlük müzayedede 8 bin araç satılabiliyor. Yurtdışında bu hobinin ticari unsuru, sevgi unsurunu besliyor. Türkiye’de klasik otomobil dünyasının en büyük eksikliği olan müzayedeyi gerçekleştirmek ve rutin bir organizasyon haline getirmek için başlattığımız bu uygulamaya şimdiden büyük ilgi var.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık artırmaya çıkarılan araçları kişisel koleksiyonlar ve ithalat yolu ile yurtdışından temin ettiklerini belirten Aydın, ‘Bir süredir Türkiye’nin klasik otomobil envanterini çıkarmak için çalışıyoruz. Bu müzayede, bu amaca da hizmet edecek. Ellerinde klasik araç bulunduranları ve bu araçları satmayı düşünenleri hem bu envanter çalışması hem de müzayede organizasyonu için bizimle iletişime geçmeye çağırıyoruz. Eksperlerimiz tarafından incelenecek araçlar, değerlendirme sonrası müzayedeye kabul edilecek’ diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Define Avcısı Gibi Çalıştık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık artırmadan satılacak araçların birçoğunu sekiz kişilik ekip halinde Anadolu’yu dolaşarak bulduklarını anlatan Aydın şöyle devam ediyor: ‘Adeta define avcıları gibi çalıştık. Son altı ayda bu araçları bulabilmek için 50 bin kilometre yol yaptık. Klasik otomobil değişik bir olay. Gidersiniz, dağın tepesinde bir köşeye atılmış bir araba görürsünüz. Arabanın sahibinin gözünde o hurdadır, kullanılamaz. Ama öyle bir toplarsınız ki aslında değeri 100 bin YTL’dir.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prenses Süreyya’nın makam aracı satılacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR otomobilin klasik olup olmadığını nasıl anlarız? Hangi araçlar klasik otomobil sınıfında yer alır. Bülent Aydın’a göre burada en önemli unsurlardan biri aracın CV’si yani özgeçmişi. Kim tarafından kullanıldığı, kaç adet bulunduğu, orijinalliği, ne derece bakımlığı olduğu… Aydın, özellikle Hatırla Sevgili tarzı dizilerden sonra klasik arabalara ilginin daha da arttığını ve bu dizilerde kullanılan dönem arabalarının gözde olmaya başladığını anlatıyor: ‘Klasik otomobili bir prensesin veya ünlü bir ismin kullanmış olması ve kime ait olduğu çok önemli. Değerini arttırır. Bizde bir Bentley var ki Türkiye’de toplam sayısı iki, bu araç vakti zamanında Türkiye’ye gelmiş. Getiren kişi 20 yıl o arabayı gümrükten çekememiş. Ondan sonra bir kişide kalmış ve bu araç hala onda. Bu durum, otomobilin değerini artırıyor. Prenses Süreyya’nın makam aracı olarak kullandığı bir Lincoln var. Daha sonra aynı araç Sevan Bıçakçı’ya geçmiş. Bu tür ayrıntılar önemli.’&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3872656911233423542?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3872656911233423542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/klasik-arabalar-mzayedesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3872656911233423542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3872656911233423542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/klasik-arabalar-mzayedesi.html' title='KLASİK ARABALAR MÜZAYEDESİ,  23.11.2008'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXT74JvX5I/AAAAAAAAAmo/_0xR4TneSjc/s72-c/classic_car.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4242908768009280966</id><published>2008-11-20T20:54:00.011+02:00</published><updated>2008-11-24T14:18:00.270+02:00</updated><title type='text'>HOŞGELDİN "TERRIBLE TWO"!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXO1SCsPYI/AAAAAAAAAmg/hf2TXooyzHQ/s1600-h/023092c23388_a400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXO1SCsPYI/AAAAAAAAAmg/hf2TXooyzHQ/s320/023092c23388_a400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270846353678548354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son iki haftadır Kerem'e bir haller oldu. Kafayı iki yana sallayıp herşeye olmasa da bir dolu şeye itiraz etme, pusete oturmama, otursa da bağırıp çağırma, altını temizletmemek için direnme ve poposunda bezi yokken evin içinde deli danalar gibi dolaşma, istediği yapılmayınca ağlama ve bağırma, yemek yememe, bana kafa atma (gerçekten kafa atıyor burnumu ve dişlerimi korumaya çalışıyorum), dışarıda yere yatma bugün Marks&amp;Spencer'da yere yapıştı ben de kaldırmadım "devam et" dedim ama yemedi, kaldırmak gerekiyormuş çünkü aynen devam ediyor. Vallahi attan düşmüş gibiyim. Şaşmış durumdayım. İnanılmaz bir hal ve tavır değişikliği. Sabah saat 5:30-6:00 gibi ağlayarak uyanıyor. Şanslıysak bezini değişiyoruz ve biraz su içip saat 7'ye kadar üzerimde yatar pozisyonda uyuyoruz yoksa kalkıp üstümüzü değiştiriyoruz ve mutfağa geçiyoruz. Haşmet, mama sandalyesine kuruluyor ve "anne anne anne anne..." şeklinde boğazından süt, ekmek ve peynir geçene kadar tekrarlayıp bağırıyor. Kahvaltı faslı bitiyor ve salona ya da oturma odasına geçiliyor. Bu aralar favori oyuncağımız "Patates Kafa ve Arkadaşları". Arkadaşları mısır ve de havuç kafa.:o) Aslında bu oyuncak 2+ için ama benim oğlum Migros'ta oyuncağı görünce tutturdu da tutturdu. Böyle durumlarda ilgisini dağıtıp oyuncakları elinden alıp bıraktırıyorum ya da kendiliğinden bırakıyordu ama bu sefer ne yaptıysam olmadı ben de aldım gitti. Bu üç elemanın kolları, yüzleri şapkaları(kulaklar dahil) ve ayakları takılıp çıkabiliyor. Yani "mix'n match" bir oyuncak. Ancak bizim aldığımız versiyonda yutabileceği çok minik parçalar yok temel uzuvlar var. Ne diyordum işte her sabah takıyoruz, çıkarıyoruz kolları bacakları sabahın köründe. Ama sevgili Okur, ben bu "terrible two" olayını daha geç bekliyordum biraz erken değil mi? Acaba çabuk gelen çabuk da gider mi? :o) Bu konuda yapmaya çalıştığım küçük adamı "temper tantrum" noktasına getirmemek. Örneğin çok fazla ekmek mi yemek istiyor. Zıtlaşmıyorum ve çok minik parçalar halinde verip dikkatini dağıtıyorum. Ya da yemek yerken eline kepçe, fırça, dondurma kaşığı gibi ilgisini çekebilecek her türlü değişik mutfak nesnesini tutuşturuyorum. Alternatif sunmaya çalışıyorum. Ona zarar verecek veya onun için kötü bir şey yerine başka bir şey verip zararlı olanı alıyorum. Neredeyse her gün dışarı çıkıyoruz. Değişik mekanlara giriyor, insanlarla sosyalleşiyor, hava alıyor. İlgimi çekmek istediğinde ilgileniyorum. Bazı şeyleri elimden geldiği kadar en başından beri rutine oturtmaya çalıştım. Elbette her konuda mümkün değil ama pes etmemek, denemek gerek.  Ne bileyim işte elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Enteresan olan Kerem  ve ben bu durumu yoğun yaşarken, benim bıdık oğlum dışarıda pek bir sosyal ve şirin. Sanırsın başka bir bebek. İnsanlara gülücükler dağıtıyor, el sallıyor, baybay yapıyor. Hatta yürürken durup insanlara "teyse", "abbba", "abi" falan diyor. Genelde de çok pozitif tepki aldığı için devam ediyor. Bu arada oğlumun bu şekilde samimiyet kurmaya çalıştığı insanların büyük bir bölümü son derece sevecen davranırken az da olsa bir kısım insan gayet suratsız bir şekilde hiç tepki vermiyor ki bu insanlara o anda gayet subjektif bir şekilde uçmak istiyorum. Minicik gülümsesen pulların mı dökülür kalpsiz yaratık demek geliyor içimden. Bu insanlar için hiç bir şey ifade etmeyen durum belki benim minik bıdığım için çok önemli. Belki kalbi kırılıyordur falan diye düşünmeden edemiyorum ama Keroş tam gaz sırıtıp, insanlara kur yapmaya devam ediyor. :o))) "Terrible two" durumunun sebeplerinin altında bu küçük insanların kendilerini ifade etmek isteyip edememeleri, duygularını paylaşmak istemeleri, çevreyi ve insanları kontrol etmek istemeleri, açlık, uykusuzluk, yorgunluk, istediğini yaptırmaya çalışma gibi bir sürü neden yatıyormuş. Burada en önemli nokta ise bebişi yatıştırmaya ya da ilgisini dağıtmaya çalışırken istediğini yerine getirmemek yoksa durumu kullanmaya başlıyorlar. İsteklerini bu şekilde yaptırmayı öğrenen bebek bu davranışını sürdürüyor. Hem dert yandım, hem de aynı şeyleri yaşayan ebeveynlere belki bir faydam olur diye yazdım bu yazıyı. Dip not: İngilizce kullanmışsın diyene uçarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4242908768009280966?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4242908768009280966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hogeldin-terrible-two.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4242908768009280966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4242908768009280966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hogeldin-terrible-two.html' title='HOŞGELDİN &quot;TERRIBLE TWO&quot;!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSXO1SCsPYI/AAAAAAAAAmg/hf2TXooyzHQ/s72-c/023092c23388_a400.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-746732500249069478</id><published>2008-11-18T21:15:00.002+02:00</published><updated>2008-11-18T21:23:37.681+02:00</updated><title type='text'>RADIO OXIGEN'İ BULDUM</title><content type='html'>Ne oldu ne bitti anlamadım. Arabanın radyosunda mı bir arıza vardı yoksa Oxigen'de miydi sorun bilemiyorum  ama bugün 96.0 Radio Oxigen'e kavuştum çok şükür :o) Sadece RDS'de (Radio Data System - Radyo Veri Sistemi) ismi çıkmıyor ama hiç dert değil. İlginizi çekerse: http://www.radiooxigen.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-746732500249069478?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/746732500249069478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/radio-oxigeni-buldum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/746732500249069478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/746732500249069478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/radio-oxigeni-buldum.html' title='RADIO OXIGEN&apos;İ BULDUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3342440117214999672</id><published>2008-11-16T21:11:00.010+02:00</published><updated>2008-11-16T22:20:01.816+02:00</updated><title type='text'>KADIKÖY FİLATELİSTLER DERNEĞİ 50.YIL SERGİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB9xMjrCII/AAAAAAAAAl8/G_IMPCpyZR0/s1600-h/SdC_624_Quai+d%27Haidar+Pacha.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 209px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB9xMjrCII/AAAAAAAAAl8/G_IMPCpyZR0/s320/SdC_624_Quai+d%27Haidar+Pacha.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269349848161388674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB8s5DsRnI/AAAAAAAAAl0/F9msFHrA75I/s1600-h/031_Vue_de_Psamatia_NeoB.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB8s5DsRnI/AAAAAAAAAl0/F9msFHrA75I/s320/031_Vue_de_Psamatia_NeoB.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269348674695874162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB8e1bcYNI/AAAAAAAAAls/sVaMDCy4JmY/s1600-h/060_Grande+Rue+de+Pera_NeoB.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB8e1bcYNI/AAAAAAAAAls/sVaMDCy4JmY/s320/060_Grande+Rue+de+Pera_NeoB.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269348433203585234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB7XBG07BI/AAAAAAAAAlk/Tio7vBbRcbQ/s1600-h/Cafe+Turc_SC_74_Cafe+turc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB7XBG07BI/AAAAAAAAAlk/Tio7vBbRcbQ/s320/Cafe+Turc_SC_74_Cafe+turc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269347199387757586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy Filatelistler Derneği'nin 50.Kuruluş Yıldönümü nedeniyle 15 -22 Kasım 2008 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi'nde pul sergisi düzenlendi. Filateli pek çoğumuz için çocukluk dönemine ait bir aktivite. Bir kısım filatelist içinse babalarından, dedelerinden kalan ciddi değerlerdeki koleksiyonları daha da genişletmek demek. Ben ve kardeşim de küçükken pul koleksiyonu yapmıştık ancak daha sonra devam etmedik. Eşim Mehmet'te küçükken babasının teşvikiyle pul koleksiyonuna başlamış ancak lise döneminde bırakmış. Mehmet iki sene önce internetten araştırarak bu işe yeniden merak sardı. Web'den www.trfila.com adresli filateli forumundan arkadaşlar edindi ve ayrıca Kadıköy Filatelistler Derneği'ne üye oldu. Şu anda eski Osmanlı Dönemi İstanbul kartpostalları ağırlıklı filatelik bir koleksiyon oluşturuyor. Bense bugün ilk kez bir filatelik sergi gezdim ve bunun çok detaylı bir uğraş olduğunu anladım. Özellikle gemiler ve deniz fenerleri konulu tematik koleksiyonlar ilgimi çekti. Bu koleksiyonlar görsel olarak çok güzeller ve öğreticiler. Örneğin "Gemiler" temalı koleksiyon kanodan başlıyor, ilk yapılan ahşap gemiler, ünlü kaşiflerin gemileri, savaş gemileri, yelkenliler, denizaltılar, vs. ile devam ediyor. Denizciliğin gelişimini tarihlerle ve çeşitli bilgilerle anlatıyor. Sergide sadece pul değil, ilk gün zarfları, postadan geçmiş zarflar, posta kartları, damgalar ve hatalı pullar bulunuyor. Bu tür sergileri bir bilenle gezmek çok daha keyifli. Geleneksel kategoride İsmet İnönü ile ilgili koleksiyonun inceliklerini bana Mehmet anlattı. Filatelistler, bu görsel malzemelerle hem ilgilendikleri konular hakkında bilgi sahibi oluyorlar hem de sergilerde koleksiyonlarıyla ziyaretçileri bilgilendiriyorlar. Ayrıca postadan geçmiş zarflar veya kartpostallar tarihi belge niteliğinde ve yaşanmışlıkları (Issız Adam'dan çaldım:o)) var. CKM'ye yakın oturanlara sergiyi gidip görmelerini tavsiye ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergiyle ilgili materyal resmi yayınlayamadığım için yukarıda (Mehmet'in ilgi alanına giren) Osmanlı dönemine ait eski İstanbul kartpostallarının resimlerini ekliyorum. Yukarıdan aşağıya:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Haydarpaşa / Kadıköy&lt;br /&gt;2- Samatya&lt;br /&gt;3- İstiklal Caddesi&lt;br /&gt;4- Kahvehane&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3342440117214999672?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3342440117214999672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/kadiky-filatelistler-dernei-50yil.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3342440117214999672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3342440117214999672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/kadiky-filatelistler-dernei-50yil.html' title='KADIKÖY FİLATELİSTLER DERNEĞİ 50.YIL SERGİSİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSB9xMjrCII/AAAAAAAAAl8/G_IMPCpyZR0/s72-c/SdC_624_Quai+d%27Haidar+Pacha.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7427102401078818678</id><published>2008-11-15T17:18:00.008+02:00</published><updated>2008-11-15T18:01:56.102+02:00</updated><title type='text'>FATİH AKIN FİLMLERİ TV8'DE, KAÇIRMAYIN</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7yaqWx_HI/AAAAAAAAAlU/SzvXerkJ-H0/s1600-h/Solino.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7yaqWx_HI/AAAAAAAAAlU/SzvXerkJ-H0/s320/Solino.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268915153930419314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7ssoHJpzI/AAAAAAAAAlE/OWHIpYCZvo4/s1600-h/B00005K8NK_03_LZZZZZZZ.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 228px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7ssoHJpzI/AAAAAAAAAlE/OWHIpYCZvo4/s320/B00005K8NK_03_LZZZZZZZ.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268908865495869234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7sIy3CxPI/AAAAAAAAAk0/fVPKOHoHtRc/s1600-h/kisa%2520ve%2520acisiz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7sIy3CxPI/AAAAAAAAAk0/fVPKOHoHtRc/s320/kisa%2520ve%2520acisiz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268908249905808626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Kasım 2008 Cumartesi  22:15  Solino&lt;br /&gt;22 Kasım 2008 Cumartesi  22:15  Kısa ve Acısız&lt;br /&gt;29 Kasım 2008 Cumartesi  22:15  Temmuz'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden haber vermesi, sizden izlemesi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7427102401078818678?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7427102401078818678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/fatih-akin-filmleri-tv8de-kairmayin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7427102401078818678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7427102401078818678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/fatih-akin-filmleri-tv8de-kairmayin.html' title='FATİH AKIN FİLMLERİ TV8&apos;DE, KAÇIRMAYIN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR7yaqWx_HI/AAAAAAAAAlU/SzvXerkJ-H0/s72-c/Solino.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3015954857467835375</id><published>2008-11-14T22:38:00.003+02:00</published><updated>2008-11-14T22:51:17.898+02:00</updated><title type='text'>PUDİNGLİ BİSKÜVİ TATLISI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR3h22bw3sI/AAAAAAAAAks/zt1u6TVGzZU/s1600-h/IMG_3485imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR3h22bw3sI/AAAAAAAAAks/zt1u6TVGzZU/s320/IMG_3485imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268615471534497474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da siteye konulacak tarif mi diyenlerinizi duyar gibiyim. Evet hiç sofistike değil, son derece basit ve neredeyse hazır bir tatlı ama lezzetli ve tatlı krizine pratik çözüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 paket çikolatalı puding (bulabiliyorsanız kakaolu değil de çikolatalı olanları alın)&lt;br /&gt;Pudingler için süt&lt;br /&gt;1 adet büyük boy muz&lt;br /&gt;Çifte kavrulmuş pötibör bisküvi &lt;br /&gt;Hindistan cevizi&lt;br /&gt;Damla çikolata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tatlıyı genelde borcam kaplarda hazırlıyorum. Pötibör bisküvileri bütün bütün veya ikiye bölerek borcamın dibini tamamen kaplayacak şekilde yerleştirin. Tencerenizi ocağa koyup puding için paket üzerinde yazan miktarda süt koyun ve kıvama gelene kadar kısık ateşte karıştırın. Bir kepçe yardımıyla borcam üzerindeki bisküvilerin üzerini kaplayacak kadar puding dökün ve yayın. Bu arada puding tenceresinin altını kapatın ve ocağın yanmayan bir bölümüne alın. Tekrar bisküvi dizin ve bir sıra da halka halka doğranmış muz dizin. Üzerine hindistan cevizi serpin. Sonra kepçeyle tekrar puding ilave edin ve yayın. Aynı işlemleri borcam  doluncaya kadar tekrarlayın. En üstüne tekrar puding ve hindistan cevizi serpin. Ayrıca damla çikolataları da dağıtın. Dilerseniz iç katmanlara da damla çikolata koyabilirsiniz. Buzdolabında soğumaya bırakın ve pratik tatlınız hazır. Soğuduktan sonra kare veya dikdörtgen şeklinde kesip, geniş bir spatulayla servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3015954857467835375?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3015954857467835375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/pudingli-biskvi-tatlisi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3015954857467835375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3015954857467835375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/pudingli-biskvi-tatlisi.html' title='PUDİNGLİ BİSKÜVİ TATLISI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SR3h22bw3sI/AAAAAAAAAks/zt1u6TVGzZU/s72-c/IMG_3485imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8630806119679319495</id><published>2008-11-13T21:21:00.004+02:00</published><updated>2008-11-16T21:06:07.460+02:00</updated><title type='text'>HELLİM PEYNİRLİ SALATA ve AYÇEKİRDEKLİ KÖY EKMEĞİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx_QG8QG3I/AAAAAAAAAkk/_O9tc5juUDU/s1600-h/IMG_3761%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx_QG8QG3I/AAAAAAAAAkk/_O9tc5juUDU/s320/IMG_3761%C4%B0MZ.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268225578834598770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx-UFWqetI/AAAAAAAAAkc/2Fbe8tyAJV4/s1600-h/Resim+052imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx-UFWqetI/AAAAAAAAAkc/2Fbe8tyAJV4/s320/Resim+052imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268224547616357074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benim akşam öğünlerimden biri. Kızarmış hellim peyniri sevmeyeniniz var mı? Peynir benim için bir keyif. Farklı peynir türlerini denemeyi çok seviyorum. Başka bir ülkeye gittiğimde bavulumda peynir paketiyle dönüyorum. Ancak diyetisyenler ve doktorlar doymuş yağ açısından zengin olduğu için peynirin fazla tüketilmemesi gerektiğini ifade ediyorlar. Onlara kalsa light beyaz peynir ya da light dil peynirinden başka bir çeşit tüketmemek gerek. Ama bir kadeh şarap eşliğinde peynir tabağına kim hayır diyebilir ki? Ya da sabah peynirsiz kahvaltı yapılabilir mi? Müsli diyenin diline biber sürerim. Şu sıralar müsli bana çok uzak. Peki ya makarnalar ve sandviçler peynirsiz düşünülebilir mi? Benim açımdan hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelin Vikipedi'den "peynir" konusunu beraber okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Peynir, çok büyük bir çeşitlilikteki aroma, tat, yapı ve şekle sahip bir grup fermente süt ürünü için kullanılan genel isimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peynir nasıl yapılır? &lt;br /&gt;Peynir İmalathanesiPeynir, süt proteini kazeinin peynir mayası ve/veya peynir kültürü ile pıhtılaştırılması ve bu pıhtıdan peynir suyunun ayrılmasıyla elde edilen fermente bir süt ürünüdür. Peynir suyu ayrıldıktan sonra tuzlu peynirler için tuzlama aşamasına gelinmektedir. Tuzlama, peynirin yüzeyine kuru tuzlama şeklinde veya peynir salamuraya daldırılarak yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takip eden basamak olgunlaştırmadır; peynir taze olarak tüketilebileceği gibi belirli bir olgunlaştırma periyodunu takiben de tüketilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki üretim basamaklarına ait teknik parametrelere bağlı olarak çok geniş bir çeşitlilikte peynirler elde edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer fermente süt ürünleri gibi peynir de canlıdır. Raf ömrü boyunca peynirin duyusal, yapısal ve kimyasal özelliklerinde çeşitli değişiklikler görülebilmektedir. Bu değişikliklerin minimumda tutulması için peynirlerin genel olarak 6-8°C’lik sıcaklıklarda tutulması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk iklimlerde yaşayanlar için, sıcaklığı 6-8°C civarında bulunan, nem oranı sabit ve havadar kilerler peynir saklamak için idealdir. Ancak şehirde bu imkan yoktur. Bu nedenle peynirler evde buzdolabının alt raflarında ve kapalı şekilde muhafaza edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de tüketimi en yaygın olan peynirler; beyaz peynir, deri peyniri ve kaşar peyniri olmakla birlikte, yöresel peynirler yönünden de hayli çeşitlilik gösterir. Bunlardan bazıları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krem peyniri &lt;br /&gt;Posof çeçil peyniri &lt;br /&gt;Küflü Ardahan deri peyniri &lt;br /&gt;Kars kaşarı &lt;br /&gt;Tunceli tulum peyniri ve çökeleği &lt;br /&gt;Mihaliç (kelle) peyniri &lt;br /&gt;Keçi peyniri &lt;br /&gt;Ezine peyniri &lt;br /&gt;Erzincan tulum (şakak) peyniri &lt;br /&gt;İzmir tulum peyniri &lt;br /&gt;Van Otlu peyniri &lt;br /&gt;Lor &lt;br /&gt;Urfa beyaz peyniri &lt;br /&gt;Dil peyniri &lt;br /&gt;Maraş peyniri &lt;br /&gt;Çerkez peyniri &lt;br /&gt;Hellim &lt;br /&gt;Abaza peynirleri &lt;br /&gt;Civil (tel) peynir &lt;br /&gt;Çökelek &lt;br /&gt;Yozgat çanak peyniri &lt;br /&gt;Külek peyniri &lt;br /&gt;Hatay cara (testi) peyniri &lt;br /&gt;Örgü peyniri &lt;br /&gt;Çeçil peyniri &lt;br /&gt;Golot peyniri &lt;br /&gt;İstanbul çayır peyniri &lt;br /&gt;Manisa çayır peyniri &lt;br /&gt;Ordu torba peyniri &lt;br /&gt;Giresun imansız peyniri &lt;br /&gt;Kars gravyer peyniri &lt;br /&gt;Küp peyniri &lt;br /&gt;Roquefort peyniri &lt;br /&gt;Denizli Yörük peyniri &lt;br /&gt;Karaman tuluk peyniri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son olarak yurtdışında yaygın olarak üretilen ve tüketilen peynir çeşitlerinin bazıları ise Cheddar, Mozzarella, Ricotta, Emmental, Edam, Gouda, Camembert, Brie, Roquefort, Parmesan, Provolone, Stilton, Gorgonzola, Feta, Mascarpone’dır.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8630806119679319495?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8630806119679319495/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hellim-peynirli-salata-ve-ayekirdekli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8630806119679319495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8630806119679319495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/hellim-peynirli-salata-ve-ayekirdekli.html' title='HELLİM PEYNİRLİ SALATA ve AYÇEKİRDEKLİ KÖY EKMEĞİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx_QG8QG3I/AAAAAAAAAkk/_O9tc5juUDU/s72-c/IMG_3761%C4%B0MZ.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2030842346650793165</id><published>2008-11-13T15:00:00.015+02:00</published><updated>2008-11-14T11:38:13.891+02:00</updated><title type='text'>SEN DİZİME YATTIN BEN BİR HİKAYE ANLATTIM ve SEN BÜYÜDÜN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx0bzcl--I/AAAAAAAAAkU/-UbzQHd3dVY/s1600-h/issiz-adam-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 220px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx0bzcl--I/AAAAAAAAAkU/-UbzQHd3dVY/s320/issiz-adam-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268213685132065762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Issız Adam'ın fragmanını izlediğimde beğenmemiştim ve Çağan Irmak filmi olmasına rağmen gitmeyi pek düşünmüyordum. Ancak kritikler iyi gelmeye başlayınca ve de Mehmet Yılmaz geçen Cumartesi Hürriyet'teki köşesinde filmle ilgili yazınca içime düşen kurtla beraber gitmeye karar verdim. Bugün Kerem'e kışlık ayakkabı almak için alışverişe çıkmak niyetindeydim ancak hava çok soğuk olduğu için erteledim ve market alışverişi yapıp kahvaltı için anneannemize gittik. Sonra kendimi Issız Adam'ı izlemek için Palladium'a attım. Film hızlı bir başlangıç yapıyor ve insanı içine alıyor. Alper, 30'lu yaşlarda, kendi restoranının sahibi başarılı bir aşçı. Öyle ki Alper'in restoranına gazetelerde köşe sahibi gurmeler falan geliyor. Ancak kahramanımız Alper, iş yaşamındaki başarısının aksine özel yaşamını bir türlü yola koyamamış ve günübirlik zevkler peşinde koşmakta. 20'li yaşlarının sonundaki güzel, olgun ve kendi halinde, çocuk kostümleri tasarlayan Ada ile Alper tanışınca her ikisinin de hayatları alt üst oluyor. Ada, duygusal açıdan son derece gelişmiş bir karakter. Yaşanmışlıkları olduğu için, ikinci el kitapları okumaktan hoşlanıyor. Aşk konusunda geçmişte yara aldığından her ne kadar kendisini sakınıp korumaya çalışsa da aşk bir kez kapıyı çalınca olacakların önüne geçemiyor. Alper'le tanışma faslındaki diyaloglarda sağ sol kroşeleri geçiriyor ve Alper'e haddini çok güzel bildiriyor. Sonra son yıllarda izlediğim en güzel modern çağ aşk hikayesi başlıyor. Filmi sevmemde kahramanlarımızın, dönemin, mekanların benim jenerasyonuma ve hayat tarzıma yakın olmasının da payı olduğunu düşünüyorum. Ve Çağan Irmak kesinlikle döktürmüş. Sıradan bir aşk hikayesi belki ama film bitmesin istedim izlerken.  Bayağı bir hislendim. Boğazım düğüm düğüm oldu. Filmden çıktıktan sonra Palladium'da dolaşırken "Anlamazdın"ı söylerken buldum kendimi. Geçen sene CNN Türk'te Ayla Dikmen ile ilgili bir belgesel yayınlanmıştı onu izlemiştim. Eski sarkılar ne hoşmuş, eminim önümüzdeki günlerde bu şarkıyı sıksık duyacağız.  Filmde beğendiğim sahnelerden biri Alper'in Ada'ya yemek yaparken anlattıkları. Vallahi şiir gibiydi, etkilenmeyecek kadın var mı Allah aşkınıza? Bir de filmi izledikten sonra hayatımın aşkını bulmuş olduğum ve kaçırmadığım için şanslı olduğuma karar verdim. Zira 30'lu yaşlarını süren bekar, hayatının aşkını bulmak isteyen ancak bulamamış  kariyer sahibi kadın veya erkek izleyiciler filmden hüngür hüngür ağlayarak çıkarken bulabilirler kendilerini. Alper'in restoranı Leblon Asmalımescit'in yeni gözdelerinden. Ben gitmedim ama en kısa zamanda gidilecekler listeme aldım. Film Leblon için süper bir reklam ve fırsat. Eğer yemek konusunda gerçekten iyiyse kendine sıkı müdavimler yaratabilir diye düşünüyorum. Bu arada Leblon, Rio De Janeiro'da bir bölgenin ve de plajın ismiymiş. Onun dışında Alper'in evi dekoratif açıdan pek hoştu. Leblon'un mutfağı da pek hoştu. Müzikler, mekanlar bana çok hitap etti. Sadece bir ara Alper Ada'yı terk ettikten sonra sanki filmde bir boşluk oldu. Nasıl toparlayacak Çağan Irmak dedim içimden ama çok iyi toparlandı film. Sonundaki sarılma sahnesi süperdi. Bir de ayrılırken Ada'nın söylediği "Karda uzanmışsın, donarak uyuyorsun. Uyku tatlı gelse de ölüyorsun" pek şıktı. Film bittiğinde salonun çoğu kadın olan izleyicilerinin büyük bir bölümü ağlamıştı. Gözler kızarmış, makyajlar akmıştı. Zaten bu filmi izleyip te etkilenmiyorsanız, size söyleyecek sözüm olamaz. Son olarak  Çağan Irmak çok şık ve içinde sosyolojik öğeler barındıran bir aşk filmi yapmış. Tekrar tekrar izlemek isteyeceğim bir film değil ancak hoş vakit geçirten, başarılı bir yapım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2030842346650793165?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2030842346650793165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/sen-dizime-yattin-ben-bir-hikaye.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2030842346650793165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2030842346650793165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/sen-dizime-yattin-ben-bir-hikaye.html' title='SEN DİZİME YATTIN BEN BİR HİKAYE ANLATTIM ve SEN BÜYÜDÜN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRx0bzcl--I/AAAAAAAAAkU/-UbzQHd3dVY/s72-c/issiz-adam-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3869738814441207253</id><published>2008-11-10T20:07:00.029+02:00</published><updated>2008-11-12T23:34:03.494+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>İSTANBUL'DA TAY MUTFAĞI: ÇOKÇOK, PERA MÜZESİ: DOĞU'NUN CAZİBESİ SERGİSİ, KEREM BEBEK DALİ'DE!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVc4YyT4I/AAAAAAAAAkM/lR_LyjHqCzk/s1600-h/09112008imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVc4YyT4I/AAAAAAAAAkM/lR_LyjHqCzk/s320/09112008imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267124087615016834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVRyaWbGI/AAAAAAAAAkE/xhHlYMoLL9Y/s1600-h/09112008(003)imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVRyaWbGI/AAAAAAAAAkE/xhHlYMoLL9Y/s320/09112008(003)imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267123897032404066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVKbHfibI/AAAAAAAAAj8/HNjWOsk93os/s1600-h/09112008(004)imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVKbHfibI/AAAAAAAAAj8/HNjWOsk93os/s320/09112008(004)imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267123770520209842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVDGcQFTI/AAAAAAAAAj0/AVafNnnjheA/s1600-h/09112008(006)imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVDGcQFTI/AAAAAAAAAj0/AVafNnnjheA/s320/09112008(006)imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267123644711048498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiUnFSAYZI/AAAAAAAAAjs/oT4XYx6xyXg/s1600-h/09112008(002)imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiUnFSAYZI/AAAAAAAAAjs/oT4XYx6xyXg/s320/09112008(002)imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267123163363303826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiUeiIs-7I/AAAAAAAAAjk/opfszVS1t10/s1600-h/09112008(001)imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiUeiIs-7I/AAAAAAAAAjk/opfszVS1t10/s320/09112008(001)imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267123016490089394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında, o zaman çalıştığım şirketin gönderdiği eğitimlerden birinde tanıştığım Tayland'lı arkadaşım tanıdığım en sıcakkanlı insanlardan biriydi. Türkiye'ye döndükten bir süre sonra bana kargoyla kaju fıstıklı kukiler, köri sosları ve hindistan cevizi sütü göndermişti ancak bendeniz o dönem kukileri tüm şirkete dağıtmak dışında  ganimetleri maalesef kullanamamış ancak atmaya da kıyamamış ve aylarca dolapta saklayıp son kullanma tarihlerini doldurunca zannımca tatmin olmuş ve sonunda çöpe atmayı başarmıştım. Ah şu anda olsa ne ganimetti onlar değil mi sevgili okur? Bir süredir gitmek istediğim  Tepebaşı'ndaki ÇokÇok Restoran'a gitmek sonunda dün kısmet oldu. Aslında hafta sonu bayağı bir aksiyonlu geçti. Cuma günü maaile Dali'ye gidebildik. Kerem bebek ilk kültür eylemini böylece gerçekleştirmiş oldu ama ne müze ziyareti. SSM'ni birbirine kattı oğlum. Ben de konsantrasyon sıfır vaziyette sergiyi gezdim. Dali için ister deli ister sahtekar desinler, bence çok zeki ve eserleri de çok keyifli. Dali, Picasso, Miro ve Kandinsky benim pek sevdiğim ressamlar ve ilk üçünü İstanbul'da ağırlayabilmek büyük bir şans ve de onur. Dali dışında İmge'nin (http://imgetan.blogspot.com/) bizler için yaptığı program gereği :o) Pera Müzesi'ndeki Doğu'nun Cazibesi Sergisi'ni gezdik. Sergi 11 Ocak 2009 tarihine kadar görülebilir. Kısa bir bilgi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi; 26 Eylül 2008 - 11 Ocak 2009 tarihleri arasında, dünyanın en köklü sanat kurumlarından biri olan Tate Britain ve British Council işbirliğiyle hazırladığı ve Britanya oryantalist resminin dünyadaki en önemli örneklerinin yer aldığı “Doğu’nun Cazibesi” Britanya Oryantalist Resmi sergisine ev sahipliği yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat 2008’de ABD’de Yale Center for British Art galerilerinde ve Haziran 2008’de Tate Britain’ın Linbury Galerileri’nde gerçekleştirilen ve her iki ülkede de sanatseverlerden büyük ilgi gören The Lure of the East sergisi, Doğunun Cazibesi adıyla Pera Müzesi’nin 3 katına yayılıyor. Amerika ve İngiltere’den sonra üçüncü durağı İstanbul ve Pera Müzesi olan sergide yer alacak 105 başyapıta; Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonundan, Osman Hamdi Bey’in İki Müzisyen Kız ve Henry Bone’un Thomas Hope’un Türk Giysileri İçinde Portresi resimleri ile Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonundan, David Wilkie’nin Sultan Abdülmecid’in Portresi resimleri de eşlik ediyor. Sergi, Şubat 2009’da, dördüncü durağı olan Sharjah Sanat Müzesi’nde açılmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri’ne yola çıkacak. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Sergi'de sevdiklerime; Osman Hamdi Bey'in İki Müzisyen Kız tablosunu çok beğendim. 1840'ta Kahire'ye yerleşen ve 10 sene kadar orada yaşayıp Doğu kültüründen ciddi şekilde etkilenen John Frederick Lewis'in tüm eserlerini beğendiğimi söyleyebilirim. Detaylara verilen önem beni etkiledi. Lewis'in resimlerinin diğer özellikleri ise parlak ve aydınlık olmaları. Lewis 19. yy Oryantalist resim yapan ressamlar arasında hatırı sayılır bir üne sahip. Tüylerimin diken diken olduğu ansa, Lawrence'ı görmem oldu. Arabistan'lı Lawrence filmini bilmeyen yoktur sanırım. Benim sinema kültürümün asıl sorumlusu annemdir. Filmleri, oyuncuları ve  yönetmenleri ayrıntılarıyla bilir. Kendimi bildim bileli sinema evde hep konuşulmuştur. Annem anneanne olmasına rağmen gösterime giren filmeri daha ilk günden kaçırmamaktadır. Avrupa sineması her zaman tercihidir. Ne diyordum konuyu dağıttım. Hımmm işte Arabistan'lı Lawrence'ı da ilk kez annem bana anlatmıştı küçükken ama o kadar kötü anlatmış ki tablosunu 4-5 metre önceden tanıdım ve verdiğim tepki "Bu da mı burda ?" Tüylerim diken diken oldu. (Hissedildiği üzere yazarımız burada son derece  milliyetçi bir kişilik sergiliyor!!!) Bunun dışında David Wilkie'nin Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa tablosu ve Sultan Abdülmecid'in portresi de görülesi resimler. Pera Müzesi'nden çıkarken aklım mağaza bölümündeki Miro kitabında kaldı. Bir dahaki sefere sanırım alacağım. Müze'den çıkınca da soluğu hemen yakınında bulunan ve Tay Mutfağı'nın İstanbul'daki en iyi temsilcilerinden olduğu söylenen ÇokÇok Restoran'da aldık. Arman Kırım Tay Mutfağı dünyanın en güzel mutfaklarından biridir demekle hiç de abartmamış. Ayrıca tanışmış olduğum bir çok Amerikalı bu mutfağı öve öve bitirememişti. Tabi Tayland'lı arkadaşım da. Tay Mutfağı'nda kullanılan Limon otu (lemongrass) kesinlikle akla zarar (yazarımız burada çok sevdiğini ifade etmek istiyor) bir lezzet. Wagamama'da da kullanıyorlar. Ben de yana döne aradım bugün.  Caddebostan Migros'ta yoktu. Makro'larda olur belki ya da nerde olur bilen varsa yazsın ne olur. Şimdi gelelim ÇokÇok Restoran'a. ÇokÇok Türk ve Singapurlu iki ortağın Londra'da tanışmasıyla ve daha sonra Tayland'da iş yaparken böyle bir fikrin ortaya çıkmasıyla kurulmuş. ÇokÇok by Kaya On Coast'taki Kaya On Coast kuruculardan Türk olanının şirketinin adıymış. Restoran Tepebaşı'nda, bulunması oldukça kolay bir lokasyonda. Müşteri profili değişiklik göstermekle beraber genellikle Türkiye'de yerleşik yabancılar ve tursitlermiş. Pazar günleri, gündüz bebekli ve çocuklu aileler gidiyormuş. Restoranın son derece şık ancak insanı boğmayan sadelikte dekore edilmiş olduğunu belirtmem gerek. ÇokÇok uluslararası bir çok ödülün sahibi olan ve 2007 yılında Singapur Cumhurbaşkanlığı Tasarım Ödülünü alan mimar Kay Ngee Tan tarafından "rahat şıklık" prensibiyle, zarif ve modern bir görünüm yansıtması amaçlanarak tasarlanmış. Restoran'ın sıradışı aşçısı Bayan Nuch Japonya, Meksika ve İspanya Büyükelçilikleri'nde baş aşçı olarak çalışmış ve Tayland Kraliyet Ailesi için yemek organizasyonları yapmış. Bayan Nuch'un 4 adet yemek kitabı var ve Tayland Ulusal televizyonunda yemek programları hazırlamış. Gelelim ne yedik ne içtik. Bize servis konusunda yardımcı olan Cenk'in de tavsiyesiyle Set Menü'de karar kıldık. Set Menü fiyat olarak böyle bir restoran için çok uygun. Öğle yemeği için sadece 20 YTL ve akşam yemeği için de 40 YTL. Set Menü'de çorba ve ana yemek için farklı alternatifler var. Yan yemekler ise sabit. Bunun dışında da fiyatlar ucuz olmamakla beraber makul. Ben şu anda ilaç tedavisinde olduğum için asitli içecek ve alkol yasak. Suyla yetindim. Mehmet'se Lychee(Litchie) suyu istedi. Yemek olarak ben deniz mahsülleri çorbası (Tom Yam Talay) ve Mehmet'se tavuklu çorba (Tom Yam Kai) aldık. Deniz mahsülleri çorbasında midye, kalamar, levrek, istridye mantar, kereviz, limon otu ve galangal (zencefilin genç hali) vardı. Şunu söyleyebilirim bu çorba benim hayatımda yediğim en değişik çorba ve pek beğendim. Hastalara şifa niyetine. Diğer bir pek sevdiğim çorba Minestrone'yi ise İtalya'nın gezebildiğim hiçbir kentinde içememiş Karlovy Vary'de XXL adlı kitsch tuvaletli restoranda içmiştim ki hala tadı damağımda. Not: Prag'a gidecek olanlar Karlovy Vary'e (Carlsbad) mutlaka gidin ve XXL'de yemek yiyin. Minestrone ve pizza. Beni hatırlayın. Ata'mız da, 1. Dünya Savaşı sırasında; ağır bir böbrek hastalığı nedeniyle tehlikeli bir biçimde bozulan sağlığına kavuşmak için 1918'de önce Viyana'da sonra Carlsbad'da (Carl'ın Banyosu) tedavi olmuştur. Karlsbad bir hastane ve termaloji şehridir. Neyse konu dağılmasın (sayın yazar bu akşam çeneniz çok düşük lütfen konuyu saptırmayın!). Çorbalarla beraber servis edilen ara sıcaklar ikişer adet Tavuk Satay (Kai-Sate) ve balık köftesi (Thot Mun Pla) pek lezizdi. Balık köftesi karides ve levrek karışımından yapılıyor, hindistan cevizi sütü ve yer fıstığı sosu ile servis ediliyor. Set menünün normal servisten farkı sanırım porsiyonların daha küçük olması ama bu haliyle bile porsiyonların doyurucu olduğunu söyleyebilirim. Üstteki fotoğraflardan göreceksiniz. Ana yemek olarak ben İstridye soslu biftek (Phad neua namman hai), Mehmet'se yeşil körili tavuk (kaeng khiao wan kai) tercih ettik. İstridye soslu biftek mantar, yeşil soğan ve karabiber tohumlarıyla pişirilmiş. Yeşil körili tavuksa hindistan cevizi sütü, patlıcan ve misket limonu yapraklarıyla pişirilmiş. Benim seçimim Mehmet'inkine göre daha başarılıydı. Bu arada siteyi takip edenler Kerem'e hamile kaldıktan sonra tavukla pek aram olmadığını bilir. Halen de öyle. Yemeklerimizi bitirdikten sonra Sevgili Cenk bize Osmantus  yeşil çayı (Çin'in Guangxi bölgesinden yeşil cay. Osmanthus çiçeği ile karışmış bu çay berrak renk ve kalıcı bir tat verir. Bu çayın kaynağı cok sınırlıdır ve yılda sadece bir kez toplanır. Osmanthus çiçeği zeytin leylak ve forsythia ile akrabadır ve kwei adı altında Asyanın birçok yerinde yetiştirilir.) ikram etti. Benim evde demlediğim yeşil çaylar nedense acı oluyor sanırım bol kepçe olduğum için çay miktarını fazla koyuyorum. Ya da suyun sıcaklığı ile ilgili bir yanlışım var. Son olarak serviste kullandıkları dikdörtgen tabaklar Ikea'dan. Bende de aynılarından olduğu için biliyorum. Zaten altlarına da baktım. :) Ayrıca kullandıkları chopstickler kullan-at olanlardan değil. Malzemesi çok kaliteliydi ve pek beğendim. Çayımızı içip Cenk'le vedalaştıktan sonra restorandan ayrılıp Burç Lebon'da profiterol yemek için yola koyulduk. E napalım canımız çekti :o) Bizim ÇokÇok maceramız böyleydi. Sanırım Kerem'i de bir Pazar günü ÇokÇok'a götüreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: ÇokÇok ile ilgili yazmayı unuttuğum tek olumsuzluk her iki katta da sigara içmenin serbest olması. Masalarda küllük bulundurmuyorlar ama bu sonucu değiştirmiyor. Bence katlardan biri sigarasız salon olmalıydı. Bebekle gidecekler bu konuda hassasiyet gösterecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3869738814441207253?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3869738814441207253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/istanbulda-tay-mutfai-okok-pera-mzesi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3869738814441207253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3869738814441207253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/istanbulda-tay-mutfai-okok-pera-mzesi.html' title='İSTANBUL&apos;DA TAY MUTFAĞI: ÇOKÇOK, PERA MÜZESİ: DOĞU&apos;NUN CAZİBESİ SERGİSİ, KEREM BEBEK DALİ&apos;DE!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRiVc4YyT4I/AAAAAAAAAkM/lR_LyjHqCzk/s72-c/09112008imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8230971683694110709</id><published>2008-11-10T16:20:00.004+02:00</published><updated>2008-11-10T16:38:22.260+02:00</updated><title type='text'>ATATÜRK'Ü SAYGI ve SEVGİYLE ANIYORUZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRhGmM4dMFI/AAAAAAAAAjc/KTy5_ae60Z4/s1600-h/1867.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRhGmM4dMFI/AAAAAAAAAjc/KTy5_ae60Z4/s400/1867.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267037386316787794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8230971683694110709?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8230971683694110709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/atatrk-saygi-ve-sevgiyle-aniyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8230971683694110709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8230971683694110709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/atatrk-saygi-ve-sevgiyle-aniyoruz.html' title='ATATÜRK&apos;Ü SAYGI ve SEVGİYLE ANIYORUZ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRhGmM4dMFI/AAAAAAAAAjc/KTy5_ae60Z4/s72-c/1867.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3433798371248725794</id><published>2008-11-06T22:31:00.002+02:00</published><updated>2008-11-06T22:34:45.478+02:00</updated><title type='text'>İSTANBUL SENFONİ ORKESTRASI: 7 KASIM 2008 “ATATÜRK'Ü ANMA KONSERİ”</title><content type='html'>Kerem'in uyuma saatine denk geldiği ve kıyametler kopacağı için burnumun dibindeki bu güzelliğe gidemeyeceğim. Sizlere haber vermek istedim. Detaylar aşağıda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;7 KASIM 2008 “ATATÜRK'Ü ANMA KONSERİ” &lt;br /&gt;YER   : CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ&lt;br /&gt;SAAT: 19.30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞEF : EMİN GÜVEN YAŞLIÇAM&lt;br /&gt;SOLİST : IVAN MONIGHETTI “VİYOLONSEL”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROGRAM:&lt;br /&gt;L.V. BEETHOVEN:PROMETHEUS'UN YARATIKLARI UVERTÜRÜ&lt;br /&gt;JOSEPH HAYDN: RE MAJÖR VİYOLONSEL KONÇERTOSU&lt;br /&gt;LUDWIG VAN BEETHOVEN: 3. SENFONİ “EROICA”   &lt;/em&gt;&lt;br /&gt; &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3433798371248725794?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3433798371248725794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/istanbul-senfoni-orkestrasi-7-kasim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3433798371248725794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3433798371248725794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/istanbul-senfoni-orkestrasi-7-kasim.html' title='İSTANBUL SENFONİ ORKESTRASI: 7 KASIM 2008 “ATATÜRK&apos;Ü ANMA KONSERİ”'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8178886482042779381</id><published>2008-11-06T21:14:00.003+02:00</published><updated>2008-11-06T21:18:08.526+02:00</updated><title type='text'>RADIO OXIGEN'DEN HABERİ OLAN?</title><content type='html'>Dinlemekten en çok keyif aldığım radyo kanalı Oxigen bir anda yok oldu. Başka bir frekansa mı taşındı, akibeti nedir? Haberi olan var mı? Arıyorum arıyorum yok. Bulamıyorum. Şiddetle Radio Oxigen'e ihtiyacım var!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8178886482042779381?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8178886482042779381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/radio-oxigenden-haberi-olan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8178886482042779381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8178886482042779381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/radio-oxigenden-haberi-olan.html' title='RADIO OXIGEN&apos;DEN HABERİ OLAN?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8256473814669341566</id><published>2008-11-06T20:46:00.005+02:00</published><updated>2008-11-06T22:25:29.516+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MAKARNALAR / PASTA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TAVUKLU ANA YEMEKLER / MAIN COURSES WITH CHICKEN'/><title type='text'>SEBZELİ NOODLE ve TERİYAKİ SOSLU TAVUK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRM9jHBdP8I/AAAAAAAAAiU/fvtRhKsp_Ww/s1600-h/collage.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRM9jHBdP8I/AAAAAAAAAiU/fvtRhKsp_Ww/s400/collage.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265620062716116930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlarınızda geçen hafta pişirdiğim ancak siteye yüklemeye bir türlü fırsat bulamadığım sebzeli noodle ve teriyaki soslu tavuk. Picasa'da kolaj bile yaptım. Herşey siz hayranlarım için :o)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8256473814669341566?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8256473814669341566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/sebzeli-noodle-ve-teriyaki-soslu-tavuk.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8256473814669341566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8256473814669341566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/sebzeli-noodle-ve-teriyaki-soslu-tavuk.html' title='SEBZELİ NOODLE ve TERİYAKİ SOSLU TAVUK'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRM9jHBdP8I/AAAAAAAAAiU/fvtRhKsp_Ww/s72-c/collage.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2178912350801163975</id><published>2008-11-04T12:36:00.004+02:00</published><updated>2008-11-04T14:31:05.305+02:00</updated><title type='text'>MUSTAFA'YI İZLEMEYECEĞİM</title><content type='html'>İki haftadır griple pençeleşiyorum. Zaman zaman iyi bazı günlerse berbat geçti ve halen düzelebilmiş değilim. Bu arada Mustafa'ya kesinlikle gitmeyi düşünüyordum. Gidenlere fikirlerini soruyor, medyada çıkan haberleri ve yorumları izleyebildiğim kadarıyla izliyordum. Ancak yazılarını çok beğendiğim ve fikirlerine saygı duyduğum iki köşe yazarımız Bekir Çoşkun ve Yılmaz Özdil'i de okuyunca ve televizyonda Ülkü Adatepe'yi de dinleyince Mustafa ile ilgili kararımı verdim. Bugün Hıncal Uluç Mustafa'ya gitmeyeceğini yazmış köşesinde. Ben de gitmeyeceğim Mustafa'ya. Görmeden belgesel ya da film hakkında nasıl karar verebilirsin diye eleştirecek olanlarınız olacaktır eminim. Ancak fikirlerine ve duruşlarına inandığım ve güvendiğim insanların yorumlarını okudum. Görünen köy kılavuz istemiyor. Can Dündar bir kanalda her zamanki aşırı nazik ses tonu ve tavrıyla (ki beni hep rahatsız etmiştir) farklı olmak adına böyle bir çalışma yaptığını ifade etti. Farklı olmak demek objektif olmamak, ya da bizi biz yapan değerleri göz ardı etmek midir? Lütfen kimse beni de Atatürk'ü tanrısallaştırmakla falan da suçlamasın. Okuduklarım neticesinde ben Can Dündar'ın bu işi kalbiyle yaptığına inanmıyor, tamamen ticari amaçlı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sponsorluk meselesi ile ilgili bravo Turkcell. Sabancı'ya ise söyleyecek söz bile bulamıyorum. Sonuç Mustafa'nın "gişe"sine katkıda bulunmayacağım. Merak ettiğimse Can Dündar'ın çekmeyi düşündüğü Said-i Nursi belgeseline de Atatürk için yakışır gördüğü şekilde insani boyut katıp katmayacağı. Sizleri son olarak Reha Muhtar'ın Can Dündar'a son derece " nazikçe" yazdığı yazısıyla baş başa bırakıyorum ve bir de lütfen NLP uzmanı Cengiz Eren'in Can Dündar ile ilgili yazısını aşağıdaki linkten okuyun ( ister okuyun ister okumayın ama bence oldukça ilginç):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=142263&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reha Muhtar'dan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAN DÜNDAR’A...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gala davetiyesi gelmiş ama ben göremedim ve fakat zaten o gün gelemeyecektim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her belgeseli olduğu gibi, Mustafa belgeselini de oya gibi işlediğini bilmekteyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ufak kuşkum var ki filmi görmeden sana söylemeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru aynı zamanda filme gitmeye hazırlanan her insanın merak edeceği bir sorudur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Kesinlikle aynı düşünüyoruz, insanlar putlaştırılmamalı, insanî özellikleri, zaafları ortaya konmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) İnsanlar etten kemikten insan gibi algılanmalı, yalnızlıkları, korkuları, içtikleri rakıları, kırdıkları potları da milyonlarla paylaşılmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Devir öyle bir devir, hayat ve insanlar artık şeffaftır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Ve fakat içimi fena halde kaşıyan bir korkum, bir ürpertim var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) İnsanî zaaflar ya da özelde gizli kalmış hayatlar ortaya çıktığında, bütün bir hayatı etkisi altına alırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6)&lt;strong&gt; Bir gün birisi Can Dündar’ın belgeselini yapacak olsa, sen hangi yaptıklarının senin isminin haksız yere önüne geçmesini istemiyorsan, sen de bir başkasının belgeselini yaparken, bazı özel ayrıntıları o kişinin özelliklerinin önüne geçirmeyeceksin...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatabildim mi bilmem?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yakında ne anlatmaya çalıştığımı sanırım anlatabileceğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2178912350801163975?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2178912350801163975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/mustafayi-izlemeyeceim.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2178912350801163975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2178912350801163975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/11/mustafayi-izlemeyeceim.html' title='MUSTAFA&apos;YI İZLEMEYECEĞİM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5320945469056458026</id><published>2008-10-28T21:22:00.005+02:00</published><updated>2008-10-28T22:03:09.864+02:00</updated><title type='text'>CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SQdqHXDFf-I/AAAAAAAAAiE/gI2mKBFnSVc/s1600-h/collage.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SQdqHXDFf-I/AAAAAAAAAiE/gI2mKBFnSVc/s400/collage.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262291364284301282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Bayramı benim en sevdiğim bayram. Bu sabah kalkar kalkmaz, her sene yaptığımız gibi bayrağımızı balkonumuza astık. Yarın da Bağdat Caddesi'ndeki geleneksel Cumhuriyet Yürüyüşü'ne ve Fener Alayı'na katılacağız tek bir farkla, Kerem bebekle beraber. Göztepe Parkı'nda hep beraber İstiklal Marşı okuyacağız. Ayrıca bu sene MFÖ konser verecek. Ve biz Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi'nin askeri, fikri ve siyasi önderliğini yapmış, modern Türkiye'yi oluşturan devrim ve reformları gerçekleştirmiş,şu anda bu ülkede onurlu ve özgürce yaşayabilmeyi borçlu olduğumuz,  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ümüzü derin ve sonsuz bir sevgi ve  saygıyla anacağız. Ve ben çocuklar gibi şenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip Not: Justify özelliğini kullanamıyorum. Zengin metin özelliklerinin hiç birini kullanamıyorum ve nasıl düzelecek bu durum bilmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5320945469056458026?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5320945469056458026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/cumhuriyet-bayramimiz-kutlu-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5320945469056458026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5320945469056458026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/cumhuriyet-bayramimiz-kutlu-olsun.html' title='CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SQdqHXDFf-I/AAAAAAAAAiE/gI2mKBFnSVc/s72-c/collage.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8738192086640535088</id><published>2008-10-27T13:18:00.000+02:00</published><updated>2008-10-27T13:41:57.158+02:00</updated><title type='text'>SUÇUM NE HAKİM BEY?</title><content type='html'>Sinirliyim hem de çok. Cuma gecesi sitemi tıklayıp karşımda "Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.&lt;br /&gt;T.C. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir. Access to this web site has been suspended in accordance with decision no: 2008/2761 of T.R. Diyarbakır 1st Criminal Court of Peace." ibaresini görmemle hissettiklerimi ifade etmek istiyorum size. 2006 yılında amatörce, heyecanla ve çok severek oluşturmaya başladığım blogumda yemek tariflerimi, bazen iyi bazen de kötü halet-i ruhiyemi, kısaca hayatımdan bir kesiti ifade etmeye çalıştığım, günlerce saatlerce emek verdiğim, keyifli vakit geçirip okuyucuların da aynı şekilde keyif almasını dilediğim sevgili blogum resmen yerinde yoktu yokolmuştu. Kızgınlığımın yanında üzgünüm de. Bir başkasının işlediği suç neden bana da mal ediliyor? Suçum ne benim? Yemek tariflerimi yayınlamak mı? Yoksa keyif alarak okuduğum bir kitaptan bahsetmek veya gittiğim bir film hakkında hissetiklerimi anlatmak mı? Yasak!!! Blogger yasak. Yazmayın. Okumayın. Öğrenmeyin. Düşünmeyin. Araştırmayın. Hangi yüzyıldayız? Bilişim suçlusu muyum ben?  Bu konuda yazmak istediğim çok şey var ancak o kadar üzgünüm ki kafamı toparlayıp kelimeleri anlamlı şekilde bir araya getiremiyorum. İmge'nin blogunda bahsettiği dilekçeyi aşağıda yayınlıyorum ve bazı gazetelerin köşe yazarlarına ve gerekli gördüğüm yerlere e-mail ile gönderiyorum. Bunun dışında siteme sansüresansür.org'un bannerini ekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sayin İlgili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok kişinin özel ve zararsız, hatta çoğu zaman yararlı bilgi paylaşımı ortamı olarak kullandığı, dünyanın dört bir tarafından ulaşılması dolayısıyla ülkemizin tanıtılmasına katkı sağlayan, "blogger.com" alan adı altında var olan tüm blog sitelerine erişimin yasaklanmış olduğunu üzülerek öğrendik. &lt;br /&gt;Bu alanda blogları bulunan ve bunlara günlerce, aylarca, hatta yıllarca emek vererek öğrendiklerini kaydeden ve paylaşan insanlara söz konusu yasak kararı ile yapılan bu haksızlığın durdurulmasını istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz gibi mahkemelerimiz bir çok nedenle İnternetde çeşitli weblere erişimi yasaklıyorlar. Mahkemelerin çoğu kez tedbir kararı olarak aldığı bu karar uygulamada çok büyük adaletsizliklere yol açmaktadır. Alınan karar çoğu kez tek bir nesne (bir video, bir mesaj, bir yazı) nedeniyle alınmış olmasına rağmen, uygulamada o nesneyi içeren en büyük bağımsız birimi yasaklanıyor. Bu en basit anlatımıyla, bir kitap yüzünden koca bir kütüphaneyi tümden kapatmaktır. İşin acı tarafı bu yasaklama sadece Türkiye'deki vatandaşlarımıza uygulanıyor. Yasaklamalar, suçsuz yurttaşlarımızın öğrenme ve iletişim haklarına zarar verebilmektedir. Bu adaletsizliği önlemekte Kurumunuza da düşen bir görevi olduğunu düşünüyorum. Yasaklamak istenilen tek bir nesnenin kolayca tek başına yasaklanabileceğini dünyada bilinen bir teknolojidir. Bunu devlet adına Telekomünikasyon Kurumunun kolayca yapabilecek teknik beceri ve mali kaynaklara sahiptir.. &lt;br /&gt;Bu çağdışı yasağın kaldırılması için gereğinin yapılmasını rica ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8738192086640535088?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8738192086640535088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/suum-ne-hakim-bey.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8738192086640535088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8738192086640535088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/suum-ne-hakim-bey.html' title='SUÇUM NE HAKİM BEY?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5275168476938746264</id><published>2008-10-22T23:06:00.003+03:00</published><updated>2008-10-22T23:21:23.200+03:00</updated><title type='text'>DİVAN'DA 7 YTL, IN BAKERY'DE 4 YTL</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Başlığa bakıp bu kadın da ne kadar hesap kitap yapıyor demeyin çünkü bırakın tutumlu olmayı pek hesap kitap yapan biri değilim. Tamamen görev aşkı ve bilinciyle sizlere layık olmak adına gözlemlediğim basit bir konudan bahsetmek istiyorum. Hiper, makro ya da süper olan marketlerin unlu gıdalar bölümlerinde satılan ürünler genelde pek lezzetli veya kaliteli olmaz bu gerçeği hepimiz biliriz ancak son yıllarda öne çıkan bir marka var. Divan'ın evet bildiğiniz, Koç Topluluğu'na ait Divan'ın marketlerde faaliyet gösteren markası "In Bakery".  Ben markayı Ataşehir Migros'un açılmasıyla annemler sayesinde keşfetmiştim ve sadece Migros'lar bünyesinde faaliyet gösterdiğini sanıyordum ki Palladium AVM içerisinde yer alan CarrefourSa Express'te de In Bakery olduğunu görünce satış elemanıyla biraz sohbet ettim. Bu arada Erenköy Divan'dan satın aldığım piramit şeklindeki mozaik pastaların "tıpkısının aynısını" orada da görünce sohbet ettiğim hanım kızımız ürünlerin Divan'da satılan ürünlerle aynı olduğunu sadece market içerisinde satıldığı için fiyat farkı olduğunu belirtti. Elbette Divan'daki tüm ürünleri In Bakery'lerde bulmak mümkün değildir ancak fiyat neredeyse yarı yarıya. Ülkemizin şu anda içinde bulunduğu her çeşit krizi göz önüne alarak bu kısa bilgiyi de siz değerli okurlarımla paylaşmayı görev bildim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dip Not: Mesele 3 YTL değil ama artık Erenköy Divan'dan piramit pasta almayacağım çünkü bugün kendimi cidden salak hissettim. Bir de Carrefour Express de bu işten kar ettiğine göre piramit pastadaki kar marjına bakar mısınız sevgili okur? :o))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5275168476938746264?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5275168476938746264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/divanda-7-ytl-in-bakeryde-4-ytl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5275168476938746264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5275168476938746264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/divanda-7-ytl-in-bakeryde-4-ytl.html' title='DİVAN&apos;DA 7 YTL, IN BAKERY&apos;DE 4 YTL'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8110996420701262975</id><published>2008-10-21T20:48:00.027+03:00</published><updated>2008-10-22T23:57:28.889+03:00</updated><title type='text'>AMASRA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SP4XaMb4TmI/AAAAAAAAAh0/g40_lgh6fyU/s1600-h/Resim+023.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259667153597517410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SP4XaMb4TmI/AAAAAAAAAh0/g40_lgh6fyU/s400/Resim+023.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Uzun süredir yazmak istediğim ancak bir türlü fırsat bulamadığım Amasra yazıma bu küçük ve şirin sahil kasabasının tarihiyle başlayalım. Amasra milattan önce Fenike ve İon kolonisi olmuş daha sonra Pers Kralı 3.Dareios'un yeğeni ve Makedonya kralı İskender'in baldızı olan kraliçe &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amastris tarafından yönetilmiş, Roma döneminde Paflagonya Eyaletinin, sonraları bu eyaletin Bitinya-Pontus bölümünün merkezi, Bizans döneminde Ceneviz kolonisi, tarih boyunca hem askeri bakımdan önemli bir üs hem de esir ticareti yapılan, kereste, şimşir, ton balığı ve kürk ihraç eden ticari bir liman kenti olmuş. Sesamos adıyla anılan Amasra Kraliçe Amastris tarafından yönetilmeye başlandıktan sonra Amastris adını almış ki kasabada halen bu isimlerle işletilen iki otel mevcuttur. Tarihi eser bakımından zengin olmamakla beraber Bizans döneminden kalma Amasra Kalesi (pek sevdiğim mekandır, her gidişimde kale içinde çay içerim ve mutlaka yürüyüş yaparım), Kilise (küçük bir şapel ve şu anda kapalı), Kemere Köprüsü (yakınında Sur Kemere Çay Bahçesi vardır ama işletmecisi olan yaşlı amca maliyetten kurtarmak için çayları içilebilen ancak klor kokan şebeke suyuyla yapmaktadır buna rağmen bahçesi pek hoştur. En azından soğuk içecek içmek için gidebileceğiniz bir mekandır), Direkli Kaya (Küçük Liman'da bulunur ve buradan da denize girebilirsiniz) ve son olarak Amasra'ya giderken yeni yapılan yolu değilde virajlı ve Amasra'ya yaklaştıkça manzarayı gördüğünüzde "budur" dedirten eski yolu tercih ederseniz yol üzerinde Kuşkayası Anıtı'nı da görebilirsiniz. Ayrıca merkezde bulunan Amasra Müzesi'ni gezebilir; Hellenistik, Roma, Bizans ve Ceneviz ve son olarak da Osmanlı dönemlerine ait eserleri görebilirsiniz. Unutmadan bir anekdotla devam edelim: Fatih Sultan Mehmet, Lalası ve diğer Saray erkanı ile birlikte avlanmak üzere Amasra'ya gelmiş. Çadırlarını kurmak üzereyken gördükleri manzara, Fatih Sultan Mehmet'i çok etkilemiş. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet lalasına dönerek “Lala, Lala, Çeşm-i Cihan bu mu ola?” demiş. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şu anda Amasra'da Çeşm-i Cihan isimli bir balık restoranı bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu arada anneannem ve dedem belirli bir dönem Amasra'da yaşadığı için benim bebekliğim de zaman zaman orada geçmiştir. :o) Anneannem şu anda 80 küsurlü bir yaşta. Bir dönem sürekli 70 yaşında olduğunu iddia etti ama çok şükür bugünlerde 80 olduğunu kabul ediyor ancak daha fazla detay soramıyoruz. Baston kullansa çok daha sağlıklı olacak. Devrek'ten geçerken alalım diyoruz, çok kızıyor. Kendine yakıştıramıyor tontoşum. Amasra'nın güzel taraflarından biri de tıpkı Ege'nin çok sevdiğim Eski Foça'sı gibi merkezde her yerden denize girilebilmesidir. Büyük Liman, Küçük Liman, Direkli Kaya. Ancak ben özellikle hafta sonları civar kasabalardan çok fazla gelen olduğu için sabah erkenden denize girip belirli bir saatte bu plajları terk etmeyi tercih ediyorum. Bir diğer denize girilebilecek plaj Amasra'ya yaklaşık 15 km mesafedeki Çakraz'dır ki buraya da talep çok fazladır. Favorimse arabayla yaklaşık yarım saatte gidebileceğiniz, açık deniz ve ormanı bir arada görebileceğiniz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; İnkum'dur. Biraz daha uzak olduğu için merkezdeki plajlar ya da Çakraz gibi değildir. Turist profili farklıdır. Yemek için Sahil Pide'yi ve kesinlikle kuşbaşılı pide yemenizi tavsiye ederim. Deniz konusunda son bir not öğleden önce berrak olan deniz öğleden sonra tüm bölgelerde yosunlanıyor ve deniz anası olabiliyor, haberiniz ola. Amasra'da Büyük Liman'da Amasra Yelken Klübü faaliyet göstermektedir. Optimist, 420 ve rüzgar sörfü branşlarında sporcu yetiştirmeyi amaçlayan klüpte çocuklara yelken dersleri veriliyor. Bizim Orhun ( Kuzenimin oğlu ve 10 yaşında) bu yaz tam bir yelken canavarı oldu. Biraz uzunca kalacak olanlar belki bu imkandan da yararlanabilirler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gelelim yeme içme konusuna Amasra'da kesinlikle aç kalmazsınız (Aç kalınabilecek yer var mı ki diye soran sevgili okur için cevap veriyorum: evet Zagreb! başka bir yazıda bunu da konuşuruz elbet). Bol miktarda balık lokantası ve Karadeniz Pidecisi mevcut. Bunlardan benim tavsiye edebileceklerim Canlı Balık, Çeşm-i Cihan, Hoşafçı'nın Yeri, Çınar balık restoranlarıdır. Pidecileri ise çok küçük bir yer olduğu için gezerken hemen görürsünüz, Ata Fırın pastanesinin yanında dizilmişlerdir. Karadeniz Pidecisi gerçekten iyidir. Kuşbaşılı ve karışık pideyi tavsiye ederim. Ne yerseniz yemenizi ama yanında mutlaka Amasra Salatası istemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Salata genelde taze yapılarak gelir eğer beklemiş salata gelirse geri gönderin. Amasra Salatası içerik yönünden oldukça zengindir; Marul, Tere, Roka, Dereotu, Maydanoz, Soğan, Taze soğan, Semizotu, Kırmızı lahana, Havuç, Kırmızı turp, Beyaz turp, Biber, Domates, Salatalık, Nane, Biber turşusu, Salatalık turşusu, Lahana turşusu, Pancar Turşusu ve tabiki zeytinyağı, limon, elma sirkesi, tuz. Amasra sofralarının olmazsa olmazı kepekli mısır unu ile yapılan ve somun halinde değilde kalıplar içinde ve mutlaka taş fırınlarda pişen Çöven ekmeğidir ki ben ordayken başka ekmek tüketmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alışveriş için Çekiciler Çarşısı'nı ziyaret etmenizde fayda olabilir, şenlikli bir yerdir. Her gittiğimde turlarım. Eskiden Amasra'da yapılan el emeği orjinal ağaç işleri satılırdı burada. Anneannemden hatırlıyorum. Evinde çok güzel ahşap objeler vardı ve hala da şu anda İstanbul'daki evinde mevcutlar ancak maalesef Amasra'da gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmuş durumda. Çekiciler Çarşısı artık Çin işi hediyelik eşyalarla dolu. Az da olsa bu ticari değişime direnen zanaatkar var ve dikkatli bir gözseniz eminim farkı hemen anlayacaksınız. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Başka başka... Amasra Kalesi'nin içinde yer alan Ağlayan Ağaç kafesinden bahsetmezsem olmaz. Manzarası hoş. Oturup çay içip sadece tavşanların yaşadığı tavşan adasını dürbünle izleyebiliyorsunuz. Ağlayan Ağaç denmesinin sebebi ise sisli havalarda nemden dolayı ağacın terleme yapıp su akıtması. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amasra'ya gittiğimde en çok keyif aldığım olaylardan biri de Amasra Pazarı'na taze ve hormonsuz meyve, sebze satın almak için gitmek. Yaz döneminde taptaze dalından yeni kopmuş domatesler, acı olmayan ama Çarliston gibi de olmayan incecik Amasra biberleri, bamya, Boncuk Ayşe, patlıcan, böğürtlen, çilek (Keroş'un doğum günü pastasını taze böğürtlenle yapmıştım) aklıma ilk gelenler. Yapılan yemekler inanın daha leziz. Biz İstanbul'da neler yiyoruz öyle diye düşünmeden yapamıyorum. Keroş'a geçen yaz taze köy yumurtası yedirdik her gün. Ayrıca ben eve gelirken İstanbul'a kilo kilo sebze taşıyorum. Pazar olmadığı günlerde ise Küçük Liman'a giden yol üzerinde köylü teyzeler kaldırıma diziliyor ve taze meyve sebze satıyorlar. Her gün taze olarak her şeyi bulmanız mümkün sadece fiyatlar pazara göre biraz pahalı. Teyzeler de ticari gidişata gayet iyi uyum sağlamış durumdalar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Acaba yazamadığım eksik kalan bir şey var mı? İstanbul-Amasra arası yaklaşık 400 km. Yol çok rahat mola vermeden yağışsız havada 4,5 saatte gidebilirsiniz. Bizim gibi bebekli olursanız yolda gördüğünüz her park alanında mola verir, "hoppala beyim, hoppala paşam yapar" 6-7 saatte ancak gidersiniz. Bu arada park alanlarının hemen hepsi temiz, rahat ve güzeldir. Bolçi çikolatası denemeyi unutmayın, bir de Kahkecizade'nin kayısılı kurabiyelerinden alıp yolluk yapın. Sonra da beni anın. Yemekleri berbat olan ve uğramamanız gereken tesis ise Amasra'dan dönüşte otobana çıktığınızda sanırım ilk park alanı olan eski Köroğlu Tesisleri ya da yeni adıyla Metro'nun tesisleri. Uzak durun. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amasra'ya giderken Karadeniz'e gittiğinizi unutmayın ve Güney bölgelerimizdeki servis, ortam, ambiyans beklentinizi rafa kaldırın. Bu cümlemden yanlış çıkarımlar yapmayın, insanları gayet modern ve misafirperverdir. Sadece son yıllarda turist akınına uğradığı için biraz ticari olmuş durumda. Örneğin şehir merkezinde park problemi var ve yaz döneminde arabanızı İstanbul gibi otorparklara bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Hava bozunca ise her yer otopark.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Üstteki foto geçtiğimiz Bayram'da bizim balkondan Amasra manzarası ancak puslu ve yağmurlu bir havada çekilmiş berbat bir foto. En kısa zamanda güzel foto veya fotolar ekleyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Son olarak Amasra'ya termik santral yapılmak isteniyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın web sitesinden konuyla ilgili bir alıntı: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) girişimleri ile Türkiye’nin Dünya’ya Armağanı olarak ilan edildikten sonra mili park statüsü ile koruma altına alınan Küre Dağları’nın yanıbaşında 2008 sonuna kadar bir termik santral kurulması planlanıyor. &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Çin firması Datong Coal Mina&lt;/span&gt; ve daha önce termik santrallerin yapımında çalışan Türk firması &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Hema A.Ş.’nin&lt;/span&gt; işbirliğiyle Bartın’ın Amasra ilçesinde kurulması planlanan termik santralin açılması için gereken kurum ruhsatlarının hazır olduğu biliniyor. WWF-Türkiye, Bartın ve Kastamonu sınırları içinde yer alan Küre Dağları Milli Parkı’na kuş uçuşu on km uzakta olan Gömü Köyü’nde termik santralin kurulmasından endişe duyuyor.&lt;br /&gt;Doğal yaşlı ormanları, sarp kayalıkları, akarsuları ve meralarıyla önemli bir yaban hayatına sahip olan bölge, bitki ve hayvan çeşitliliği, yaşlı ağaçları ve barındırdığı nadir türleri ile doğa koruma açısından olağanüstü önemdedir. WWF’ye göre, Türkiye ormanlarının öncelikli olarak korunması öncelikli dokuz "sıcak nokta"sından biri olan bu alan, Avrupa’da elde kalan doğal ormanların en güzel ve en yabanıl örneklerini sergilemektedir. Yörede 109’u endemik, 49’u nadir bitki türü bulunmaktadır. Bozayı, vaşak, susamuru, ulugeyik gibi tehlike altındaki hayvanları da barındıran bölge, Türkiye’deki memeli türlerinin en az 40’ına sahiptir. Ayrıca, 38 familyaya mensup ve 46’sı tehdit altında olan 129 kuş türünün bu bölgede yaşadığı kaydedilmiştir.&lt;br /&gt;Batı Karadeniz’in hassas kıyı ekosistemleri, rüzgâr, deniz akıntıları gibi nedenlerle kilometrelerce batıda bulunan Çatalağzı Termik Santrali’nin küllerinden bile olumsuz etkilenmektedir. Bu mesafeden Amasra ve doğusundaki koylar ile kıyı kumullarının zarar göreceği açıktır. Ne yazık ki santralin kurulacağı bölgenin tarım toprakları, bitki örtüsü ve deniz canlıları, santralden çıkacak kül ve temizlenmeden denize verilecek soğutma sularından zarar görecektir. Ayrıca bölgede önemli geçim kaynakları olan ekolojik turizm, tarım, arıcılık, büyük baş hayvancılık ve balıkçılık büyük darbe alacaktır. "&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;AMASRA'YA TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUM!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8110996420701262975?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8110996420701262975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/amasra.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8110996420701262975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8110996420701262975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/amasra.html' title='AMASRA'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SP4XaMb4TmI/AAAAAAAAAh0/g40_lgh6fyU/s72-c/Resim+023.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5016663528152063954</id><published>2008-10-20T20:54:00.004+03:00</published><updated>2008-10-21T22:06:38.820+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>PASİFLORA ŞİŞESİNDE BALIK OLSAM!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu başlık aklıma nereden mi geldi? Hangi yıldı anımsamıyorum ve şu anda hafızamı da zorlamak istemiyorum çünkü çok yorgunum. Club Med Kemer'de tanıştığımız Hollanda orijinli, İsrail'de bir üniversitede çalışan sempatik profesörümüzle köyün içinde ayaküstü sohbetlerimizden birinde, köyde teinsiz çay bulamadığını ve buna canının sıkıldığını (ah be amca kafeinsiz kahve buluyosun ya ona şükretsen, İstanbul'daki kafelerde teinsiz çay var mı ki? ) belirtmiş, konu ne kadar derinleştiyse bizi odasına Pasiflora içmeye davet etmişti :o))) Sempatik ve entelektüel olmasına karşın genelde gergin bir kişilikti. Mehmet'le önerisini kibarca reddedip, amcadan kurtulduktan sonra gülme krizine girmiştik. Ama durum çok da şirindi bir yandan. Asıl konum bu değil elbet. Mehmet'in bu seneki doğumgünü hediyesi Uşak Hatıra Ormanı'na dikilmek üzere TEMA Vakfı'ndan fidanlardı. Artık Mehmet'in dikili bir ağacı yok dikili ağaçları var :o)) Gelin görün ki kör talihim beni burada da yalnız bırakmadı. Sertifikası gelmiş ve aşkım bana çok teşekkür etti. Ancak sertifikada soyadımız yanlış yazılmıştı ve ben buna çok üzüldüm. Çünkü ben evet ben mükemmellliyetçiyim. Elimde değil. Herşeyi mümkün olduğu kadar, bilebildiğim kadar doğru, iyi ve mükemmel yapmaya çalışan biriyim. Sağlıklı mı? O tartışılır kabul ediyorum. Ama anlamadığım şu, ben bilgilerimi sisteme yazılı olarak girdim. Telefonda bildirsem diyeceğim ki yanlış anlaşıldı ama insan gördüğünü, okuduğunu anlayamıyorsa ya da dikkatsizse yapabileceğim bir şey yok. Burada amaç elbette ağaç dikmek ve katkıda bulunmak ama sertifika doğru yazılsaydı hoş olmaz mıydı, güzel bir anı olarak kalmaz mıydı. Ben mi çok takıyorum? Sinirlendim sevgili okur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5016663528152063954?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5016663528152063954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/pasiflora-iesinde-balik-olsam.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5016663528152063954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5016663528152063954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/pasiflora-iesinde-balik-olsam.html' title='PASİFLORA ŞİŞESİNDE BALIK OLSAM!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5707423119570200838</id><published>2008-10-17T13:43:00.004+03:00</published><updated>2008-10-21T22:06:26.025+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>PEGASUS HAVA TAŞIMACILIĞI ANONİM ŞİRKETİ= İŞ BAŞVURUSU YAPABİLMEK İÇİN 10 YTL PARA TALEP EDEN ŞİRKET</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Siteyi takip edenler iş aradığımı bilir. Dolayısıyla internette kariyer sitelerinde geziniyorum. Bugün Pegasus Havayolları Şirketi'nin yayınladığı iş ilanlarına çok fazla başvuru yapılması nedeniyle aranan özelliklere uygun adayların işe müracaat etmeleri, gelişigüzel başvuruların engellenmesi, en kısa sürede doğru işe doğru elemanın yerleştirilmesi ve İnsan Kaynakları Birimi’nin verimliliğinin artması için başvuru yapacak adaylardan bir kereliğe mahsus olmak üzere 10 YTL ücret talep ettiğini öğrendim. 10 YTL ödeyene kadar siz aday bile değilsiniz aday adayısınız. İçiniz rahat olsun. Kredi kartınızdan ücret tahsis edilebiliyor. Sayın Pegasus Havayolları yetkilileri kredi kartına taksit de yapabiliyor musunuz acaba? Bilgi verirseniz sevinirim. Bu uygulama yasal mıdır ya da etik midir? Dünyada durum nedir? Bunu bilmiyorum. Bilen varsa ya da Pegasus yetkilileri bizi aydınlatırlarsa çok sevinirim. Bu konuda bu hassasiyeti gösteren Pegasus acaba iş görüşmesine davet edilen adayların yol paralarını ya da yaptıkları diğer masrafları da ödeme nezaketinde bulunuyor mu? Ben mesela arabamın benzin parasını firmadan talep edebilir miyim? Merak ettim. Bir de 10 YTL ödediniz diye size iş garantisi verilmiyormuş. Böyle bir açıklama da var sitede. Hani belki fazla iyimser arkadaşlar olabilir bu bağlamda yazayım dedim. Bir de diyelim ki 10 YTL ödediniz ve görüşmeye çağrıldınız. Eğer şirketi beğenmezseniz 10 YTL kesinlikle tarafınıza iade edilmeyecekmiş. Haberiniz ola. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5707423119570200838?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5707423119570200838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/pegasus-hava-taimacilii-anonim-irketi-i.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5707423119570200838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5707423119570200838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/pegasus-hava-taimacilii-anonim-irketi-i.html' title='PEGASUS HAVA TAŞIMACILIĞI ANONİM ŞİRKETİ= İŞ BAŞVURUSU YAPABİLMEK İÇİN 10 YTL PARA TALEP EDEN ŞİRKET'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3113529285903581815</id><published>2008-10-16T23:02:00.003+03:00</published><updated>2008-10-21T22:06:26.027+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>OKUYORUM: İSTANBULLULAR, BUKET UZUNER</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPeeD_mOxJI/AAAAAAAAAhk/PY1NZd2iWxw/s1600-h/istanbullular-cep-boy-buket-uzuner.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257844881426924690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPeeD_mOxJI/AAAAAAAAAhk/PY1NZd2iWxw/s320/istanbullular-cep-boy-buket-uzuner.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Cep boy kitap serisine bayıldım. Hem baskı kalitesi güzel, hem küçük çantama sığıyor ve hem de ucuz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sevgili İmge'nin blogunda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://imgetan.blogspot.com/2008/08/beyaz-zambaklar-lkesinde.html"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://imgetan.blogspot.com/2008/08/beyaz-zambaklar-lkesinde.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;) bizlere tanıttığı Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigoriy Petrov kitabını bitirdikten sonra Buket Uzuner'in İstanbullular'ına başladım. Beyaz Zambaklar Ülksinde'yi okurken zaman zaman heyecanlandım bizim ülkemizde de burada yazanlar uygulanabilir mi diye ama zaman zaman da üzüldüm ve hayal kırıklığına kapıldım. Özeleştiri yapmam gereken, kitabın bir bölümünde eğitimli kesimin herhangi bir nedenden dolayı eğitim alamamış halk kesimlerini küçümsemek veya hakir görmek belki de yokmuş gibi davranmak yerine onlara faydalı olmak veya olabilecek etkinliklerde, davranışlarda bulunmak gerektiği tavsiye olunmuş ki ne yalan söyleyeyim kendimi sorguladım. Zaman zaman bunu ben de yapmıyor muydum? Evet yapıyordum. Bizlerin böyle bir konuda özverili olması gerektiği konusuna şiddetle katılmakla ve hak vermekle beraber söz konusu insanların da "öğrenmek" ve "anlamak" konusunda iyi niyetli ve ısrarcı olduklarına inanmak istiyorum. Ve bu kitabı her vatandaş okumalı diye düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gelelim İstanbullular'a. Kitabın henüz üçte birini okudum. Akademisyen Belgin Gümüş, heykeltraş Ayhan Pozaner, emekli tarih öğretmeni Kemalist Ulviye Yeniçağ, barmen İlyas Baturcan, Belgin Gümüş'ün eski kocası Mehmet Emin Entek ve Entek'in sevgilisi ve "pörsınıl" asistanı Tijen Derya, tuvalet temizlik işçisi Hasret Sefertaş, Boğaziçi Üniversitesi'nde profesör Yannis Seferis, San Francisco'lu turizmci Susan Constance, Belgin Gümüş'ün arkadaşı Ayda şu ana kadar tanıştığım roman kahramanları. Evet kitap karakter açısından oldukça kalabalık ve Buket Uzuner detaylı detaylı anlatıyor. Bazen ülkemizdeki sorunlardan bahsediyor, bazen aşktan, duygulardan. Şu ana kadar çok keyif alarak okudum kitabı. Bitince de yazmak isteyeceğim noktalar olursa ekleyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3113529285903581815?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3113529285903581815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/okuyorum-istanbullular-buket-uzuner.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3113529285903581815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3113529285903581815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/okuyorum-istanbullular-buket-uzuner.html' title='OKUYORUM: İSTANBULLULAR, BUKET UZUNER'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPeeD_mOxJI/AAAAAAAAAhk/PY1NZd2iWxw/s72-c/istanbullular-cep-boy-buket-uzuner.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1050100503486012897</id><published>2008-10-15T15:48:00.010+03:00</published><updated>2008-10-16T23:02:02.369+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>VİCDAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPXnvDTcL_I/AAAAAAAAAhc/2R1WKVaxQ7c/s1600-h/Vicdan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257362935551635442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPXnvDTcL_I/AAAAAAAAAhc/2R1WKVaxQ7c/s320/Vicdan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Keroş'u annemle bıraktım ve seansa 15 dakika kala Caddebostan Budak'a yetişebilmek için evden çıkıp koştura koştura yol aldım. Bir yerlere geç kalmak ve bekletilmek hayatta hiç hoşlanmadığım hareketler, durumlardır. Üniversitede Müge isimli pek sevdiğim bir arkadaşım vardı. Sonra baktım ki benim Müge'ye gösterdiğim sevgi ve saygıyı Müge bana göstermiyor. Çünkü her buluşmamızda ben ağaç, alçı ya da ne derseniz o formda Müge'yi yarım saat hatta bir saat bekliyorum. Sonunda arıza çıktı elbette uzun süredir de görüşmüyoruz. Arkadaşlıklarımda fedakarlık yapmak zorunda kalanın hep ben olma dönemini geride bırakalı çok oldu. Bakıyorum da iyi de olmuş olabilir. Ne diyordum ben nereden geldik bu konuya. Periyodum da yakın değil ama neyse idare ediverin beni. Keroş köpek ve azı dişlerini çıkarıyor. Tanrı yardımcımız ola. Efendim en son hamileyken sinemaya gitmiştim. Bu da uzun süredir sinemaya gitmediğim anlamına geliyor. Çok sevdiğim Beyaz Perde'yi tercih etmeme sebeplerimden biri yurdum insanının pörtlek mısır, hışırtılı pakettten cips ve bisküvi yeme gibi sanki o 2 saatlik dilim içerisinde kıtlıktan çıkmış tavuk misali zıkkımlanma huyudur ve beni her daim hasta etmiştir. Bir de Der Untergang-Hitler und das ende des 3.Reichs , Türkçe meali "Çöküş" adlı eseri sinemada annem ve kardeşimle izlemeye çalışırken hemen arkamızda şakkıdı şukkudu tespih çeken zatın üzerine uçmak istemem ama erkek kardeşimin arıza çıkarmaması ve ortalığın karışmaması adına bu "kültürcan maganda" insana filmin sonuna kadar katlanmak zorunda kalmamdır. Böylece sinemanın yerini aynı tadı vermesede DVD almıştır. Çok uzattım tamam.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Vicdan, küçük bir kasabada geçen üçlü ve arızalı bir aşk hikayesi. Aydanur( Nurgül Yeşilçay) arayış içinde bir karakter, Songül'se (Tülin Özen) filmin başında yaşamı olduğu gibi kabullenmiş, silik bir karakter izlenimi verse de yüzleşmek zorunda kaldığı, yakın arkadaşının kocasını elinden alması durumu nedeniyle kendisinden pek de ummadığımız bir davranış biçimi sergileyen ve aldatan kadına güzellikle yaklaşan bir karakter . Filmde Songül'ün buhran durumu çok kolay geçiştirilmiş diye düşünüyorum. Öte yandan Mahmut karakterinde Murat Han bence gayet başarılı. Beni rahatsız eden nokta bu kasabalı karakterin Murat Han'ın sırtındaki gibi dövmelere sahip olması, çok sırıtmış. Diğer yandan evde üçlü yenilen yemek sahnesini sevdim. Eleştirmenlerden birinin yazdığı Cem Özer arabadaki sevişme sahnesi konusunda olay yaratır mı konusu bana saçma geldi. Bence arabadaki sevişme sahnesi yeterince iyi bile değildi. Nurgül Yeşilçay'a gelince kesinlikle güzel bir kadın. "İkinci Bahar" dizisinde kendisini gelecek vadeden genç oyuncu olarak pek beğenmiştim ama maalesef bana oynadığı karakteri hissettiremiyor. Daha net ifade etmeye çalışırsam onu izlerken oynadığı karakteri izlemiyorum ben Nurgül Yeşilçay'ı izliyorum. Bu benim nacizane sinema izleyicisi olarak duygum ve düşüncem. İyi oyuncu mudur kötü oyuncu mudur bunu kritik edecek eğitimim veya tecrübem yok ama bir şekilde Nurgül Yeşilçay'da sanki bir zorlama veya zorlanma durumu hissettim ben. Doğal gelmedi. Filmle ilgili kötü eleştiriler okudum. Bence genel olarak film izlenesi bir filmdi. Konu belli, bir üçüncü sayfa haberi. Bazı sahnelerde kahkaha atacaktım ki sinema kalabalık olmadığı için utandım ve kendimi tuttum. Bunlardan birisi Murat Han'ın Nurgül Yeşilçay'la sevişirken karısı Songül yani Tülin Özen onları basınca "Sen de gel" repliği, diğeriyse konsomatrislik yapan Songül'ün imam nikahı ile evlendikten sonra otobüsteki türbanlı görüntü sahnesi. E bir kısım yurdum erkeği pavyondan hatun kişi alıverince türbana sokuyor hatun kişiyi. Böylece noluyor geçmiş siliniyor ve hatun kişi bir ahlak abidesi haline geliyor, vallahi çok güldüm. Sıradan Amerikan filmlerinden çok mu kötüydü Vicdan? Hayır hiç değil. Hoşça vakit geçirdim. Önemli olan da buydu. Elbette bir "Uzak" ya da "Mutluluk" ya da "Anayurt Oteli" , "Masumiyet", "Babam ve Oğlum" ya da daha eskilerden "At"  aklıma ilk gelenler, bunlardaki keyif yoktu ama çok kötü değildi Vicdan. Efendim gidiniz ve Türk Sineması'nı destekleyiniz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1050100503486012897?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1050100503486012897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/vicdan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1050100503486012897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1050100503486012897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/vicdan.html' title='VİCDAN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SPXnvDTcL_I/AAAAAAAAAhc/2R1WKVaxQ7c/s72-c/Vicdan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3224959564073221085</id><published>2008-10-07T21:01:00.006+03:00</published><updated>2008-10-07T21:20:48.066+03:00</updated><title type='text'>İYİ Kİ DOĞDUM! MUTLU YILLAR BANA!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOukN78EAyI/AAAAAAAAAaY/HTIHKuSezxA/s1600-h/OZLEMBIRTHDAY2008+007%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254473949592683298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOukN78EAyI/AAAAAAAAAaY/HTIHKuSezxA/s320/OZLEMBIRTHDAY2008+007%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#006600;"&gt;Veeeeee işte bir sene daha yaşlandım ve yolun yarısına az kaldı. İyi ki doğdum. Narsistçe başlığımı da pek sevdim. Canım oğlum Kerem ve Sevgilim Mehmet'le kutladım doğumgünümü bu akşam. Yukarıda gördüğünüz beyaz Lilyum Kazablanka'lardan oluşan "pembe gönlüm sende" :o) konseptli çiçek sevgilimin hediyesi. Çiçeğim dışında iki hediyem daha vardı ama bunları sizlerle paylaşmayacağım. İşte bu adama aşık olma sebeplerimden biri. Mehmet hep ama hep böyle zarif bir adamdı. Kerem bebek çok eğlendi ancak pastadan yemesini sağlıksız bulduğum ve küçük bir dilimden fazlasına izin vermediğim için geceyi sinir krizi geçirerek noktaladı. Pastacı, börekçi küçük oburum benim. Yeni yaşımın bana ve aileme sağlık, mutluluk ve güzel günler getirmesini diliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3224959564073221085?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3224959564073221085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/iyi-ki-dodum-mutlu-yillar-bana.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3224959564073221085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3224959564073221085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/iyi-ki-dodum-mutlu-yillar-bana.html' title='İYİ Kİ DOĞDUM! MUTLU YILLAR BANA!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOukN78EAyI/AAAAAAAAAaY/HTIHKuSezxA/s72-c/OZLEMBIRTHDAY2008+007%C4%B0MZ.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8115943379998295548</id><published>2008-10-04T23:57:00.004+03:00</published><updated>2008-10-05T00:01:14.513+03:00</updated><title type='text'>TERÖRÜ  ve HER TÜRLÜ DESTEKÇİSİNİ LANETLİYORUM</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOfZXPI6JmI/AAAAAAAAAaQ/veB8P44VLqA/s1600-h/samp8313ac1e4410e9afgs6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253406483575088738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOfZXPI6JmI/AAAAAAAAAaQ/veB8P44VLqA/s400/samp8313ac1e4410e9afgs6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8115943379998295548?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8115943379998295548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/terr-ve-her-trl-destekisini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8115943379998295548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8115943379998295548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/10/terr-ve-her-trl-destekisini.html' title='TERÖRÜ  ve HER TÜRLÜ DESTEKÇİSİNİ LANETLİYORUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOfZXPI6JmI/AAAAAAAAAaQ/veB8P44VLqA/s72-c/samp8313ac1e4410e9afgs6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1615359383881347421</id><published>2008-09-26T16:24:00.006+03:00</published><updated>2008-09-26T16:29:47.114+03:00</updated><title type='text'>ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!!!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir yazım daha vardı ama yazamayacağım çünkü laptopum bozuldu. Şu anda annemden yazıyorum. Bayram'da yokum Amasra'da olacağım. Hazır balık sezonu da açılmışken bol bol balık ve salata yiyeceğim. Temiz havanın ve yeşilin keyfini çıkaracağım. Dönüşte görüşürüz Herkesin bayramını kutluyorum. Küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öpüyorum :o)))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1615359383881347421?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1615359383881347421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/eker-bayraminiz-kutlu-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1615359383881347421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1615359383881347421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/eker-bayraminiz-kutlu-olsun.html' title='ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!!!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2648393803689382104</id><published>2008-09-26T15:48:00.009+03:00</published><updated>2008-10-04T21:04:37.814+03:00</updated><title type='text'>PALLADIUM</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOevANPp6JI/AAAAAAAAAaI/XaRLQE5IF9g/s1600-h/BLOG+008imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253359908441155730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOevANPp6JI/AAAAAAAAAaI/XaRLQE5IF9g/s200/BLOG+008imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOeuz1VkNqI/AAAAAAAAAaA/_TlGDvW-bf8/s1600-h/BLOG+007imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253359695865067170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOeuz1VkNqI/AAAAAAAAAaA/_TlGDvW-bf8/s200/BLOG+007imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;Alışveriş merkezleri turumuza dün açılan Palladium'u da ekledik, eksik kalmadık. Kendime hayret ediyorum bazen. Alışveriş merkezi meraklısı oldum çıktım. Eee insanın her gün kapıyı gösterip "anne atta" diyen bir oğlu olunca anne de her gün nereye gideceğini şaşırıyor. Açılış günü Palladium'a gitmek iyi bir fikir gibi görünmemekle beraber anneme gidiş-dönüş yolu üzerinde bulunduğu için hadi dedik gidip bakalım neymiş bu Palladium. Dün ekip(Kerem bebek, anneanne ve ben) olarak Palladium'a gittik. Biz öğlene doğru gittik ki ne çok meraklısı varmış buranın. Otopark doluydu. Palladium oldukça büyük ama Cevahir AVM kadar ya da İstinyepark kadar değil. Cevahir AVM gibi sevimsiz olmadığını da belirtmeliyim. Ben beğendim Palladium'u. Bu yakada olmayan bazı sevdiğim mağazaların da olmasına sevindim. Aklıma gelen bir kaç mağaza ve yiyecek mekanı sayayım Zara Home, Etam, Banana Republic, Gap, Cafe Nero, Cookshop, Sephora, Kitchenette, vs...Hoşlanmadığım şeyse inşaat halinde açılması. Açılış tarihi için bayram alışverişine yetişme telaşının olduğu belli ancak ortalıkta inşaat artıkları, kablolar, bir yerleri yetiştirmeye çalışan inşaat işçileri, ortalığı temizlemeye çalışan temizlik elemanlarıyla Palladium tam bir keşmekeşti. Öğleden sonra Star TV'de yayınlanacak olan düelloyu izlemek üzere Keroş'la babaannemize gideceğimiz için Palladium'da çok fazla vakit geçirmedik. Şöyle bir dolaştık ve ben elbette Zara Home'a takıldım. Mutfaktaki küçük masamız için bir çift Amerikan servis ve çok hoş pembe bir sepet aldım. Fotolarını da yukarıda ekledim.  Son olarak Palladium bence Anadolu Yakası'nın en güzel ve en gözde alışveriş merkezi olacak. Tek problemse Batı Ataşehir, Kozyatağı veya Yeni Sahra denilen bölgedeki sevimsiz lüks toplu konutların sahipleri ya da kiracıları yerleşince, altyapısı olmayan ama şu anda zorlayarak yapılmaya çalışılan bu bölgenin Palladium AVM ziyaretçileri ile beraber trafiğinin ne olacağı sorusudur. Ve &lt;a href="http://www.skyscrapercity.com/"&gt;http://www.skyscrapercity.com/&lt;/a&gt; sitesinden bir alıntı, nedir bu Palladium?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;"Palladium " (Palladio) isminin iki manası olabilir:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;1) Tanrı'nın Küresi ( Palla = Küre/Top, Dio = Tanrı )Dikkat ederseniz kocaman bir cam "küre" var."Palladium" logosunda da küre var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;2) Ünlü mimar Palladio (klasik çağ Yunan ve Roma mimarisini geç Rönesans döneminde yeniden yorumlayıp özellikle İtalya'nın Veneto bölgesinde (eski Venedik (Serenissima) Cumhuriyeti) muhteşem yapılar gerçekleştirmiştir)Dikkat ederseniz bahçenin girişinde bir "kolonad" var.Palladio özellikle villaları ve "rotunda"ları ile ünlüydü, o yüzden küresel/dairesel formlar da onun tarzının bir parçası olarak yorumlanabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2648393803689382104?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2648393803689382104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/palladium.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2648393803689382104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2648393803689382104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/palladium.html' title='PALLADIUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SOevANPp6JI/AAAAAAAAAaI/XaRLQE5IF9g/s72-c/BLOG+008imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1937211647691794473</id><published>2008-09-25T10:23:00.004+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:11.389+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>OKUYORUM: VEDA, AYŞE KULİN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNtBBTdkELI/AAAAAAAAAZ4/wZBokrcEd1I/s1600-h/ayklnvedaml1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249861281290391730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNtBBTdkELI/AAAAAAAAAZ4/wZBokrcEd1I/s320/ayklnvedaml1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;Hamileliğimin son dönemine doğru kitap okuyamaz hale gelmiş, evin içinde sabahlara kadar anlamsız bir şekilde dört döner olmuştum. Anne olanlar bilir, son dönemde o kocaman göbekle ne sağa dönebiliyorsunuz ne sola hep sırt üstü yatmak benim gibi yan yatmayı seven biri için gerçekten pek bunaltıcı olmuştu. Elbette 2007 yazının o korkunç ve 40 derece üzerinde seyreden sıcağından bahsetmemek olmaz. Doğumdan sonra elime alabildiğim ilk kitap oldu Ayşe Kulin'in Vedası ve elimden bırakamıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;Kitap Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerini, işgal altındaki İstanbul'u, son Maliye Nazırı Ahmet Reşat Bey ve ailesinin yaşadığı konakta yaşananları anlatıyor bize. Osmanlı'nın çöküşü ile Cumhuriyet'in temellerini atan, mücadele veren Milliciler anlatılıyor kitapta. Ayşe Kulin her zamanki gibi oldukça sürükleyici bir roman yazmış. Ve isterim ki özellikle gençler, yeni nesil okusun bu romanı. Çünkü Ayşe Kulin bir yandan yakın tarihi bize anlatırken belki de hatırlatırken demeliyim bir yandan da son derece insana özgü duyguları, durumları ve olayları öyle güzel kurgulamış ki. Bu arada kitaptaki Maliye Nazırı Ahmet Reşat Bey, Ayşe Kulin'in anne tarafından büyük dedesi. Diğer bir bilgi ise Veda romanı 3 kitaplık bir roman dizisinin ilk kitabıymış. İlk romanda dedesinin hayatıyla birlikte Osmanlı'nın çöküşünü ve saltanatın bitişini anlatan Ayşe Kulin, ikinci kitabında kendi doğumunu, üçüncüsünde ise şu yaşadığımız zamanları anlatacakmış.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1937211647691794473?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1937211647691794473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/okuyorum-veda-aye-kulin.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1937211647691794473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1937211647691794473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/okuyorum-veda-aye-kulin.html' title='OKUYORUM: VEDA, AYŞE KULİN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNtBBTdkELI/AAAAAAAAAZ4/wZBokrcEd1I/s72-c/ayklnvedaml1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8388845741364424479</id><published>2008-09-21T20:37:00.005+03:00</published><updated>2008-09-25T13:15:06.651+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>KADIKÖY BAMBİ, HACI BEKİR'DE PROFİTEROL VE DEMİRHİNDİ ŞURUBU, DİCLE BALIK MARKET, KOMŞU FIRIN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kalabalık bir başlık oldu. Dün ıvır zıvır işler için sevgili Mehmet'le Kadıköy'e gittik. Deniz otobüsü iskelesinin hemen yanında oldukça geniş bir alana yayılmış olan İspark'a arabayı park edip çarşıya doğru yola koyulduk. Bilginiz için İspark tüm gün sadece 5 YTL. Kadıköy'de çok fazla otopark var ve fiyatlar tutturabildiklerine. Otopark fiyatlarını kim denetler acaba merak ettim şimdi. Ne diyordum, çok acıktığımızdan önceden denememiş olduğumuz Kadıköy Bambi'ye aklımızda acabalarla (Taksim'deki Bambi'yi tutar mı?) giriverdik. Ben iki adet peynirli burger ve kapalı ayran, Mehmet'se elma-havuç suyu eşliğinde kaşarlı döner dürüm ve dilli kaşarlı tost istedi. Ve Bambi'ye benden tam not. Ne eksik ne fazla lezzet olarak Taksim Bambi'den fark yok. Bence Bambi'nin peynirli burgerleri bir çok ünlü fast food zincirinde yiyebildiklerimizden çok daha leziz ve aynı zamanda favori Bambi yiyeceğim. Dilli kaşarlı tostu lezzet yoksunu buluyorum. Bir şekilde adı çıkmış. Kaşarlı dürüm dönerse güzel olmakla beraber bana ağır geliyor ama hepsi de yenilebilir kalitede. Şu anda tam anımsayamıyorum. Bir tarihlerde Sıraselviler'e doğru uzanan yerli fast food dükkanlar denetlenmiş ve görüntülü haberde, her ne kadar adını yayınlamasalar da, hijyen kurallarına uyan tek dükkanın Bambi olduğunu anlayınca, ülkemizde bu tür işletmelerin konuya verdiği önemi düşünüp neredeyse koltuktan direkt saygı duruşuna geçecektim. Sözün özü Bambi fast food ama temiz, lezzetli ve ucuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hava oldukça serinlemiş olduğu için Mehmet'le bünyelerin tatlı tatlı şeklinde bağırdığına karar verdik (bahaneye bakar mısın sevgili okur?). Baylan mı yoksa Hacı Bekir mi diye düşünürken, Mehmet'in aklına küçükken rahmetli kayınpederimle Hacı Bekir'de yediği profiteroller ve Demirhindi şurubu gedi. Bu tür durumlara hiç dayanamayan duygu insanı bendeniz de sevgili eşimi kolundan tuttuğum gibi Hacı Bekir'e sokuverdim. Hacı Bekir'in profiterolü Lebon'u maalesef tutmuyor hatta yakınından bile geçemiyor. Çikolata sosu yeterince yoğun değil. Ayrıca profiterol hamuru da çok sert. Burada yanlış yönlendirme yapmayayım kötü değil yenilebilir ve lezzetli ancak yeterince iyi değil. Demirhindi şurubunu ise son derece değişik buldum. Tadını hiç birşeye benzetemedim. Biraz üzüm şırasını ya da pekmez tadını anımsattı gibi oldu ama ona da karar veremedim. İçtim içtim içtim ve sonunda karar verebildiğim tek şey hoşuma gittiği ve tekrar denemem gerektiği oldu. Web'de araştırma yaparken Demirhindi şerbetinin Osmanlı'nın meşhur şerbetlerinden olduğunu okudum. Demirhindi ile ilgili bir alıntı:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;"Demirhindi (Temr-i hindi): (Tamarindearinde / Tamarinier / Tamarind / Tamarin / Tamarindus indica / Pulpa tamarindorum cruda ) Hindistan ve tropikal bölgelerde yetisen, yayik dalli boyu 20-25 metreye ulasan sicak iklim agacidir Anayurdunun Habesistan oldugu tahmin edilmekte ise de bugün bütün tropikal bölgelerde yetismektedir Çiçek açtigi zaman çok güzel bir görünümü oldugundan yetistigi bölgelerde, yol kenarlarina park ve bahçelere dikilir. Çiçekleri sari veya kirmizi renkte olup, dallarin ucunda salkim seklinde bulunurlar. Meyveleri 20 cm civarinda, kahverengi, çok tohumlu olup, olgunlasinca açilmazlar. Gövde kismi tahta isleri ve oymacilikta kullanilir. Türkiye’de yetistigi yerler: Güney bölgelerde yetisir. Kullanildigi yerler: Yapraklari kaynatilarak elde edilen suyu solucan düsürmede ilâç olarak kullanilir. Meyvelerinden ise ilâç yapiminda istifâde edilir. Meyvenin bilesiminde elma asidi, sitrik asit, asetik asit, seker ve pektin bulunur. Tibbî kullanilmasinin disinda seker ve tatlicilikta ve vücuda serinlik ve rahatlik verdigi için serbet olarak kullanilir. Ayrica, susuzlugu giderici, ve müshil etkileri de bilinmektedir"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Geçelim diğer konumuza. Yeme içme faslı bitince evde ne yiyeceğiz faslı başladı. Çaktırmadan bıyık altından gülümsüyor musunuz bana mı öyle geliyor? :o) İşlerimizi bitirdik. Sahaflara bakındık. Buradaki sahaflarda geçtiğimiz aylara ait okunmuş dergileri 1-2 YTL gibi komik fiyatlara alabiliyorsunuz. Ev ve dekorasyon ile ilgili dergiler, National Geographic benim ilgi alanıma girenlerden. Daha sonra Balık Pazarı'na doğru yola koyulduk. Balık Pazarı pek sevdiğim bir bölge olmakla beraber burada alışveriş yaparken her anlamda dikkatli olmanızda fayda var. Favori balıkçım Dicle Balık markete girdik. Mehmet balık yemeye pek düşkün değildir ama ben her gün deniz ürünleriyle beslenebilirim. Kerem bıdık da yer düşüncesiyle mevsim balığı palamutlardan bir kaç adet temizletip aldım. Bu aralar Kerem de az da olsa yediği için palamutları domates ve acı olmayan yeşil biberle çok kısık ateşte kendi sularıyla ve yağsız buğuluyorum. Her ne kadar ızgara balığın yerini tutmasa da çok lezzetli oluyor. Kızartmayı ise evde hemen hemen hiç yapmıyorum. Unutmadan hani o palamutların kafasındaki kırmızı yelpaze şeklinde çıkıntılar var ya, merak edenleriniz için onlar balığın solungaçlarıymış. Balıkçı kasadan alıp tezgaha dizerken ustaca bir el hareketiyle parmağıyla balığa bir delik açıp solungaçları dışarı çıkarıyor ki palamutlar tezgahta prezentabl görünsün. Balıklarımızı da aldıktan sonra balık, salata eh yanında pide de olsun dedik. Hürriyet'te en iyi fırınlar listesinde (bu listeye pek itibar etmediğimi belirtmek isterim) ismi çıkan Kadıköy Komşu Fırın'ın pidesini ve tam buğday ekmeğini denemek için aldık. Akşam yemeğinde denediğimiz pide kayış gibi sertti. Canım bebişim ekmek bağımlısı oğlum bile pideyi kemirmeye çalışıp ağzında yuvarlayıp durdu ve yutmayı başarmayınca da en sonunda tükürdü. Komşu Fırın'ın pidesi gerçekten kötü. Hem sert hem de lezzetsiz. Bu sabah kahvaltıda da tam buğday ekmeğini denedik ve o da vasat. Ben anlamadım bu Komşu Fırın'ın hangi ekmeği güzel. Bilen varsa yazsın da ben de öğreneyim. Evde ekmek makinemde yaptığım ekmekler inanın tek geçer. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8388845741364424479?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8388845741364424479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/kadiky-bambi-haci-bekirde-profiterol-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8388845741364424479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8388845741364424479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/kadiky-bambi-haci-bekirde-profiterol-ve.html' title='KADIKÖY BAMBİ, HACI BEKİR&apos;DE PROFİTEROL VE DEMİRHİNDİ ŞURUBU, DİCLE BALIK MARKET, KOMŞU FIRIN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4943083823646601741</id><published>2008-09-17T22:40:00.004+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:07.345+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>İSTANBUL'DA BİR SÜRREALİST: SALVADOR DALİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNFmKPesEUI/AAAAAAAAAZw/ZUshlUhr0Hk/s1600-h/300px-The_Burning_Giraffe.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247087367003312450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNFmKPesEUI/AAAAAAAAAZw/ZUshlUhr0Hk/s320/300px-The_Burning_Giraffe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dışarıda inanılmaz güzel bir şekilde yağmur yağıyor. Çok yoğun ve gürültülü. Kendimi balkona attım, toprak kokusunun keyfini çıkardım. Nihayet Sonbahar hissedilmeye başlandı. Şimdi fırsat buldukça tiyatro, sinema, müze ve konser zamanı, elbette Kerem bebek müsade ettikçe... Ve bu ay içinde, Eylül 2008'de Salvador Dali tüm ihtişamıyla İstanbul'a bizi kucaklamaya geliyor. 20.09.2008-20.01.2009 tarihleri arasında Akbank'ın sponsorluğundaki sergi  Sabancı Müzesi'nde görülebilir. Salvador Dali'nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğini taşıyacak sergide; yağlıboya tablolar, çizimler ve grafiklerden oluşan 270 eserin yanı sıra, el yazmaları, fotoğraflar ve çeşitli dokümanlar yer alacakmış. Vereceğim linkten Dali'nin özlü sözlerini :o) okumanızı tavsiye ederim. Beni hem güldürdü hem de düşündürdü: &lt;a href="http://www.daliistanbulda.com/main.html"&gt;http://www.daliistanbulda.com/main.html&lt;/a&gt; Sakıp Sabancı Müzesi web sitesinden alıntı yaptığım biyografisini aşağıda okuyabilirsiniz. Ve size son bir güzellik daha yapıp  "Burning Giraffe" ile baş başa bırakıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"&lt;br /&gt;Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech, kısaca Salvador Dalí (11 Mayıs 1904 – 23 Ocak 1989), sürrealizm akımının en önde gelen temsilcilerinden İspanyol ressam ve özgün baskı sanatçısı.Madrid Güzel Sanatlar Okulu’nda eğitim gördüğü sıralarda metafizik resmin öncülerinden de Chirico ve Carra’nın etkisi altında kaldı. Ön-Raffaellocuların ayrıntılı gerçekçiliğine ve Ernest Meissonier gibi 19. yüzyıl ressamlarının yapıtlarına da derin bir ilgi duydu.1927’de Madrid’de İber Sanatçılar Derneği’nin sergilerine katılmaya başladı, ayrıca Barselona’da Dalmau Galerisi’nde sergiler açtı. Şair Federico García Lorca ve sinema yönetmeni Luis Bunuel ile bu sıralarda arkadaş oldu. 1928’de iki kez Paris’e gitti, Picasso ve Míro ile tanıştı. Ertesi yıl Goemans Galerisi’nde yapıtlarını sergiledi ve sürrealizm akımına katıldı. Aynı yıl şair Paul Eluard’ın eski karısı Gala ile evlendi. Dalí’nin yaşamında her zaman önemli bir yeri olan Gala onun sürrealizmle bütünleşebilmesinde de önemli bir rol oynadı. Dalí, Bunuel ile 1928’de Un chien andalou (Bir Endülüs Köpeği), 1930’da da L’Âge d’or’u (Altın Çağ) çevirdi. 1934’te Lautréamont’un Les chants de Maldoror (1869; Maldoror’un Şarkıları) adlı kitabını resimledi. 1937’de İtalya’ya bir gezi yaptı. II. Dünya Savaşı nedeniyle 1940’ta birçok Avrupalı sanatçı gibi ABD’ye gitti, 1941’de New York kentindeki Modern Sanat Müzesi’nde bir retrospektif sergi açtı. Aynı yıl La vie secrète de Salvador Dalí (Salvador Dalí’nin Gizli Yaşamı) adlı otobiyografisini kaleme aldı. Bu kitapta, çocukluğunda şiddetli isteri krizleri geçirdiğini belirtiyordu. Okulda öğrencileri ayaklandırmaya kışkırttığından cezalandırılmış, 1926’da da okuldan uzaklaştırılmıştı. Dalí yaşamı boyunca olağandışı tavırları ve gösterişçi yanıyla da ününü sürdürdü.Dalí’ye göre insan, klinik paranoya olayında olduğu gibi, gerçek bir düş dünyası yaratmalı, ama bunu yaparken de usun denetim altında tutulup iradenin bilinçli olarak bir süre askıya alındığını da unutmamalıydı. Bu yöntemin sanatsal yaratının yanı sıra, günlük yaşamda da benimsenmesini savunan Dalí, hem yapıtlarına hem de yaşamına bu doğrultuda yön verdi. 1936’da Londra’daki Uluslararası Gerçeküstücülük Sergisi’nin açılışına dalgıç giysileri içinde ve tasmalarındna tuttuğu iki tazıyla gelmesi bu tür davranışlarının bir örneğiydi.Dalí, Sigmund Freud’un bilinçaltı imgelerin erotik çağrışımları üzerine yazdıklarından ve Paris sürrealistlerinin bilinçaltını ortaya çıkarma eğilimlerinden büyük ölçüde etkilenmişti. Sürrealizmde düşüncenin herhangi bir mantık çizgisi izlemeden akmasını temel alan otomatizm kavramını benimsediyse de, bunu öbür sürrealistlerden daha iyimser bir bakış açısıyla işledi ve bu eğilime “eleştirel paranoya” adını verdi. Yapıtlarında yarattığı düşsel (büyülü) gerçekçilik, betimlediği gerçekdışı düşsel mekan ve garip düşsel imgelem ile bir karşıtlık oluşturuyordu. Bu yapıtlarda düşle gerçeği ayırmak neredeyse olanaksızdı. Dalí’nin amacı günlük uğraşıları alaycı bir tavırla düşsel hale getirmekti.Çoğu kez karanlık bir Katalan manzarası içine yerleştirilmiş, vücudundan yarı açık çekmeceler çıkan insan figürleriyle (“Yanan Zürafa”, 1936-37, Sanat Müzesi, Basel) sanki balmumundan yapılmış ve güneş ısısıyla eğrilip bükülmüş saatler (“Belleğin Israrı, 1931, Modern Sanat Müzesi, New York) en sık kullandığı temalardı. “Veristik sürrealizm” olarak da anılan bu eğilim içinde Dalí birbiriyle ilişkisiz düşsel imgeleri gerçekçi bir yaklaşımla ve otomatizm yöntemini kullanarak bir araya getirmişti. “Aydınlatılmış Hazlar” (1929, Modern Sanat Müzesi, New York), “Delfli Vermeer’in Bir Masa Olarak Kullanılabilen Hayaleti” (1934, Salvador Dalí Müzesi, Cleveland, Ohio) ve “İç Savaş Sezgisi” (1936, Sanat Müzesi, Philadelphia) onun bu doğrultudaki önemli yapıtlarıdır.Dalí 1937’deki İtalya gezisinde Raffaello ile İtalyan barok ressamların etkisi altına girdi ve kendine özgü bir çağdaş klasikçilik arayışına yöneldi. 1939’da André Breton tarafından sürrealistler grubundan çıkartılan Dalí, II. Dünya Savaşı sonrasında mistik bir anlayışa yönelmekle birlikte, sürrealist öğelerden bütünüyle uzaklaşmadı. “Son Yemek” (1955, Ulusal Sanat Galerisi, Washington, D.C.), “Diriliş” (1961, Bruno Pagliali Koleksiyonu, Mexico) ve “Dalí’ye Bakan Gala” 81965, André François Petit Galerisi, Paris) geç dönem yapıtlarına örnektir.Kaynak: AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık A.Ş., İstanbul 1994, Cilt 13, sf: 256-257."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4943083823646601741?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4943083823646601741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/istanbulda-bir-srrealist-salvador-dali.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4943083823646601741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4943083823646601741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/istanbulda-bir-srrealist-salvador-dali.html' title='İSTANBUL&apos;DA BİR SÜRREALİST: SALVADOR DALİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SNFmKPesEUI/AAAAAAAAAZw/ZUshlUhr0Hk/s72-c/300px-The_Burning_Giraffe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1119350193636758646</id><published>2008-09-15T15:10:00.008+03:00</published><updated>2008-11-12T23:49:38.799+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>VIAPORT</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Geçtiğimiz haftalarda Kerem bebek, anneannemiz ve bendeniz, görev insanları olarak sizler için Viaport'u gezdik. Bildiğiniz veya duyduğunuz üzere Türkiye'nin outleti (nasıl bir slogandır bu böyle?) Viaport Kurtköy'de açıldı. Giderken yolu bilmediğim, internetten de kroki ve yol tarifi bulamadığım için Viaport içinde yer aldığını bildiğim Tesco Kipa'nın telefonuna web sitesinden ulaştım ve güvenlik görevlisinden yolu tarif etmesini rica ettim. Tahmin edeceğiniz üzere net bir yol tarifi almak mümkün olmadı. Kurtköy gişelerinden çıktıktan sonra sağa çekip yoldan geçen plasiyer sürücüye yol tarifi sordum ve o da sağolsun bizi Viaport'a kadar götürdü. Ne yazık ki Viaport'un girişine geldiğimizi geç algılamam nedeniyle ve iyi kalpli plasiyer sürücünün de ortadan toz olmasıyla bir teşekkür düüüüütü çalamadım ve içimde kaldı. Buradan kendisine teşekkür ediyorum. O olmasaydı yan yollardan outleti bulmam imkansızdı inanın. Arabayı park ettikten sonra pusetteki Kerem, ben ve anneanne girişi bulmaya çalışırken, gördüğüm uçsuz bucaksız merdivenle (evet abartıyorum çünkü o an öyle hissettim) dumura uğradım. Viaport kapalı bir alışveriş merkezi değil. Mağazalara ulaşmak için gayet yüksek ve uzun bir merdiven var. Yürüyen merdiven mevcut ancak pusetle çıkmayı gözüm yemedi. Kerem'i kucağıma alıp puseti anneme taşıttırmayı da gözüm yemedi. Ayrıca hava aşırı derecede sıcak olmasına rağmen çok şiddetli ve uçurucu bir rüzgar vardı ki kışın Viaport'a gitmeyi düşünemiyorum. Kanyon'da da rüzgar sorunu yaşanmıştı bilirsiniz ve bu sorunu cam paravanlar koyarak nispeten çözmüşlerdi ancak buradaki sorun nasıl çözülür ya da her zaman böyle midir bilmem. Asansör olmadığı için (güvenlik görevlisi asansör yapılacak dedi, inşaat halinde böyle bir kompleksi açmak ne kadar doğru onu da bilemiyorum) ve puseti o merdivenlerden annemle beraber çıkardığımız için sinir katsayım tavan yaptı. Ama bana müstahaktır ne işim varsa bebekle outlette benim. Bu arada Kerem'le Uzungöl'e ve Sümela'ya gitmeyi daha doğrusu Doğu Karadeniz turu yapmayı da düşünüyorum ama Mehmet'i ikna etmem gerek. Şimdi gelelim Viaport'ta ne var ne yok. Market olarak Tesco Kipa var. İlk defa bir Kipa'dan alışveriş yaptım ancak basında çıkan Tesco-Kipa yolsuzluğu haberlerinden dolayı bir daha Kipa'dan alışveriş yapmayı düşünmüyorum. Diğer mağazalara gelince normal bir alışveriş merkezinde rahatlıkla bulabileceğiniz mağazaların bir bölümü burada açılmış. Outlet falan dendiğine bakmayın öyle ucuz bir şey yok. Ucuz olanlara da dönüp bakmazsınız bile. Bunun dışında Viaport'ta içinde midillilerin olacağı bir at çiftliği olacakmış. Ayrıca go-kart, motokros pistleri de olacakmış. İki sene önce Almanya'da ilk defa go-kart yapmış, her ne kadar sondan üçüncü olsam da bayılmıştım ama daha yakında da go-kart pistleri olduğu için Viaport'taki pistin ekstra bir özelliği olmayacaksa gitmeye gerek yok diye düşünüyorum. Son olarak Viaport bana sevimsiz geldi, sevemedim. Zaten hedef kitle içinde yer aldığımı da sanmıyorum. O günün en güzel olayı ise Tesco-Kipa'dan satın aldığım kakuleli dibek kahvesiydi. Türk kahvesi düşkünü değilim ama İlyas Gönen'in kakuleli dibek kahvesi gerçekten içilesi bir lezzet. İzmir'e gidersem Kemeraltı'na uğrayıp kesinlikle içeceğim. Kakule için: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.food-info.net/tr/products/spices/cardamom.htm"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.food-info.net/tr/products/spices/cardamom.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1119350193636758646?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1119350193636758646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/viaport.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1119350193636758646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1119350193636758646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/viaport.html' title='VIAPORT'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8285192173978245521</id><published>2008-09-14T22:01:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:20.644+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>KAHVE YAPMANIN KOLAY VE LEZZETLİ YOLU; FRENCH PRESS</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SM1oIS2SojI/AAAAAAAAAZo/0hXeG-DcFzg/s1600-h/BLOG+003imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245963632664289842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SM1oIS2SojI/AAAAAAAAAZo/0hXeG-DcFzg/s400/BLOG+003imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;İlk French Press'imi doğru anımsıyorsam 2004 yılında Paşabahçe'den satın almıştım. Muhtelemen Çin malı uyduruk bir aletti ama iş görürdü. Evde espresso makinesine terfi edene kadar da bu aleti Mehmet'le bolca kullandık. Mehmet bir süredir ofiste kullanabileceği bir French Press istiyordu. Ben de Malikanemizin Tedarik ve Lojistik Müdiresi olarak konuya el atıverdim. Aklına hemen Bodum ve Chambord serisi geliyorsa fena halde yanılıyorsun sevgili Okur! İsme değil fonksiyona ve kaliteye para öderim mentalitesindeki bir bankacıya elbette Bodum alacak halim yoktu. Sevgili eşim için yukarıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere Tchibo'nun French Press'ini ve denemesi için de iki farklı aromada Tchibo kahvesi satın aldım. Dilediğiniz kahveyi minimum 50 gramlık paketler halinde satın alabilmeniz ve bendeniz gibi evde (ya da iş yerinizde) kahve öğütücüsü kullanacak kadar olaya "embedded " olmamış bir kişilikseniz kahvenin sizin için French Press ayarında yani kalınca öğütülebilmesi Tchibo'nun size sunduğu güzellikler. Zira marketten alacağınız bir paket vakumlanmış Jacobs filtre kahvede böyle bir şansınız yok. Kahve yaparken bir fincan için ortalama 6-8 gram kahve kullanılması gerektiği tavsiye olunur ama benim damak tadım ortalama 10 gramda karar kılmıştır. Bir de eğer French Press kullanıyorsanız özellikle soğuk kış günlerinde cam hazneyi önce sıcak suyla çalkalamanızda fayda vardır. Böylece hem cam haznenin varsa (muhtemelen borosilikat camdır ve olmamalıdır diye düşünüyorum, okuyan teknik okur varsa ve bizi aydınlatrsa sevinirim) çatlama ihtimalini düşürürsünüz hem de hazırladığınız kahvenin çabucak soğumasını engellemiş olursunuz. Tchibo'dan aldığım kahvelerden biraz bahsedeyim;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;Guatemala Grande&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;: Eşsiz kahve çekirdekleri, Guatemala’nın verimli volkanik topraklarında ve dengeli ikliminde yetiştirilmiş ve özenle toplanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;En belirgin özellikler: Yumuşak içimli ve kuvvetli. Çekirdek türü: %100 Arabica&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;Schattenwald Kaffee:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; (Doğanın Özü) Honduras, Kolombiya, El Salvador ve Brezilya’nın sonsuz ve doğal dağlık ormanlarındaki büyük ağaçların yapraklarının koruması altında özel olarak yetişen Schattenwald Kaffee, çok yönlü tada sahip olup, hafif kahve seven herkes için uygun bir seçimdir.&lt;br /&gt;Rainforest Alliance sertifikası, bu kahvenin sıkı standartlar doğrultusunda yetiştirildiğini ve işlendiğini, tarım ve ormacılık alanlarının yine bu standartlara göre korunduğunu garanti etmektedir. En belirgin özellikler: Doğal, yumuşak, hafif. Çekirdek türü: %100 Arabica&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;Ve son olarak Tchibo kahve rehberinden kahve ile ilgili;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;Yoğunluk:&lt;/span&gt; Kahve yudumlandıktan sonra, tadın ağızda kaldığı süre. Yoğun kahvenin tadı, daha uzun süre hissedilir.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;Aroma:&lt;/span&gt; Kahve yudumlandıktan sonra içerdiği tat, koku ve baharların genizde bıraktığı izlenim.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#660000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;Yumuşaklık:&lt;/span&gt; Kahve tadının içerdiği farklılıkların, birbirleriyle olan bütünlüğü. Yumuşak tanımlı kahveler daha az farklı tat içerir. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8285192173978245521?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8285192173978245521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/kahve-yapmanin-kolay-ve-lezzetli-yolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8285192173978245521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8285192173978245521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/kahve-yapmanin-kolay-ve-lezzetli-yolu.html' title='KAHVE YAPMANIN KOLAY VE LEZZETLİ YOLU; FRENCH PRESS'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SM1oIS2SojI/AAAAAAAAAZo/0hXeG-DcFzg/s72-c/BLOG+003imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-1219391836626450306</id><published>2008-09-13T19:58:00.011+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:20.645+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>BEBEKLER İÇİN KİTAP</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMv0l8ZCEII/AAAAAAAAAZg/7Su44hKGpPk/s1600-h/BLOG+081.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245555123706531970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMv0l8ZCEII/AAAAAAAAAZg/7Su44hKGpPk/s320/BLOG+081.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Kerem yaklaşık iki haftadır kitap düşkünü bir bebek olup çıktı. Zaman zaman yemeye çalışıp zaman zaman ters tutsa da evde, pusetinde ve arabada kitabını alıyor, iki eliyle kavrıyor büyük insan edasıyla sayfalarını çevire çevire bakınıp duruyor. Oyuncaklarından bir kaç dakika içinde sıkılan Kerem bebek kitaplarıyla 10-15 dakika oyalanabiliyor. Hem sevindiğim hem de bazen gerçekten kabak tadı veren bir kitabı abartısız 9-10 kez üst üste anlattırma huyu var ki Mehmet'le sabır sınırlarımız zorlanıyor. İkinci veya üçüncü okumadan sonra; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Ben: "&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Neymiş oğluşum neymiş bebişim bu tavşolar(tavşanlar) pış pış yapıyomuş oğlum. Pış pış pış..." &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Mehmet:&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt; "Bu tavşanlar var ya bu tavşanlar oğlum..."&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Devamı gelmiyor tabi ama ben ses tonundan ve vurgudan hissedebiliyorum. :o) Bugün Cadde'de yürüyüş yaparken Caddebostan'daki İş Bankası yayınlarından oğluma Lara Jones'un Pisi Kedi'nin Yaramazlıkları kitabını aldık. Kitabın içinde dokunabileceği yumuşak aç-kapa kanatçıkları var. Arka kapağından alıntı: "Bu tür kitaplar bebeklerin görme, işitme ve dokunma duyularını kullanarak kelimeleri, eylemleri ve duyguları öğrenmelerine ve zeka gelişimlerine yardımcı oluyor." İş Bankası'nın bebek ve çocuk kitapları konusunda çok güzel yayınları var. Debi Gliori'nin bir kaç kitabını da aldık ve onları da keyifle okuyoruz. Elbette bu a&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;rada olmayan taklit yeteneğimi de kitaplardaki karakterleri Kerem'e anlatırken geliştirmeye çalışıyorum. Bahsetmek istediğim diğer bebek kitapları Net yayınlarının küçük kitaplar dizisi ki Kerem bunlarla yatıp bunlarla kalkıyor. Toplam 8 adet kitaptan oluşan serinin Hayvanlar, Renkler ve Şekiller kitaplarını aldık. Bu seri 1-3 yaş arası bebeklere hitap ediyor. Her sayfada basit ve sevimli figürler verilmiş ve oldukça renkli. Bir de dikkat ettim bebek kitaplarının çoğu Çin'de basılıyor. Bu seri Türkiye'de üretiliyor ve Türk markası, baskı çok kaliteli. Bebeği olanlara tavsiy&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;e etmek isterim. Üstteki fotoyu da sizler için çektim ama pek başarılı çıkmamış.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-1219391836626450306?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/1219391836626450306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/bebekler-iin-kitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1219391836626450306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/1219391836626450306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/bebekler-iin-kitap.html' title='BEBEKLER İÇİN KİTAP'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMv0l8ZCEII/AAAAAAAAAZg/7Su44hKGpPk/s72-c/BLOG+081.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2083702023125775877</id><published>2008-09-09T21:00:00.004+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:28.118+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>İZLİYORUM: THE BIG BANG THEORY</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Leonard, Sheldon, Howard, Penny, Raj karakterlerinden oluşan Amerikan durum komedisi, sitcom'u(situation comedy). Leonard ve Sheldon iki dahi genç. Aynı zamanda ev arkadaşı. Penny ise aptal sarışın rolündeki kapı komşuları garson kız. Dizi iki ev arkadaşıyla güzel garson kızın günlük yaşamlarını anlatıyor. Bir de Caltech'te fizikçi olan Howard ve Hintli fizikçi Raj var. Onlar da evlere şenlik tipler. Benim favori karakterim Sheldon. Çok gülüyorum bu diziye. Kaçırmayın derim. Her Salı 20:30 CNBC-e. Detaylar için: &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/458815.asp"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/news/458815.asp&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2083702023125775877?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2083702023125775877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/izliyorum-big-bang-theory.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2083702023125775877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2083702023125775877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/izliyorum-big-bang-theory.html' title='İZLİYORUM: THE BIG BANG THEORY'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7916283817348741461</id><published>2008-09-06T20:41:00.006+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.137+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>PAPA JOHN'S PİZZA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMLKAyK5tPI/AAAAAAAAAZY/1gd1J0j2KTw/s1600-h/index_pjlogo_507.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242975031028987122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMLKAyK5tPI/AAAAAAAAAZY/1gd1J0j2KTw/s320/index_pjlogo_507.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hazır pizza ya da Amerikan pizzası çok tercih ettiğim bir yiyecek değil ancak metropol insanı için hızlı, doyurucu ve pratik bir çözüm. Benim hazır pizzadaki favorim nefis kenarlarıyla Little Caesars'dır. Geçtiğimiz haftalarda kayınvalideme giderken Selamiçeşme'de ani bir fren yapıp Papa John's'un önünde duruverdik. Henüz sistemi tam oturtamamışlar. Mağaza sorumlusu belki de sahibi bilemiyorum ince hamur, kalın hamur tercihi yapabilmek için biraz daha zamana ihtiyaçları olduğunu belirtti. Ayrıca henüz evlere de servis yapılamıyormuş. Çabuk bir şekilde menüyü inceledim ve büyük boy Küçük İtalya'da karar kıldım. 15 dk-20 dk kadar bekledikten sonra paketimi aldım ve yola koyulduk. En son bir tarihlerde Dominos'dan şu anda nevini hatırlayamadığım bir pizza sipariş vermiş ve aşırı kalın hamuru, az malzemesi nedeniyle berbat olduğuna karar verip bir daha tövbe demiştik. Papa John's hiç fena değil hatta oldukça lezzetli diyebilirim. Malzeme çok bol kullanılmış. Büyük pizza 3 kişiye fazla geliyor. Bir yerlerde üstü için kullanılan malzemelerin taze olduğunu okumuştum ne kadar doğrudur bilemiyorum ama şunu söyleyebilirim ki Papa John's lezzet olarak şu anda piyasadan farklı. Deneyin ve fikirlerinizi paylaşın. Bana göre hazır pizzacılarla ilgili en büyük problem zincir işletmeler oldukları halde yani standart ürünler sattıkları halde ürünlerdeki standardizasyonun bir türlü sağlanamaması. Bundan şunu kastediyorum: Ataşehir şubesinden sipariş verdiğiniz pizza ile Göztepe şubesinden verdiğiniz sipariş farklı kalite ve lezzette. Ayrıca aynı şubeden farklı tarihlerde sipariş verdiğiniz pizzalar da farklı kalite ve lezzette. Ve son olarak promosyon durumları ayrı bir yazı konusu. Promosyon yapacağız diye hem asıl pizzada hem de promosyon olanda malzemeden kısılması durumunu gerçekten ucuz buluyorum. Aslında malzemeden çalınması daha bir Türkçe değil mi sevgili okur? Promosyon falan yapmayın kardeşim adam gibi pizza yapın. Nokta.&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.papajohns.com/index.htm"&gt;http://www.papajohns.com/index.htm&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7916283817348741461?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7916283817348741461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/papa-johns-pizza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7916283817348741461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7916283817348741461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/papa-johns-pizza.html' title='PAPA JOHN&apos;S PİZZA'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SMLKAyK5tPI/AAAAAAAAAZY/1gd1J0j2KTw/s72-c/index_pjlogo_507.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-2529472045874682439</id><published>2008-09-06T18:02:00.005+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:42.347+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>PARMAK ARASI TERLİK SENDROMU</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sana da flip flop alalım olur mu aşkım repliğiyle başlayan ve yıllardır süren Mehmet'e parmak arası terlik(sadece plajda) giydirme çalışmalarım son bir darbe daha aldı. Geçen hafta içinde Boyner'deki Havaianas terlikleri indirime girmiş görünce parmak arası terlik alerjisi olan ama diğer terliklerle plaj magandası gibi oluyorum değil mi Joujoucum diyen sevgili eşim bu sefer de muvaffak olamadı. Evde yeşil gri desenli Havaianas terliklerle bir aşağı bir yukarı gezen sevgili Mehmet; "Yapamayacağım Joujoum bu ızdıraba daha fazla katlanamayacağım. Parmaklarım acıyor. Çok sert bunlar" diye acındırma çalışmalarına başlayınca içim kaldırmadı ve terlikleri bugün iade ettik. Bu arada oğlum şimdiden bebek ikoncanı olmaya aday. Seneye Kerem bebek plajda flip floplarla dolaşırsa hiç şaşırmayın. Ne diyordum neyse iade işleminden sonra spor kıyafetler reyonuna da bakalım Joujoum belki ordakilerin arası bez ya da deridir belki de incedir hissetmem diyen Mehmet'le reyondaki bilumum markaları denedik ama sonuç sıfıra sıfır  elde var sıfır. Ve Mehmet; Joujoucum altı lastik üstü lastik arasında bir bez parçası buna 42 YTL vermeye değer mi zaten giyemiycem büyük ihtimalle. Bunun maliyeti ne? Yok yok ben vazgeçtim bu işten. Gaffur terliğine bile razıyım!!! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-2529472045874682439?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/2529472045874682439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/parmak-arasi-terlik-sendromu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2529472045874682439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/2529472045874682439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/parmak-arasi-terlik-sendromu.html' title='PARMAK ARASI TERLİK SENDROMU'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-3424005020807515418</id><published>2008-09-04T20:24:00.005+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:42.348+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>LÜTFEN! NEGATİF ENERJİNİZİ BİR ZAHMET ÇEKİN ÜZERİMDEN!!!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir süredir üzerimde daha doğrusu ailece üzerimizde hissettiğimiz bir negatif enerji durumu var ki gerçekten çok yoruldum ve bunaldım. Fazla geriye gitmiyorum. Son zamanda yaşadıklarımızı anlatayım size. Önce evimi benden kaynaklanmayan nedenlerle su bastı. Kerem halen odasında uyuyamıyor ve odasının keyfini çıkaramıyor. Bu durum beni çok üzüyor. Yatak odalarından birindeki gömme dolabın rafı çöktü. Basit görünmekle beraber evde tamir edilebilecek bir şey değil yani usta çağırmak lazım geldi. Su basması nedeniyle oluşan zarar için de usta gerekiyor ve halen onarım yapılabilmiş değil çünkü her yerin yeterince kurumasını beklemek zorunda kaldık. Bu arada bizim yatağımız ki kendisini güzide bir mobilya firmasından almıştık, çöktü. Servis çağırmak durumunda kaldık. Sonra banyodaki sık kullandığımız aplik bozuldu ve halen tamir edilmeyi bekliyor. Ayrıca banyo tavanındaki balastların anlamsız bir şekilde aşırı gürültü yapması nedeniyle çağırdığımız elektrikçi sorunu halledemedi. Bu arada herşey birbiri ardına oluyor. Bunlar yeterince şiddetli gelmedi mi? Sıkı durun o zaman. Uzun süredir küçük bir tamirat gerektiren duşakabinin cam bölmesi için gelen servis bugün duşakabinin cam kanatlarından birini patlattı. O heyula gibi, uzun ve dev cam (elbette temperli) tuzla buz oldu. Çıkan sesi hiç sormayın. Kerem'in aklı çıktı. Servis elemanında küçük kesikler oluştu, banyo battı. Oysa sadece minik bir tamirat için gelmişlerdi. Daha buzdolabı için servis gelecek. Eminim yazmayı unuttuklarım da vardır. Herşey beni mi buluyor? Nazar mıdır, negatif enerji midir, ya da adı her neyse kışşşşşşşttttttttt kıştttttttttttttt kıştttttttttttttttttttt!!!!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dip not: Siteye nazar boncuğu taktım, yarın da eve eşek gözü kadar bir nazar boncuğu alacağım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-3424005020807515418?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/3424005020807515418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/ltfen-negatif-enerjinizi-bir-zahmet.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3424005020807515418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/3424005020807515418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/ltfen-negatif-enerjinizi-bir-zahmet.html' title='LÜTFEN! NEGATİF ENERJİNİZİ BİR ZAHMET ÇEKİN ÜZERİMDEN!!!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6914359637378262564</id><published>2008-09-02T22:21:00.008+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:04.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KEKLER ve PASTALAR / MUFFINS and CAKES'/><title type='text'>MÜRDÜM ERİKLİ, ESMER ŞEKERLİ KEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SL2XG18C0tI/AAAAAAAAAY4/G5PedS6yGKg/s1600-h/BLOG+061imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241511685143057106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SL2XG18C0tI/AAAAAAAAAY4/G5PedS6yGKg/s320/BLOG+061imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SL2W7M1lnYI/AAAAAAAAAYw/gASDerNX1so/s1600-h/BLOG+066.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241511485131562370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SL2W7M1lnYI/AAAAAAAAAYw/gASDerNX1so/s320/BLOG+066.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Offf offf oğlumu sebze, et, meyve yemeye teşvik ettikçe ekmek, pasta, makarna ve pilav görünce çığlık çığlığa saldırıyor. Hayır nasıl anlıyor, nasıl tanıyor inanın çözemedim. Meyve veriyorum tükürüyor ve parmağıyla ıhhhh şeklinde ses çıkararak ekmek veya kek ortalıkta unlu ve nişastalı gıda adına ne varsa onu işaret ediyor ve alana kadar da ağlıyor. Durumdan hiç memnun değilim ama aç geçirdiğimiz bir günün sonunda ona en azından şekeri esmer olsun ve içinde meyve olsun düşüncesiyle yukarıdaki keki yaptım. Bizimki keki görürü görmez ııhhh ıhhlamaya başladı ve verdiğim parçayı bir eliyle beraber ağzına tıkıp öbür eliyle de ittirerek (bu arada keki tutan elini de ağzına tıkıyor) kaşla göz arasında yedi ve yeni bir parça için ıhhlamaya başladı. Çok üzülüyorum çok. Ben gidip Günaydın'dan ona özel bebek kıyması alıp köfteler yapıyorum Kerem bebekse tükürüp duruyor.:o(&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3 yumurta&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 su bardağı sıvı yağ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3 bardak un&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1,5 su bardağı esmer şeker&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 su bardağı süt&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yarım çay kaşığı saf vanilya&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;10 adet mürdüm eriği&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tarçın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yapılışı:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Önce yumurta ve şekeri çırptım. Sırayla yağ, süt ve vanilya karıştırılmış unu ekledim. Kek unu kullandığım için kabartma tozu ilave etmedim. Normal un kullanıyorsanız bir paket kabartma tozu ilave etmelisiniz. Bir çay kaşığı da tarçın ekledim. Kek karışımını kek kalıbıma döktüm ve çekirdeklerini çıkardığım mürdüm eriklerini önce ikiye sonra tekrar ikiye bölerek çok sık bir şekilde kekin üzerine dizdim. Pişerken hem küçülüyorlar hem de kek kabardıkça içinde kaybolup dağılıyorlar. Yumuşacık tam bebek ve çocuklara göre bir kek oldu. Afiyet olsun.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6914359637378262564?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6914359637378262564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/mrdm-erikli-esmer-ekerli-kek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6914359637378262564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6914359637378262564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/mrdm-erikli-esmer-ekerli-kek.html' title='MÜRDÜM ERİKLİ, ESMER ŞEKERLİ KEK'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SL2XG18C0tI/AAAAAAAAAY4/G5PedS6yGKg/s72-c/BLOG+061imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6574596090412533890</id><published>2008-09-02T22:01:00.003+03:00</published><updated>2008-09-25T13:16:42.349+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>BOLÇİ'Yİ SONUNDA DENEDİK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bolu çikolatası Bolçi uzun süredir denenecekler listemizdeydi ama bir türlü kısmet olmamıştı. Amasra'ya giderken ve dönerken Kerem için hemen hemen tüm park alanlarında mola verdik. Ben de fırsat bu fırsat dedim ve bir kutu fındıklı, bir kutu da fıstıklı Bolçi aldım. Bolçi'nin içi krokanlı. Fıstıklı olanı fındıklı olana göre daha başarılı buldum ancak bana çikolatadan çok bir çeşit çikolatalı tatlı veya çikolatalı krokan gibi geldi. Web sitelerine baktım ve İstanbul'da da Bolçi bulabileceğinizi gördüm. Deneyiniz!!!(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.bolci.com.tr/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.bolci.com.tr/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;)&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6574596090412533890?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6574596090412533890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/boliyi-sonunda-denedik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6574596090412533890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6574596090412533890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/09/boliyi-sonunda-denedik.html' title='BOLÇİ&apos;Yİ SONUNDA DENEDİK'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8304344520476258192</id><published>2008-08-31T22:16:00.004+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:21.063+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>KEREM BEBEK İŞ BAŞINDA!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLruVd_zruI/AAAAAAAAAYQ/oZ1IW4F393E/s1600-h/BLOG+107imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240763168995913442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLruVd_zruI/AAAAAAAAAYQ/oZ1IW4F393E/s400/BLOG+107imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fotoyu çektim ve aklıma makinede elektrik kaçağı olabileceği geldi. Çıkmasına bir daha izin vermedim. Çok şeker değil mi?:o)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8304344520476258192?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8304344520476258192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/kerem-bebek-i-bainda.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8304344520476258192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8304344520476258192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/kerem-bebek-i-bainda.html' title='KEREM BEBEK İŞ BAŞINDA!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLruVd_zruI/AAAAAAAAAYQ/oZ1IW4F393E/s72-c/BLOG+107imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7536125008078732568</id><published>2008-08-31T01:21:00.002+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:21.065+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>İŞ ARIYORUM</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yeniden iş aramaya başladım. Bir kaç görüşmeye de gittim ama durum pek parlak görünmüyor. Ülkemizin içinde bulunduğu sosyal, siyasi ve ekonomik konjonktür göz önüne alınırsa "vahim" kelimesi durum için daha uygun görünüyor. Linkedin.com'a kayıt oldum ama tanıdık pek kimseyi bulamadım. Acaba profesyonel iş aramaktan vazgeçip bir pasta börek dükkanı mı açsam diyorum? Zira mezun olduktan sonra yaptığım iş görüşmelerimi kayda alsaydım herhalde 40 bölümlük bir sitcom olurdu. Yemek blogunda bu yazının ne işi var diye sormaya kalkmayın sakın. Yazarım yazarım blog benim değil mi sevgili okur? Biraz stres atmam gerek. Sanırım TR sınırları içinde bebeği olan bir kadını işe almak isteyen şirket yok. Amerika'da diskriminasyon sayılan bu tarz tutumlar yurdumda maalesef olağan statüsünde. Bebeğim olmadan önce de Özlem Hanım siz 30lu yaşların başındasınız ve şu kadar senedir evlisiniz. Bebek düşüncesi vardır değil mi? Bazen çok açık, bazen üstü kapalı. Bebeği olupta çalışanları işten mi atıyorsunuz anlamadım ki. Üstelik ben pek marifetliyim bir bilseniz nasıl organizeyimdir. Evimde her şey milimetrik düzendedir. Bebeğimi, evimi ve işimi bir arada yürütebilirim. Bir deneseniz diyorum!!!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7536125008078732568?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7536125008078732568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/i-ariyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7536125008078732568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7536125008078732568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/i-ariyorum.html' title='İŞ ARIYORUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5182916789586944578</id><published>2008-08-30T00:04:00.008+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:21.066+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLhljLaknOI/AAAAAAAAAYI/CCNYLN6ty2w/s1600-h/bayrak_0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240049821479640290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLhljLaknOI/AAAAAAAAAYI/CCNYLN6ty2w/s400/bayrak_0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLhlfGsmn4I/AAAAAAAAAYA/4AnuVfpOU4U/s1600-h/Atam_0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240049751493615490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLhlfGsmn4I/AAAAAAAAAYA/4AnuVfpOU4U/s400/Atam_0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;GENÇLİĞE HİTABE'DEN :&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;...Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin. ..'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;...M&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;emleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;20 Ekim 1927&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5182916789586944578?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5182916789586944578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/30-austos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5182916789586944578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5182916789586944578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/30-austos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun.html' title='30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLhljLaknOI/AAAAAAAAAYI/CCNYLN6ty2w/s72-c/bayrak_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8491078060417984878</id><published>2008-08-28T23:07:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:42.095+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KEKLER ve PASTALAR / MUFFINS and CAKES'/><title type='text'>KEREM'İN DOĞUM GÜNÜ PASTASI ve ŞEKER HAMURLU KURABİYELERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcGxp8G7xI/AAAAAAAAAXo/wk3MDqRgR10/s1600-h/BLOG+057%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239664141610184466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcGxp8G7xI/AAAAAAAAAXo/wk3MDqRgR10/s400/BLOG+057%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcGnoc3ToI/AAAAAAAAAXg/dkaUR-USlRI/s1600-h/BLOG+046%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239663969412009602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcGnoc3ToI/AAAAAAAAAXg/dkaUR-USlRI/s400/BLOG+046%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kerem'in doğumgününü Amasra'da maaile kutladık. Kuzenler, teyzeler, enişteler,anneannesi ve ninesi. Küçük adam bu kalabalıktan pek memnun kaldı. Tek sorunsa Amasra'daki pastanelerde istediğim gibi doğumgünü pastası bulamamamdı ki bunu da çözdüm. Deniz temalı pastayı kendim yaptım. Ayrıca bu da benim ilk şeker hamurlu pastam. Yorucu ama keyifli bir çalışma oldu. Yetmedi şeker hamurlu kurabiye de yaptım. Kerem küçük olmasına rağmen farklı renkler hoşuna gitti ve yemekten çok mıncıklamakla yetindi. Orhun ve Nehir de ona eşlik ettiler. Pasta için Amasra'da Salı günleri kurulan halk pazarından taze böğürtlen aldık. Pandispanya tarifini Emel Başdoğan'ın kitabından aldım. Ara krema da oradan. Üzerini krem şantiyi oldukça katı kullanarak sıvadım. İki adet pandispanyadan yaptığım için kalın ya da yüksek desek daha iyi. Şık bir pasta oldu. Ara katmanlarda da elbette böğürtlen var. Zaten Kerem de yiyebilsin diye çikolatalı bir pasta yapmak mümkün değildi. Annemin evindeki imkanlar da kısıtlı olduğundan elimden bu kadarı geldi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8491078060417984878?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8491078060417984878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/keremin-doum-gn-pastasi-ve-eker-hamurlu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8491078060417984878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8491078060417984878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/keremin-doum-gn-pastasi-ve-eker-hamurlu.html' title='KEREM&apos;İN DOĞUM GÜNÜ PASTASI ve ŞEKER HAMURLU KURABİYELERİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcGxp8G7xI/AAAAAAAAAXo/wk3MDqRgR10/s72-c/BLOG+057%C4%B0MZ.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6854766503236395828</id><published>2008-08-28T22:38:00.004+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.138+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>LE PAIN QUOTIDIEN MAKARNA SOSLARI VE SÜRÜLEBİLİR ÇİKOLATALAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcDDJLUUFI/AAAAAAAAAXY/oah8azd-qwY/s1600-h/BLOG+073imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239660044006740050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcDDJLUUFI/AAAAAAAAAXY/oah8azd-qwY/s400/BLOG+073imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kerem diş çıkarmaya çalışıyor. Ne çıkmaz dişmiş bu Kanin dişleri. Ben de vallahi diş çıkaracağım bu gidişle. Sitedeki sorunla ilgilenemedim çünkü ilgilenecek ne halim ne de vaktim var. MMR aşımızı olmuştuk. Onun ve diş olayının etkisiyle ishal ve ateşimiz var. Sürekli "enne" (anne) diyerek bacaklarıma sarılı şekilde bütünleşik yaşadığım oğluşumun haline çok üzülüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şimdi gelelim asıl konumuza eski gönderilerden birinde makarna sosu aldığımı yazmış kullandıktan sonra fikrimi paylaşacağımı belirtmiştim. Le Pain Quotidien'in makarna sosları Barilla'nın marketlerde satılan makarna soslarından çok daha doğal olmakla beraber, evde taze malzemelerle hazırlayacağınız basit bir sosun yerini kesinlikle tutamaz. Lezzet olarak beklentimi karşılamadı. Fesleğenli olan kaparili olana göre bir derece daha lezzetli ancak sarımsak eklemek gibi küçük bir atraksiyonda bulunmanızı öneririm. Bununla beraber hazır sos kullanmak zorunda kalırsanız kesinlikle kullanabilirsiniz. Barilla soslarında kimyasal tat hissederim ben. Bunlarda öyle bir durum yok. Fotolarını çekmeyi unuttum ama sürülebilir çikolatanın fotosu var. Az sonra...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Eski bir Nutella güzeli olarak ( bu arada TR sınırları içinde satılan Nutella kavanozları ile yurt dışındakilerin tadı tutmuyor niyeyse...) Le Pain Quotidien'in sürülebilir siyah çikolatasını beğendim. Hatta bu sıcakta sabah kahvaltımı espresso ve çikolatalı ekmekle yapıyorum. Dayanamadım kışı bekleyemeden aldım. Sırf sizi bilgilendirmek için desem inandırıcı olur mu acaba :o) Efendim, alınız yiyiniz çok başarılı. Sürülebilir çikolataların üç çeşidi var. Siyah, fındıklı ve pralin. Pralin de en kısa zamanda denenecek.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6854766503236395828?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6854766503236395828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/le-pain-quotidien-makarna-soslari-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6854766503236395828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6854766503236395828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/le-pain-quotidien-makarna-soslari-ve.html' title='LE PAIN QUOTIDIEN MAKARNA SOSLARI VE SÜRÜLEBİLİR ÇİKOLATALAR'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SLcDDJLUUFI/AAAAAAAAAXY/oah8azd-qwY/s72-c/BLOG+073imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5903172985970056326</id><published>2008-08-22T21:54:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:51.446+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>SİTEME NE OLMUŞ?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Moralim bozuldu. Sitedeki eski yazılarıma bir haller olmuş. Okunmaz haldeler. Blogger şekil şemal değişikliği yapmış da ondan mı olmuş? Henüz anlamadım. İmdat!!! Teknik servis var mı teknik servis? Yazacak bir sürü gönderim var ama önce bunları düzeltmem lazım yoksa obsesif kompulsif tarafım dürtüp duruyor!!!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5903172985970056326?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5903172985970056326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/siteme-ne-olmu_22.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5903172985970056326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5903172985970056326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/siteme-ne-olmu_22.html' title='SİTEME NE OLMUŞ?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-137342487213351928</id><published>2008-08-08T21:58:00.003+03:00</published><updated>2008-09-25T13:17:51.447+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>GİDİYORUM</title><content type='html'>KISA BİR TATİL PLANLAMIŞTIM AMA İKİ HAFTA KADAR AMASRA'DA OLACAĞIM. GÖRÜŞMEK ÜZERE.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-137342487213351928?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/137342487213351928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/gidiyorum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/137342487213351928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/137342487213351928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/gidiyorum.html' title='GİDİYORUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-159866092795615690</id><published>2008-08-06T21:16:00.009+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.140+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>KULİNDAĞ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kulindağ'ı NTV Yakın Yeler programında izledikten sonra kesin gitmek gerek diye düşündüm. Rezervasyon için aradığımızda özellikle Pazar günleri sabahtan öğlene kadar yoğun olduklarını öğrendiğimiz için Cumartesi gününü tercih ettik. Web sitesinde tarif edilen güzergahı kullandık ancak dönüşte dolambaçlı bir yol tarif edilmiş olduğuna kanaat getirdik. Otoyoldan Riva'ya gider gibi gidip mümkün olan en son noktadan Mahmut Şevket Paşa Köyü'ne gidilebilir. Oysa web sitesi bizi Polonezköy üzerinden dolambaçlı yollardan yönlendirdi. Kulindağ, Kavacık'tan 17 km. (yaklaşık 20 dakika) uzaklıkta, Mahmut Şevket Paşa Köyü çıkışında bulunuyor. Kulindağ'a yaklaşırken web sitesinde 300 m denilen stabilize yol bana 3 km gibi geldi ve gerçekten kötü bir yol. Yağmur ve karda off-roadçu değilseniz hiç tavsiye etmem. Karşı yönden araç gelirse de problem olabilir. Ayrıca eğimli arazi üzerinde bulunduğundan, merdiven ve yüksek teraslar var. Bu yüzden çocuklar için tehlikeli, sürekli dikkat etmek gerekiyor. Biz Kerem'i yukarı çıkardık ama pusetini almadık ve sürekli gözetmek zorunda kaldık. Bir masaya konuşlanıp, sipariş vermek için bekledik. Servis elemanları amatör ve iyi niyetli. İstanbul'dakiler gibi gözleri henüz açılmamış. Mehmet bir kaç kez sipariş vermek istediğini belirtti ve biraz geç de olsa sipariş verebildik. Gelelim ne yedik ne içtik ve yemekler nasıl? Ortaya ızagara köfte, sebzeli makarna ve mevsim salata söyledik. Kendi hazırladıkları doğal limonatalardan sipariş ettik. Limonataları House Cafe ya da Zazie'deki gibi değil. Limon, şeker ve su ile yapılmış sıradan bir limonata. Izgara köfte çok lezzetliydi. Makarna için uğraşıldığı anlaşılıyordu ancak makarnanın kendisi lezzetsizdi. Sebzeli, tereyağlı sosu içine çekememişti. Salata taze yapılmıştı ve ekmekler de çok lezzetliydi. Yemek faslı bitince mekandan ayrıldık. Hava çok sıcaktı ve biz Kulindağ'ın serin olacağını düşünmüştük ama tepelerin arasında kalıyor ve sıcak. Kulindağ'da yürüyüş parkurları var. İnsanlar trekking, kamp, doğayla bütünleşme gibi amaçlarla buraya geliyorlar. Doğayla bütünleşelim ama bu sıcakta böyle dağ, tepe, dere bayır yürümek bana göre değil. Biz ayrılırken bir grup aktivite için dağ evlerinde kalmaya gelmişti. Sonuç olarak Kulindağ'ı abartılmış buldum. O kadar yol gitmeye değmez. NTV'de yayınlanınca talep artmış. Gene de siz bilirsiniz.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-159866092795615690?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/159866092795615690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/kulinda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/159866092795615690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/159866092795615690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/08/kulinda.html' title='KULİNDAĞ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7346698733426807609</id><published>2008-07-29T13:49:00.007+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.141+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>KÖFTECİ ALİ BABA, ARNAVUTKÖY</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#006600;"&gt;Mudo Concept indirime girdiğinde Maslak'taki mağazaya mutlaka uğramaya çalışır ne var ne yok diye bakınırım. Bu Pazar da maaile oradaydık. Mağazada işimiz bittiğinde Boğaz'a inelim dedik ve Bebek yokuşundan aşağı inip nerede ne yesek diye bakınmaya başladık. Ortalık kalabalıklaşmaya başladığı için fazla ilerlemeden geri döndük. Bu arada Kerem bebek arabada uyuyakaldı. Acıktığımız için Mehmet Arnavutköy'deki Köfteci Ali Baba'dan köfte ekmek alıp arabada " sefil muhabbet" yapmayı teklif etti ki başka şansımız da yoktu çünkü Keroş uykusu bölününce terör estiriyor. Böylece bol soğanlı ekmek arası köftelerimiz ve ayranlarımızı Kerem bebeğin ruhu duymadan afiyetle yedik. Mehmet'in değil ama benim burayı ilk deneyişim. Gönül oturup piyazla köfte denemek isterdi elbet. Daha iyilerini yediğim de olmuştur ama Ali Baba'nın köftesini beğendim. Fazla karışık malzeme kullanmadan oldukça lezzetli köfte yapıyorlar. Dışarıda her yerde yenilemediğine göre, canınız köfte çekerse Ali Baba'ya rahatlıkla gidebilirsiniz. Ayrıca Cumartesi günü Kulindağ'daydık ve orada da ızgara köfte denedim. Onların ki biraz baharatlı ve oldukça lezzetliydi. Gelecek yazım Kulindağ ile ilgili olacak. &lt;a href="http://www.koftecialibaba.net/"&gt;http://www.koftecialibaba.net/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7346698733426807609?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7346698733426807609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/kfteci-ali-baba-arnavutky.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7346698733426807609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7346698733426807609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/kfteci-ali-baba-arnavutky.html' title='KÖFTECİ ALİ BABA, ARNAVUTKÖY'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5906346645319551945</id><published>2008-07-25T20:30:00.021+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.142+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>İSTİNYE PARK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIoetaGIjRI/AAAAAAAAAW4/nBCHaf1fIwg/s1600-h/BLOG+015imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5227024082964876562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIoetaGIjRI/AAAAAAAAAW4/nBCHaf1fIwg/s400/BLOG+015imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;��stinye Park'a ������nc�� kez bu hafta i��inde Kerem'le beraber gittik. Bir ka�� konuda fikirlerimi payla��mak istiyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;1) Mezzaluna:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Eğer İtalyan yemek istiyorsan��z Mezzaluna uygun yer. Mehmet her zamanki gibi Capricciosa, bense prosciuttolu pizza yedim ama inan��n ad��n�� unuttum. Gidilebilecek s��rprizsiz restoran.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;2) Far East (Dragon Express):&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Uzun s��redir gitmek isteyip gidemedi��im Hilton'un i��inde yer alan Dragon'un halka a����lm���� hali. :o) Far East'in kap��s��ndan girince bir s��r�� fast food restoranla dolu kattaki g��r��lt��den ve kalabal��ktan hemen kurtuluveriyorsunuz. Dekorasyon huzur verici ve sade. Kerem bebekle hemen fazla klima almayan bir masaya kurulduk ve mama sandalyesi istedik. ��ki tane set men��leri var. Biri dana etli, di��eri tavuklu. Dana etli olan 28 YTL, tavuklu olan 25 YTL. Ben dana etli olan�� tercih ettim. ��nden ��in b��re��i istedim. Se��uan dana eti (ac��l�� ve ac��l�� oldu��u i��in bambu katm����lar. Sebzeli dana eti), sebzeli noodle ve balda k��zarm���� muz ile devam ettim. Hepsi de ��ok lezizdi. Restoran��n halkla ili��kiler sorumlusu yan��m��za gelip Kerem'i sevdi ve biraz sohbet ettik. Yemekleri ��ok be��endi��imi belirttim. Biraz a��ay��m. ��rne��in ��in b��re��i taze, tekrar tekrar kullan��lmam���� ya��da k��zarm����t��. ���� malzemesi de genellikle her yerde bulunandan biraz farkl��yd��. Mantar tad��n�� yo��un hissettim ve pek be��endim. Noodle'��n da taze pi��irildi��i belliydi. Chinese in Town'da kalm���� noodle servis ettikleri olmu��tur. PR sorumlusu Dragon'da da bu yemeklerin bulundu��unu, sadece a������lar��n farkl�� oldu��unu el fark�� olabilece��ini ve bir de daha fazla ��e��it oldu��unu s��yledi. ����ecek olarak egzotik Li��i (lychee) suyu tatt��m ama anlams��z bir tat gibi geldi. Belki de anlamam������md��r. Bir daha tatmam laz��m. O y��zden Mango suyu istedim. Kerem bebek de benim evde mayalad������m yo��urttan yedi ve yeme��in sonuna do��ru da ar��zaya ba��lad��. :o)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;3) Osmani:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Klasik T��rk mutfa����. Etli H��nkar Be��endi denemi��tim. Mehmet tand��r denemi��ti. Rahatl��kla gidebilirsiniz. Benim i��in ��ok bir ��zelli��i yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;4) Delicatessen:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mudo City'nin i��inde yer al��yor. CNN T��rk'te "Mangerie" isimli bir program vard��. M��mk��n olduk��a takip ederdim. ����te o Elif Yal��n a��m���� Delicatessen'i. A����k mutfakta a������lar g��z��n��z��n ��n��nde ��al������yor. Biz oradayken uzun masada Elif ��afak diz��st�� bilgisayar��nda ��al������yordu. Re��eller, ��e��it ��e��it pastalari, soslari zeytinya��lar��, ve benzeri bir s��r�� ��ey geli��ig��zel masalara da����t��lm���� olan k������k bir gurme shop. Bak��nd��m bak��nd��m ve ��ift ��ikolatal�� brownieyi g��z��me kestirdim. Paketlemede kulland��klar�� malzemeler de tamamen do��al. Sade ve ����k. Be��endim. Tek kusur fiyatlar. Fiyatlar ger��ekten pahal��. Minicik brownieye 15 YTL ��dedim. ��ki ki��ilik gibi d������n��n. Ama tad�� kesinlikle m��kemmeldi. ����indeki yan��lm��yorsam beyaz ��ikolatayd��. Bay��ld��m bay��ld��m vallahi az geldi. Ancak evde yap��lamayacak bir ��ey de��il. Evde ��ikolatal�� ve tereya��l�� brownie denemi��tim. Tad�� yak��n ancak Delicatessen'inki kesinlikle ��ok daha lezzetliydi. Bu konuda ��al����mam laz��m. Sizler i��in fotosunu ��ektim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;5) Caffe Nero:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bilen bilir uzun s��redir Starbucks'a gitmeyi b��rakm����t��m. Ancak sigara i��ilmedi��i i��in Kerem bebekle gidilebilecek ideal mekanlar listemde yer al��yor. U��ram��yor de��ilim ama eski ba����ml��l������m yok. Caffe Nero'da karamelli espresso denedim ve kesinlikle ��ok ba��ar��l��yd��. Karamel tad�� yo��un de��ildi. S��t k��p������ ve krema ��ok ama ��ok hafifti ve san��r��m ��ok az vanilya kat��lm����t��. Starbucks'��n so��uk i��eceklerindeki abart�� v��c��k v��c��k krema ve buz olay��ndan ho��lanm��yorum. Ne diyordum kesinlikle ��ok be��endim. Bizim buraya da bir ��ube yak��nda a����l��yormu��. Di��er ��e��itleri de deneyece��im. Ma��aza m��d��r�� oldu��unu ����rendi��im kahvemi haz��rlayan Raif Bey, Kerem bebek oyalans��n da ben de rahat rahat kahvemi i��eyim diye ona s��t k��p������ ikram etti. Bizimki de bay��ld�� tabi...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#666600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5906346645319551945?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5906346645319551945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/istinye-park.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5906346645319551945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5906346645319551945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/istinye-park.html' title='İSTİNYE PARK'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIoetaGIjRI/AAAAAAAAAW4/nBCHaf1fIwg/s72-c/BLOG+015imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8181587512987631679</id><published>2008-07-25T00:28:00.005+03:00</published><updated>2008-09-25T13:18:02.000+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KIRMIZI ETLİ ANA YEMEKLER / MAIN COURSES WITH MEAT'/><title type='text'>WOK'TA TEREYAĞLI SEBZELİ DANA SOTE</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIj0Oi2WyiI/AAAAAAAAAWw/wvROh4QdUOo/s1600-h/BLOG+018imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5226695898273597986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIj0Oi2WyiI/AAAAAAAAAWw/wvROh4QdUOo/s400/BLOG+018imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Voyage Belek'le ilgili yaz��mda bahsetti��im Teppanyaki Restoran'��n Endonezyal�� a������s�� yemekleri pi��irirken hep tereya���� kullanm����t��. Ben de ondan kopya ��ektim. ��yi ki ��ekmi��im. ��ok lezzetli bir yemek oldu. Denemelisiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;500 g dana sote&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2 adet ye��il sivri biber&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 adet havu��&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4-5 adet ye��il so��an&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tereya����&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Soya sosu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yap��l������:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dolapta bulabildi��im sebzeleri kulland��m. Siz farkl�� sebzelerle tarifi zenginle��tirebilirsiniz. Ceviz b��y��kl������nde tereya����n�� tavama att��m. Etlerimi de ekledim ve kar����t��ra kar����t��ra y��ksek ate��te pi��irdim. S��rayla ince do��ranm���� havu��lar��m�� ve ye��il biberi ilave ettim. So��anlar�� pi��mi�� sevmedi��imiz i��in onlar�� en son ekledim. Biraz soya sos gezdirdim. Soya kulland������m i��in tuz kullanmad��m. Servis yaparken de bir miktar daha soya sos gezdirdim. Mehmet bu ��ekilde pi��mi�� yemeklere bay��l��yor. Hem pratik, hem de evde her an bulunan malzemelerle yap��labilecek, ��ok lezzetli bir tarif. Afiyet olsun!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8181587512987631679?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8181587512987631679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/wokta-tereyali-sebzeli-dana-sote.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8181587512987631679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8181587512987631679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/wokta-tereyali-sebzeli-dana-sote.html' title='WOK&apos;TA TEREYAĞLI SEBZELİ DANA SOTE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIj0Oi2WyiI/AAAAAAAAAWw/wvROh4QdUOo/s72-c/BLOG+018imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7769704855426872695</id><published>2008-07-23T21:21:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T13:18:13.158+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONDAN BUNDAN / DAILY'/><title type='text'>GELECEK YAZI:</title><content type='html'>&lt;span style="color:#993300;"&gt;İSTİNYE PARK FAR EAST (DRAGON EXPRESS), DELICATESSEN, CAFFE NERO&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7769704855426872695?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7769704855426872695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/gelecek-yaz-istinye-park-far-east.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7769704855426872695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7769704855426872695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/gelecek-yaz-istinye-park-far-east.html' title='GELECEK YAZI:'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8379538318123086807</id><published>2008-07-23T20:30:00.017+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.143+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>ZAZIE CADDE</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Zazie Timeout Istanbul/ Miller tarafından 2007’nin en iyi yeni restoranı seçilmişti. Ayşe Arman da yazınca sanırım oldukça popüler oldu. Zazie'nin Cadde şubesi Göztepe ışıklarda bulunan eski North Shields'in yerine açıldı. Geçen Cuma Kerem bebekle yürüyüş yaptık ve iş dönüşünde babamızla Göztepe Parkı'nda buluştuk. Akşam yemeği için Zazie'ye gittik. North Shields zamanından beri binayı ve geniş bahçesini severiz. Uygun bir masaya konuşlandık. Kerem bebek için mama sandalyesi rica ettik ama mama sandalyeleri yokmuş. Sipariş vermişler, henüz gelmemiş. Bu duruma biraz bozuldum açıkçası. Bu kadar iddialı bir restoran bir şekilde mama sandalyesini tedarik etmeliydi. Kerem pusette oturmaktan nefret ediyor çünkü masayı göremiyor. Kendini dışlanmış hissediyor olabilir bebeğim. Bu mama sandalyesi konusu takip edilecek. Menüyü inceledik. Aklımda pizza yemek vardı ancak son anda Zazie kebapta karar kıldım. Mehmet Beef Strogonoff tercih etti. Zazie kebap lavaş üzerinde yoğurt, közlenmiş domates, patlıcan, biber, en tepede bonfile dilimleri, 1 adet köfte ve özel tereyağlı sos ile servis ediliyor. Anlatınca ağır bir yemek gibi görünmekle beraber bana pek öyle gelmedi. Sadece közlenmiş biber biraz daha fazla olmalı bence. Domates fazla baskın olmuş. (Likopen manyağı bir yemek yani). Beef Strogonoff ise &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;mantar ve soğanla sote edilmiş bonfile dilimlerinin çilavla servis edilmiş haliydi. Çilav çok lezzetliydi. Mehmet'in tabağına bulaşmadan olur mu sayın okur? İçecek olarak yakışır yakışmaz derken limonata istedik. Ve oleeeeeeeey! Sonunda House Cafe'nin limonatasına alternatif ve en az onun kadar iyi limonata yapan bir yer keşfettim. Bayıldım. Şiddetle tavsiye ediyorum. Aklımız tatlılardan Principessa Maya'da kalarak (çikolatalı calzone) restorandan ayrıldık. Hava sıcak ve yediğimiz yemekler de çok doyurucu oldukları için tatlı yemek istemedik. Zazie bizim eve yürüme mesafesinde. Kerem'le yürüyüşe çıktığımızda bu tatlıyı deneyeceğim. Gelelim fiyatlara. Fiyatlar kesinlikle ucuz değil. Zazie kebap 30 YTL ve miktar olarak çok büyük değil, normal. Bunun dışında servis elamanları çok ilgili. Muharrem abisi Kerem'i Fenerbahçeli yapmaya çalıştı. Bir dahaki sefer çalışmalarına devam edecekmiş. Dekorasyon insanı boğmuyor, rahatsız etmiyor. Kısaca Zazie Cadde rahatlıkla gidilebilecek bir restoran. Yemekler lezzetli, servis iyi, ambiyans da güzel ve eminim hava karardıktan sonra daha da güzel oluyordur. Zazie'de her Pazar saat 10:30'dan itibaren brunch veriliyormuş. İlgilenenlere duyurulur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8379538318123086807?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8379538318123086807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/zazie-cadde.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8379538318123086807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8379538318123086807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/zazie-cadde.html' title='ZAZIE CADDE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6417985371829783108</id><published>2008-07-20T22:34:00.011+03:00</published><updated>2008-09-25T13:18:31.381+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>PAZAR GEZİMİZ: HIDİV KASRI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIOdmO797rI/AAAAAAAAAWo/ug1cFTrBOs4/s1600-h/hidiv_kasr_13.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225193272850116274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIOdmO797rI/AAAAAAAAAWo/ug1cFTrBOs4/s320/hidiv_kasr_13.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOdLTQFrJI/AAAAAAAAAWg/_nqaWbmtAK4/s1600-h/Hidiv_Kasr_20.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225192810151783570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOdLTQFrJI/AAAAAAAAAWg/_nqaWbmtAK4/s320/Hidiv_Kasr_20.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOc6ESmO0I/AAAAAAAAAWI/4QgFnia_SIg/s1600-h/hidiv_kasr_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225192514077997890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOc6ESmO0I/AAAAAAAAAWI/4QgFnia_SIg/s320/hidiv_kasr_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOcaHj_qXI/AAAAAAAAAVw/AvVUt6JMVhE/s1600-h/hidiv_kasr_8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225191965200460146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_zDvsid4te3s/SIOcaHj_qXI/AAAAAAAAAVw/AvVUt6JMVhE/s320/hidiv_kasr_8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Anneanne ve dedemiz tatile ����kt�� ve iki hafta kadar ��stanbul d������nda olacaklar. Kerem'le nereye gidebiliriz, k������k adam�� bu s��cakta nas��l mutlu edebiliriz diye d������n��rken ��nce ��ubuklu'daki Hayal Kahvesi'ne gittik ki benim pek sevdi��im bir mekand��r. Ancak gitti��imizde servisin kapand������n�� ve i��eride dizi ��ekildi��ini ����rendik. Zaten d����ar��da da ismini bir t��rl�� hat��rlayamad������m��z bir akt��r g��rm����, bu adam bu saatte g��ne��in alt��nda ne yap��yor diye konu��mu�� ancak uyanamam����t��k. Oradan ayr��l��p bal��k����m��z Suna Abla'ya m�� gitsek yoksa ba��ka bir ��ey mi yapsak diye d������n��rken H��div Kasr��'n�� i��aret eden tabelay�� g��r��nce sap��verdik. Gitmeyeli iki sene olmu��tur san��r��m. H��div Kasr�� tam bir ��i��ek cenneti, insan��n i��i a����l��yor. Manzaras�� da m��kemmel. Kulesinden muhte��em bo��az manzaras��na sahipmi��. Kulede zaman��n��n buharla ��al����an ilk asans��r�� bulunuyormu��. Biz gitti��imizde saat ����leden sonra 3 olmu��tu ve yo��un kalabal��k yava�� yava�� da����lmaya ba��lam����t��. Brunch bitmi�� ana binada ����le yeme��i ba��lam����t��. Bu arada ����le yeme��i i��ecekler hari�� ki��i ba���� 32,5 YTL. ��sterseniz konsantre meyve sular�� dahilmi�� ama onlar�� i��ece��inize su i��meyi tercih edersiniz san��r��m. Brunch 22,5 YTL. E��er bunlar�� tercih etmiyorsan��z at����t��rmal��k ��eyler yiyebilece��iniz b��l��mler de var. Biz de bu masalardan birine konu��land��k. ��initzel, tavuk tantuni, taze meyve suyu istedik. (Dana etli bir yemek yok, sosis var.) Kerem bebekcim de bize bakarak ekmek kemirdi. H��z��m��z�� alamad��k birer s��tl�� tatl�� yiyelim dedik. Kerem bebek f��r��n s��tla����ma yalana yalana bak��nca ona biraz s��tla�� yedireyim dedim ve bizim tatl�� sevmeyen ve hi�� muhallebi yemeyen minik c��ce s��tla����m��n neredeyse yar��s��n�� mideye indirdi. H��div Kasr��'n��n bu b��l��m��ndeki yiyeceklerin yenilebilirlik rasyosu :o) hi�� fena de��il. Daha ��nce arkada��lar��m��zla geldi��imizde sadece birer i��ecek alm����t��k. ��lk defa yiyeceklerini tatt��k. Servis ettikleri meyve suyu hipermarketlerde sat��lan Exotic markas��. S��tl�� tatl��lar��n�� ��eker k��p�� olmad������ i��in yenilebilir ve hafif buldum. Servis elemanlar�� son derece kibard��. Yeme��imizi yedik, foto��raflar��m��z�� ��ektik ve biraz da muhte��em manzaray�� izleyip y��r��d��kten sonra eve geri d��nd��k. Kerem gezmeyi ��ok seven bir bebek, k������k adam pek mutlu oldu. Eve d��nd������m��zde de kuzeni Batuhan ve halas�� Esra ziyaretimize geldiler. Batuhan Kerem'i oyuncaklar��yla g��zelce oyalad�� ve ak��am oldu��unda k������k insan bitkin ama mutlu bir halde uykuya dald��. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;H��div Kasr�� ile ilgili Vikipedi'den al��nt�� yapmak istiyorum: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;H��div Kasr��, &lt;/span&gt;&lt;a title="��stanbul" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;��stanbul&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;'un &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Beykoz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Beykoz"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Beykoz&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; il��esinde &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="��ubuklu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ubuklu"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;��ubuklu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; s��rtlar��nda bir yap��d��r. &lt;/span&gt;&lt;a title="1907" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1907"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1907&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; y��l��nda &lt;/span&gt;&lt;a title="M��s��r" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;M��s��r&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;'��n son &lt;/span&gt;&lt;a title="H��div" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1div"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;h��divi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a title="Abbas Hilmi Pa��a" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Abbas_Hilmi_Pa%C5%9Fa"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Abbas Hilmi Pa��a&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; taraf��ndan ��talyan mimar &lt;/span&gt;&lt;a class="new" title="Delfo Seminati (hen��z yaz��lmam����)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Delfo_Seminati&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Delfo Seminati&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;'ye yapt��r��lm����t��r. D��nemin mimari modas��na uygun olarak &lt;/span&gt;&lt;a title="Art nouveau" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Art_nouveau"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;art nouveau&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; tarz��ndad��r.&lt;br /&gt;H��divlik makam��, &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanl�� ��mparatorlu��u" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Osmanl�� ��mparatorlu��u&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;'nun &lt;/span&gt;&lt;a title="M��s��r" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;M��s��r&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; valilerine verdi��i ��nvand��r. 19. y��zy��l��n sonlar��nda, gen�� ya��taki "H��div Abbas Hilmi Pa��a"'n��n, Osmanl�� Devleti'nden M��s��r'daki &lt;/span&gt;&lt;a title="��ngiltere" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngiltere"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;��ngiliz&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; n��fuzunu k��rabilmek i��in destek sa��layabilmek i��in uzun s��reli ��stanbul'da kalmas�� gerekti. Bunun ��zerine, &lt;/span&gt;&lt;a title="1903" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1903"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1903&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; y��l��nda g��n��m��zde kasr��n bulundu��u yerde bulunan iki ah��ap yal�� sat��n ald��. Abbas Hilmi Pa��a bir s��re sonra yal��lar��n��n arkas��ndaki a��a��l��k yama��lar�� ve ��st d��zl������ kapsayan 270 d��n��ml��k bah��eyi de ald�� ve Delfo Seminati'ye o devrin mimari modas��na uygun olarak art nouveau tarz��ndaki 1000 m2 alan ��zerine yap��lan yap��y�� yapt��rd��.&lt;br /&gt;Uzun s��re bak��ms��z kalan kas��r, 1980'lerde &lt;/span&gt;&lt;a title="��elik G��lersoy" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87elik_G%C3%BClersoy"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;��elik G��lersoy&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; taraf��ndan restore edilmi�� ve bir s��re otel olarak da hizmet vermi��tir. ��u anda lokanta ve sosyal tesis olarak kullan��lmaktad��r. Kasr��n bir y��z��ndeki ��stanbul 'un en b��y��k g��l bah��elerinden olan d���� mekan�� ve tarihi i�� mekan��nda ayr��ca d������n gibi organizasyonlar da d��zenlenmektedir. Arkas��ndaki koruluk ve dik y��r��y���� yolu ise spor ve y��r��y���� yapanlarca de��erlendirilir.&lt;br /&gt;Kasr��n mimari olarak, &lt;/span&gt;&lt;a title="Osmanl�� mimarisi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_mimarisi"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Osmanl�� mimarisinin&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; d������nda, bat��l�� tarz�� (art nouveau) vard��r. Ana giri��in ortas��nda mermerden ihti��aml�� ve an��tsal bir ��e��me vard��r. Tavan�� ��at��ya var��ncaya kadar y��kselir ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Vitray" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vitray"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;vitrayla&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; kapl��d��r. ����inde ��e��itli yerlerinde zarif ��e��me ve havuzlar vard��r. Bina plan olarak, salonlar aras��ndaki ba��lant��lar arac��l������yla havuzun etraf��nda bir daire ��izmektedir. Bu daire sadece giri�� hol�� taraf��ndan kesilmektedir. Bu holdeki tarihi &lt;/span&gt;&lt;a title="Asans��r" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Asans%C3%B6r"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;asans��r&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; dikkat ��ekici ba��ka bir detayd��r. ��st katta ise ��zel odalar bulunmaktad��r.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6417985371829783108?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6417985371829783108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/pazar-gezimiz-hidiv-kasri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6417985371829783108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6417985371829783108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/pazar-gezimiz-hidiv-kasri.html' title='PAZAR GEZİMİZ: HIDİV KASRI'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SIOdmO797rI/AAAAAAAAAWo/ug1cFTrBOs4/s72-c/hidiv_kasr_13.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7652839966320135</id><published>2008-07-18T13:14:00.013+03:00</published><updated>2008-07-18T22:54:35.778+03:00</updated><title type='text'>TASARIM KENTLERİ ve İSTANBUL MODERN KAFE</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#cc6600;"&gt;En son Miro sergisini görebilmiş sonra Tasarım Kentleri'ne gitmeyi kafamıza koymuş, İmge'nin (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://imgetan.blogspot.com/2008/06/tasarm-kentleri.html"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#cc6600;"&gt;http://imgetan.blogspot.com/2008/06/tasarm-kentleri.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#cc6600;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;) blogunda da okumuş bir türlü fırsat bulamamıştık. Geçen hafta sonu açıldığından beri İstanbul Modern'e ikinci kez gidebildik. Sergi ile ilgili detayı İmge'nin blogundan okuyabilirsiniz. Ben sergideki yeşil Vespa 125’e bayıldım. Bu arada 2005 'te yaptığımız İtalya gezisinden beri pembe bir Vespa almayı istemekteyim ama Mehmet İstanbul'da olmaz diyor. Ühühühüh...:o( Gitmişken sürekli sergiler bölümündeki Modern Deneyimler ve İmparatorluktan Cumhuriyete sergilerini ayrıca İğne Deliği Fotoğrafları sergisini de gezdik. İmparatorluktan Cumhuriyete bölümünde Osman Hamdi'nin "İftardan Sonra" adlı eserini çok beğendim. Hani bıraksanız dakikalarca bakabilirdim. Çok keyif aldım. Pera'daki Kaplumbağa Terbiyecisi'ne de aynı şekilde bakmaya doyamam ama sergileri gezerken diğer insanlara da müsade etmek gerekiyor :o) İstanbul Modern'de bayıldığım bir diğer eser ise Burhan Uygur'un "Kapı"sı. Bir de Mehmet Güleryüz'ün Motard III eserini sevdim. Son olarak hayran olduğum ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;müzenin daimi eseri olan Monica Bonvicini'nin 'Cehenneme Merdiven'inden ( 'Stairway to Hell' ) bahsetmezsem olmaz. Merdivenin girişinin üç tarafı camlarla kaplı ve bu camlar öbek öbek, ince hesaplamalarla, çatlatılmış. Çok çok başarılı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#cc6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;color:#cc6600;"&gt;Müze'yi gezdikten sonra olmazsa olmaz deyip hazır mevsimden dolayı pek kalabalık da değilken kafesine uğradık. İstanbul Modern'in kafesini Borsa Restoranları işletiyor. Manzarası tek kelimeyle mükemmel. Yemekler çok lezzetli ve kalabalık olmadığında servis de çok iyi. Ben kuru domatesli tagliatelle ile servis edilen dana antrikot istedim, Mehmetse ıspanak ve patlıcanlı, mantarlı basmati pilavıyla servis edilen tavuk külbastı ısmarladı. Tavuk külbastıyı ilk gidişimde denemiş olduğum için nasıl olsa Mehmet'in tabağına minik hamleler yaparım diye antrikot tercih ettim. Antrikot beklediğimden farklı şekilde Viyana'da şirin, orta halli bir restoranda tatmış olduğum şinitzel formunda geldi. İncecik. Tadı muhteşemdi, makarnam da öyle. Tarihi Yarımada'yı büyük bir keyifle izledim. Keşke bu kafe evimize yakın olsa da sık sık gitsem diye içimden geçirdim . Çok çok çok güzel. Yemekten sonra Keroş'un doğumgünü yaklaştığı için Eminönü'ne gidip Fermo'dan pasta malzemesi bakındım. Tabi dönerken de sıcak falan demedik Karaköy Güllüoğlu'na uğradık yarım kilo da olsa fıstıklı baklava aldık. Nedendir bilmem malzemeden mi, ustadan mı yoksa denize yakın olduğu için hamur katmanları nem oranından mı etkileniyor :o) diğer tatlıcılar Karaköy Güllüoğlu'nu tutmuyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7652839966320135?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7652839966320135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/tasarim-kentleri-ve-istanbul-modern.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7652839966320135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7652839966320135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/tasarim-kentleri-ve-istanbul-modern.html' title='TASARIM KENTLERİ ve İSTANBUL MODERN KAFE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7627682066077826651</id><published>2008-07-17T22:06:00.003+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:38.144+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>KİRPİ CAFE</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Koşuyolu'nun sevdiğim restoran-kafesi Kirpi bir senedir Erenköy'de faaliyet gösteriyormuş ama benim haberim yokmuş. Üstelik yürüyüş yaparken her gün önünden geçer dururmuşum. Fark etmememin sebebi Sabri Özel mağazasının hemen yanından girişi olması ve Cadde üzerinde değil de içerde kalması. Geçen yaz hamileliğimin son dönemini yaşıyor olmam ve Ağustos ortasında doğum yapmam nedeniyle gezip tozacak fırsatım olmaması da bir etken. Kirpi'nin yemeklerini hep çok beğenirdim. Bugün Cajunlu ızgara tavuklu salata denedim ve gerçekten lezizdi. Daha önce de çeşitli salatalarını ve Wok yemeklerini denemiş bayılmıştım. Koşuyolu şubesi ağaçların arasında kaybolmuş, çok sakin (iş günleri, öğle yemekleri dışında) pek sevdiğim bir restoran-kafeydi. Erenköy şubesi de direkt Cadde üzerinde olmadığı için oldukça sakin. Dekorasyonu da çok hoş. Vallahi Cadde'de tıka basa dolan bir çok kafeye yemek konusunda fark atar (Örnek vereceğim; hiç sevmediğim hatta nefret ettiğim, tamamen piyasa bulduğum ve berbat yemekleri olan, ama anlamsız bir şekilde her daim dolu olmayı başarabilen, ve de çok satan bir gazetede top bilmem kaç listelerinde yer alan. Aynı gazeteye başımdan geçen tatsız bir olayı yorum olarak yazmama rağmen neden yayınlanmadığını anlamadığım, bir şekilde şişirildiğini düşündüğüm mekan "Midpoint"). Fiyatları da uygun. Ey Cadde halkı, deneyiniz ve memnun kalmazsanız geliniz en ağır yorumu yazınız. Söz veriyorum sansürsüz yayımlayacağım. Bir de Kirpi kafenin sahibini falan tanımam herhangi bir kuponum, happy hourum, vb...durumum yok. Tamamen tecrübesel yazıyorum.&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.kirpicafe.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.kirpicafe.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7627682066077826651?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7627682066077826651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/kirpi-cafe.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7627682066077826651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7627682066077826651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/kirpi-cafe.html' title='KİRPİ CAFE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5195634998070609838</id><published>2008-07-14T20:22:00.005+03:00</published><updated>2008-07-15T11:19:07.487+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İŞTAH AÇICILAR / APPETIZERS'/><title type='text'>FESLEĞENLİ DOMATESLER ve REAL'İN LEZİZ EKMEKLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHuLwkiPFQI/AAAAAAAAAVo/9MaQFC1gasU/s1600-h/BLOG+027imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5222921859423474946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHuLwkiPFQI/AAAAAAAAAVo/9MaQFC1gasU/s400/BLOG+027imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Ak��am yeme��i i��in haz��rlad������m fesle��enli domatesler ve Meydan'daki Real'den ald������m ekmekler. Meydan Real ekmek konusunda kesinlikle ��ok ba��ar��l��. Foto��rafta g��rd������n��z kare kesilmi�� b��y��k iki dilim ��avdar ekme��i, hemen ��n��ndeki ����gen dilimledi��im beyaz ekmek ��talyan ekme��i Ciabatta, hemen ��n��nde g��rd������n��z ��zerinde otlar olan fesle��enli Focaccia ve son olarak k��zarm���� g��r��nense Ikea'dan al��nm���� kepekli gevrek. Fesle��enli domateslerin tarifi:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;3-4 adet k������k boy domates&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;2-3 yaprak taze fesle��en&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;1/3 ��ay barda���� s��zma zeytinya����&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Tane karabiber&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Pul biber&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Deniz tuzu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Wastg��ta kloster peyniri (Ikea. Siz istedi��iniz ��e��it peyniri kullanabilirsiniz ya da hi�� kullanmayabilirsiniz)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Yap��l������:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Bahratlar�� ve zeytinya����n�� bir kapta kar����t��rd��m ve bir ka�� saat beklettim. Domateslerimi dilimledim ve taba����ma yerle��tirdim. Peynirimi ince ��eritler halinde do��rad��m ve taba����m��n kenar��na dizdim. Fesle��enleri incecik k��yd��m ve baharatl�� zeytinya���� kar������m��m��n i��ine ekledim. Kar������m�� domateslerin ��zerine ka����kla m��mk��n oldu��u kadar her birine bula��t��rarak yedirdim. Son olarak biraz deniz tuzu serptim. Ekmekler, fesle��enli domates ve tereya���� ile zaten hi�� kapanmak bilmeyen i��tah��m��z�� iyice a����verdik:o) Afiyet olsun! Bu arada a��a����daki g��nderideki kurabiyelerin hikayesini uzun ve detayl�� oldu��u i��in m��sait bir g��nde yazmak istiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;Aaaa yazmazsam olmaz. Migros ve Carrefour'larda taze fesle��eni iki farkl�� marka paket halinde sat��yor. Avu�� i��i kadar fesle��eni 2.95-3.45 YTL aras��nda sat��yorlar. Real'deyse kocaman bir ba�� fesle��en 1.90 YTL'ye sat��l��yor. Bilginize. Ben hala saks��da fesle��en yeti��tirmeye ba��layamad��m ama akl��mda... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5195634998070609838?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5195634998070609838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/fesleenli-domatesler-ve-realin-leziz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5195634998070609838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5195634998070609838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/fesleenli-domatesler-ve-realin-leziz.html' title='FESLEĞENLİ DOMATESLER ve REAL&apos;İN LEZİZ EKMEKLERİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHuLwkiPFQI/AAAAAAAAAVo/9MaQFC1gasU/s72-c/BLOG+027imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-472889955702928066</id><published>2008-07-13T00:08:00.009+03:00</published><updated>2008-07-13T00:32:21.802+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KURABİYELER / COOKIES'/><title type='text'>ŞEKER HAMURLU KURABİYE DENEMESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHkgTmV-ktI/AAAAAAAAAVg/vBYoLMvDfaU/s1600-h/BLOG+010%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5222240763995132626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHkgTmV-ktI/AAAAAAAAAVg/vBYoLMvDfaU/s400/BLOG+010%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkgGhblrZI/AAAAAAAAAVY/vMry1nHKDcc/s1600-h/BLOG+016%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5222240539338190226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkgGhblrZI/AAAAAAAAAVY/vMry1nHKDcc/s320/BLOG+016%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkfhta0KEI/AAAAAAAAAVQ/wIClTsiwNyw/s1600-h/BLOG+015%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5222239906901010498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkfhta0KEI/AAAAAAAAAVQ/wIClTsiwNyw/s320/BLOG+015%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkfSOntSZI/AAAAAAAAAVI/V_x0tELuK68/s1600-h/BLOG+013%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5222239640935549330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHkfSOntSZI/AAAAAAAAAVI/V_x0tELuK68/s320/BLOG+013%C4%B0MZ.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_zDvsid4te3s/SHke49ioxCI/AAAAAAAAAVA/HxZtXoklEdc/s1600-h/BLOG+010%C4%B0MZ.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Biraz ��nce ilk ��eker hamurlu kurabiye denememi bitirdim. G��nd��z Kerem bebekle yap������k ya��ad������m��z i��in herhangi bir hobiye ay��racak zaman��m yok. Bu y��zden gece 22:00 gibi ��al����maya ba��lad��m ve olduk��a yorucu ama bir o kadar da terapi gibi gelen zevkli bir ��al����ma yapt��m. Tarifi ve nas��l yapt������m�� daha sonraki g��nlerde sizlerle payla��aca����m ����nk�� ��u anda ��ok yorgunum ve uykuya ihtiyac��m var. Herkese iyi geceler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-472889955702928066?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/472889955702928066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/eker-hamurlu-kurabiye-denemesi.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/472889955702928066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/472889955702928066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/eker-hamurlu-kurabiye-denemesi.html' title='ŞEKER HAMURLU KURABİYE DENEMESİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SHkgTmV-ktI/AAAAAAAAAVg/vBYoLMvDfaU/s72-c/BLOG+010%C4%B0MZ.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4260254569534780615</id><published>2008-07-11T15:14:00.004+03:00</published><updated>2008-07-11T20:41:57.347+03:00</updated><title type='text'>THE PLAY BARN ERENKÖY TÜCCAR ZİHNİYETLİ Mİ?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kerem diğer bebeklerle sosyalleşsin düşüncesiyle The Play Barn mı yoksa Gymboree mi diye düşünürken bugün Play Barn'a uğradım. Play Barn ve Gymboree farklı konseptlere sahip. Play Barn'a çocuğunuzu(bebeğinizi değil) belirli bir saat için bırakabiliyorsunuz veya oyun grupları var, onlara dahil edebiliyorsunuz. Gymboree ise 5 yaşına kadar çocuğun gelişimine oyun, resim, müzik, fitness gibi farklı sınıflarla yardımcı olmayı hedefliyor. Bugün Erenköy Play Barn'ın binasını buldum. İçeri girdim resepsiyonda kimseler yoktu. Bakınmaya başladım ki ortaokul öğrencisi olabileceğini düşündüğüm bir hanım kızımız buyrun diye beni karşıladı. Sonra başka birine "müşteri" geldi şeklinde seslendi. Zaten bizden başka kimse de yoktu sanırım. Seslendiği şahıs Erenköy sorumlusu ya da franchise sahibi miydi bilemiyorum. Sormadım soramadım çünkü bebek ve çocuklarla ilgili bir kurumun böyle lakayit, bu kadar ilgisiz olabileceği aklıma gelmemişti. Müşteri mi ayyyyyyy ciddi misin, nereden çıktı şimdi bunlar şeklinde gelen cevap tuz biber oldu. Bir kaç dakika sonra sesin sahibi yukarı çıktı. Biraz konuştuk. Kadının baştan savmacı tutumundan, siz şimdi nereden çıktınız şeklindeki yaklaşımından son derece rahatsız oldum. Zaten oğlumun ayına uygun oyun grupları yokmuş. 15 aylık bebeklerden başlayan oyun grupları ise kapanmış. İçimden sizde bu zihniyet olduğu sürece olmaz tabi demek geldi. Caroline Koç zamanında Play Barn nasıldı bilemem. Belki diğer şubeler iyidir onları da bilmem ama Erenköy'deki o kadına ben bırakın oğlumu, başka bir şeyimi bile teslim etmem edemem. Fazla uzatmadan teşekkür edip çıktım. Play Barn'da play barn logolu bir sürü çocuk eşyası satılıyor. Bende kalan izlenim tipik ticarethane oldu. Bebeklerle ve çocuklarla ilgili böyle bir organizasyon elbette para kazanmak durumunda. Ama bu kadar kafamıza vura vura olmamalı bu işler. Son sözü anneannemiz söyledi: "Kızım bırak bu sosyetik işi para tuzaklarını. Kerem son derece sosyal bir bebek. Kim ona bizim kadar iyi bakabilir? Doğduğundan beri sokaklarda evladım, sosyalleşti sosyalleşeceği kadar..." Bunun üzerine bana söyleyecek bir şey kalmadı. :o) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4260254569534780615?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4260254569534780615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/play-barn-erenky-tccar-zihniyetli-mi.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4260254569534780615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4260254569534780615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/play-barn-erenky-tccar-zihniyetli-mi.html' title='THE PLAY BARN ERENKÖY TÜCCAR ZİHNİYETLİ Mİ?'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-5484305851320955105</id><published>2008-07-10T21:28:00.003+03:00</published><updated>2008-07-10T21:52:36.503+03:00</updated><title type='text'>TANRIKENT (CITY OF GOD) TV 8'DE</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2003 senesiydi sanırım tüm aile filmi Suadiye Movieplex'te izlemiş ve pek beğenmiştik. TV 8 filmi bu Cumartesi (12.07.2008) saat 23:00 te yayınlayacak. İzlemeyenler kaçırmasın. Rio de Janerio'nun gecekondu mahallelerinde geçen, iki arkadaşın hikayesini konu alan etkileyici bir film. Brezilya, Fransa ve ABD ortak yapımı filmin iki yönetmeni var; Fernando Meirelles ve Katia Lund. Filmin künyesi aşağıda:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tür : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=tur&amp;amp;keyword=16"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dram&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; / &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=tur&amp;amp;keyword=23"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Aksiyon&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gösterim Tarihi : &lt;/span&gt;&lt;a class="item" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=vizyon&amp;amp;keyword=18.07.2003"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18 Temmuz 2003&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yönetmen : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9480"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fernando Meirelles&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; , &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9481"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kátia Lund&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Senaryo : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9483"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bráulio Mantovani&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; , &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9482"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Paulo Lins&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Kitap)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Görüntü Yönetmeni : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9485"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;César Charlone&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Müzik : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9484"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ed Cortês&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; , &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/255"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Antonio Pinto&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yapım : &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=yil&amp;amp;keyword=2002"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2002&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=ulke&amp;amp;keyword=8"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Brezilya&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; / &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=ulke&amp;amp;keyword=11"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fransa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; / &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" href="http://beyazperde.mynet.com/arama.asp?kat=ulke&amp;amp;keyword=1"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ABD&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; , 130 dk.&lt;br /&gt;Oyuncular &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9486"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Matheus Nachtergaele&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Sandro Cenoura), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9487"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Seu Jorge&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Mane Galinha), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9488"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alexandre Rodrigues&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Buscape), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9489"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Leandro Firmino da Hora&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Ze Pequeno), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9490"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Philippe Haagensen&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Bene), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9491"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Johnathan Haagensen&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Cabeleira), &lt;/span&gt;&lt;a class="turunculine_11_px" style="LINE-HEIGHT: 15px" href="http://beyazperde.mynet.com/kisi/9492"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Douglas Silva&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; (Dadinho)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Film, gücünü ve kavgasını uyuşturucu savaşlarından alan Tanrıkent'in hikayesini, 60'lı yıllardan itibaren ele alır. Arka sokaklarda yaşayan iki arkadaşın hikayesini takip etmeye başlarız. Kendilerine farklı yollar seçen çocukların gözünden Tanrıkent'in yokedici gelişimine tanıklık ederiz...Tanrıkent 2002'nin olay filmlerinden biri. Rio De Janerio'nun suç dolu gecekondu mahallelerinden geçen, altüst edici bir film. Brezilya'dan gelen Protesto (La haine) diye tanımlandığını da ekleyelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-5484305851320955105?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/5484305851320955105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/tanrikent-city-of-god-tv-8de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5484305851320955105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/5484305851320955105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/tanrikent-city-of-god-tv-8de.html' title='TANRIKENT (CITY OF GOD) TV 8&apos;DE'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6927219078517002510</id><published>2008-07-07T23:50:00.007+03:00</published><updated>2008-09-08T20:46:54.463+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>PINK MARTINI KONSERİ, ASTORIA OKKO, G-Mall NUM NUM</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Geçtiğimiz Pazar günü uzun zamandır ilk kez bir konsere gidebildik. Cemil Topuzlu'daki Pink Martini konseri malum inşaat rezilliği dışında pek keyifli geçti. Pink Martini'nin hem "Sympathique" hem de "Hang on little tomato" albümlerini hiç sıkılmadan defalarca dinlemişimdir. Son albümleri "Hey Eugene"' yi de de en kısa zamanda edinmek gerek. Piyanist ve orkestranın kurucusu Thomas Lauderdale hem cüssesiyle hem de kişiliğiyle son derece sempatik bir kişilik. Solist China Forbes'u karizmatik buldum. Karizmatik kelimesi genelde erkeklerle özdeşleştirilen bir kelime ama bence öyleydi. Sahneye hakimdi. Gelelim konser öncesi aktivite planımıza. Niyetimiz İstanbul Modern'e gitmekti ama Kerem bebek diş çıkarma ve yürümek isteyip yürüyememe modunda olduğu için akşama kadar iki adet köle İsaura olarak onu mutlu etmeye çalıştık ve ancak akşam anneannesine bırakabildik. Böylece kalan kuş kadar zaman içinde önce Astoria'ya uğradık ki kendisi City's'den hallice, sinek avlayan ve beni derin bir hayal kırıklığına uğratmış olan nadide alışveriş merkezlerimizden biridir. Şöyle bir turladıktan sonra Okko'ya girdik ve tabi gurme market diye nam salan Okko'yu başladım tavaf etmeye. Gurme market fikri kesinlikle çok hoş ancak Avrupa ülkelerinde ne bileyim örneğin Zürih'teki sıradan bir Migros'a girip rahatlıkla bulabileceğiniz ve fiyatları da ulaşılabilecek düzeyde olan bir çok ürün bana çok pahalı satılıyor gibi geldi. Prosciutto'lara bakayım dedim 6-8 dilim vakumlanmış paket 28 ytl. Hangi kalitede, lezzetli mi onu da bilemiyorum. E ben boşuna dışarı çıktığımda peynirleri, prosciuttoları valimize doldurmuyormuşum değil mi sayın okur. Başka örnek.. Camembert peynir  fiyatı Migros'tan pahalı Şütte'den ucuzdu. Sonra düşündüm tabi adamlar kimbilir kaç YTL kira ödüyor Astoria'ya. E hedef müşteri kitlesi de sen olamazsın dedim kendime, sabahların sultanı Seda Sayan Hanımefendi olur tabi. Okko'yu da tükettikten sonra Nişantaşı'na mı takılsak diye düşünürken konser için giriş Cahide'nin olduğu yokuşumsu yerden verilmiş olduğu için, G-mall'da karar kıldık ve tabi Num Num'a gittik. Num Num tıka basa doluydu. Konserciler, sinemacılar, Nişantaşı sakinleri. Birer pizza ve birer limonata ısmarladık. Doğal limonataları şeker küpü olmadığı için benden geçer not aldı ama House Cafe'nin limonatasını tutmaz. Pizzalar ise iyi olmakla beraber Caddebostan Zanzibar'da (&lt;a href="http://www.cafezanzibar.com.tr/"&gt;http://www.cafezanzibar.com.tr/&lt;/a&gt;) da servis edilen lavaş hamuru gibi hamurdan son derece ince ve kenarları çıtır çıtır dökülen pizzalar olduğu için çok sevdiğimi söyleyemem. Pizzanın yanında servis edilen sosa bulanmış rokaları büyük bir iştahla gövdeye indirdim. Bu arada Num Num'da servis biraz yavaştı. Yemekten sonra Via Gelato'yu görünce hemen dondurma istiyorum diye tutturdum. Gianduja yokmuş, beyaz çikolatalı ve çikolatalı dondurmamı da yedim ve artık konser için hazırdım. (Boşan da semerini ye diyorsanız, dilinize biber sürerim :o) ) Dondurma bardaki görevliyle de konuştum. Via Gelato'nun dondurmaları hazır geliyor dedi. Daha önceki yazılarımdan birinde Caddebostan'daki Via Gelato'nun kapandığını yazmış, usta kaçmış diye duyduk şeklinde bilgi vermiştim. Yokmuş öyle bir şey.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6927219078517002510?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6927219078517002510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/pink-martini-konseri-astoria-okko-g.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6927219078517002510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6927219078517002510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/pink-martini-konseri-astoria-okko-g.html' title='PINK MARTINI KONSERİ, ASTORIA OKKO, G-Mall NUM NUM'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-9207646579615842611</id><published>2008-07-03T22:49:00.003+03:00</published><updated>2008-07-04T14:20:11.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>LE PAIN QUOTIDIEN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;Bugün Kerem bebekle anneannemizi de aldık, arabaya atladık ve kesin esiyordur diyerek Kanyon'a doğru yola koyulduk. Gerçekten de Temmuz sıcağında bile Kanyon'un bazı bölümleri sıkı esiyordu. Biraz dolaştık, Wagamama'da yemeğimizi yedik ve sonra Le Pain Quotidien'de kahve molası verdik. Çok da iyi ettik çünkü İstanbul'da senelerdir yediğim en başarılı çikolatalı kruvasanı yedim. Ne Paul, ne Beyaz Fırın, ne burnumun dibindeki BenBee Swiss Bakery...Bu arada margarinle yapılmış kruvasan da tahammül edemeyeceğim şeylerden biridir. Kruvasan tereyağı ile yapılmalı. Nokta. Tabi filtre kahvesiz çikolatalı kruvasan da düşünemiyorum. Le Pain Quotidien'in filtre kahvesi de çok lezzetliydi. Kerem bebek mama sandalyesine kuruldu ve anneannesinin minik çikolatalı muffinin yarsının içini çaktırmadan mideye indirdi. Küçük adam çok komik, masaya düşen kırıntıları minik pufidik parmaklarıyla topladı ve onları da yedi. Bebeklere bu ayda muffin yedirilir mi diyenleriniz olacaktır eminim. Kerem'in sağlıklı beslenmesine çok dikkat ediyorum ama farklı tatları da tatmalı diye düşünüyorum. Bu dönemde onun hevesini kırmak yerine her şekilde destek vermeye çalışıyorum. Le Pain Quotidien'e bayıldım ben. Kahve molamız bittikten sonra organik reçellerini, makarna soslarını ve ekmeklerini inceledim. Üzümlü ve beş tahıllı ekmeği dilimletip aldım. Makarna soslarında 3 al 2 öde kampanyası vardı. Kapari ve zeytinli, bir de sarımsaklı ve fesleğenli sos aldım. Hazır makarna soslarını evde pek tercih etmeyiz. Ama bunu denemem lazım diye düşündüm. Sonucu sizlerle paylaşacağım. Eski bir Nutella güzeli (İlk evlendiğimizde Mehmet öyle derdi bana) olan bendenizin aklı sürülebilir çikolata kavanozlarında kalarak mekanı terk ettim. Not: Kışa girerken o çikolata kavanozlarından çeşit çeşit alınıp stok yapılacak ve bu durum Mehmet'ten saklanacak. Aramızda kalsın!!!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-9207646579615842611?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/9207646579615842611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/le-pain-quotidien.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/9207646579615842611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/9207646579615842611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/le-pain-quotidien.html' title='LE PAIN QUOTIDIEN'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-8555700467752328026</id><published>2008-07-02T18:07:00.009+03:00</published><updated>2008-11-06T22:07:49.991+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>CLUB VOYAGE BELEK SELECT</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRNNnP5khOI/AAAAAAAAAic/HuOYrxuJIAE/s1600-h/collage-1imz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRNNnP5khOI/AAAAAAAAAic/HuOYrxuJIAE/s400/collage-1imz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265637726004479202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;Sevgili İmge, ( bknz. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://imgetan.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;http://imgetan.blogspot.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;) sonunda Kerem'den fırsat bulup bu gönderiyi yazabiliyorum. En iyisi tatilimizi baştan anlatayım. Ben ilk defa Sabiha Gökçen'den uçtum ve trafik açısından pek rahat oldu. Bebişle tatile çıkacağımız için arabayla gidip havaalanının otoparkına park etmeyi düşünüyorduk. Sabiha Gökçen'in otopark tarifesi de bildiğimiz kadarıyla makuldu ancak son dakika golü, işletme Limak Şirketler Grubu'na geçmiş ve otopark ücretleri de %70 (hatta daha bile fazla olabilir) artmış, bu konu gazetelerde de eleştirilmişti. Kendilerini bir yerlere havale edip, taksiyle gitmeye karar verdik. İstanbul'da taksiye binmekten hiç haz etmediğim için shuttle servisinde karar kıldık. Herkese tavsiye ederim. (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.securedrive.com.tr/)"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;http://www.securedrive.com.tr/)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;Volkswagen Caravelle ile adresinizden alınıyorsunuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok şükür uçak bebek doluydu ve Kerem bebek de arıza çıkarmadı. Antalya'ya indiğimizde ETS görevlileri bizi karşıladı ve otele sorunsuz transfer edildik. Bu arada executive paketi satın aldığımızı belirteyim ki yazımın sonunda siz de otelin artılarını ve eksilerini görüp bu paketi satın almaya gerek olup olmadığına karar verin. Bu yazıyı objektif bir gözle yazmaya çalışacağım, ne ETSciyim ne de rakiplerindenim. Ne diyordum, otele vardığımızda kimse bizi karşılamadı çünkü hırdavatçı bir firmanın bayi toplantısı varmış ve herkes onlar için seferber olmuştu. Oysa bize söylendiği üzere çiçeklerle karşılanmayı beklemiştim:o) Bayi toplantısını görünce başımdan aşağı inen kaynar sularla, bebeğim kucağımda resepsiyonda kalakaldım. Bayi toplantısı olan tesiste tatil yapmak ne menem bir şey yaşayanlar bilir. Fazla söze ne hacet. Böyle bir tesisin olması gereken müşteri profilinden çok uzak, kendisi böyle bir tesisin ücretini karşılayamayacak veya karşılayabilecek ama böyle bir tercih yapmaktan uzak olan insanlarla tatil yapma fikri beni çıldırttı. Burada elitistlikle suçlanacağımdan eminim ama eğer insanlara ciddi rakamlar ödeterek bu tesisi pazarlıyorsanız, "high season" da bayi toplantısı kabul etmemelisiniz. Çalışan servis elemanları bile söz konusu güruhun görgüsüzlüğünden ve kabalığından rahatsız oldular ve bunu sohbetlerimizde dile getirdiler. Neyse ilk şoktan sonra bizimle tatil süresince ilgilenen Misafir İlişkileri Sorumlusu Olga Hanım ile tanıştık. Olga çok şeker bir insan ve tüm tatilimiz boyunca bir dediğimizi ikiletmedi, elinden geleni yaptı. Çok iyi Türkçe konuşuyor. Daha önce TGRT'de çalışmış olduğunu öğrendik.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div align="justify"&gt;Odamız kesinlikle çok konforluydu. Bebek yatağı isteğimiz üzerine konulmuştu. Geniş bir terasımız olması ve odanın da geniş olması bizim için önemliydi çünkü eski tatillerdeki gibi saatlerce güneşlenmek ya da denize girmek tahmin edeceğiniz üzere mümkün değildi. Odada bol bol vakit geçirecektik. Belirtmeliyim ki Voyage Belek kesinlikle çok güzel bir tesis. İnce ayrıntılar var. Odalarda kullanılan tekstilden tutun da, banyodaki armatürlere kadar bir çok ayrıntı pek başarılıydı. Kerem bebek babasıyla bol bol hidromasaj küvetine girdi ve çok eğlendiler. Bu arada bebekliler için not; biz yanımıza eczaneden antiseptik solüsyon alıp hem küveti hem de jakuziyi dezenfekte ettik. Bebişi sokacağımız için ne olur ne olmaz dedik ve çok şükür bir problem de yaşamadık. Ne diyordum...odayı anlatıyordum. Oda dışında köyün içinde belirli noktalara serpiştirdikleri modern objelere bayıldım. Gelelim deniz mevzuna. Deniz öğlene kadar çok güzeldi ancak öğleden sonra rüzgarlı, dalgalı ve doğal olarak kum olduğu için de bulanıyor yoksa mavi bayraklı. Kemer'in denizini aramadım desem yalan olur. Ama bunu bilerek gittiğimiz için pek sorun etmedik. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Asıl sorunsa yemeklerdi. Ah İmgecim, sanırım geçen sene yemekler iyiydi çünkü bu sene ana restoranın yemekleri çok ama çok başarısızdı. Berbat kelimesini kullansam inan abartmış olmam. Biraz detay vermek istiyorum. İlk bir kaç gün kahvaltımızı ana restoranda yaptık. Hamur işleri çok kötüydü. Poğaçalar, simitler "at kafayı yarsın" denilecek kadar sert ve lezzetten yoksundu. Daha sonra çıkışımıza kadar odaya kahvaltı istedik. Çok da iyi oldu. Terasta denize karşı ve Kerem'le sakin sakin güne başlamış olduk. Öğle yemekleri için mecburen ana restoranı kullandık ve ben resmen aç kaldım. Izgarada bir gün dışında her gün tavuk çıktı. O da sert ve lezzetsiz. Hamileyken beyaz et yiyememeye başlamıştım ve hala da genellikle yemiyorum. Patates kızartmasının tam pişmemiş ve içi buzlu buzlu servis edildiğine şahit oldum. Hangi birini anlatayım bilemiyorum. Nasıl yıkanıyorsa bazı günler temiz yemek tabağı bulmak bile sorun oldu. Yemekler genelde çok lezzetsizdi ve uzun kuyruklar vardı. Gözlemlediğim kadarıyla aşçılar çok genç ve büyük ihtimalle tecrübesiz olabilirler. Bir de benim daha önce gittiğim tesislerde gözlemlediğim baş aşçı restoranı her gün denetler, kontrol eder. Maalesef Voyage Belek'te ana restoranı ne denetleyen ne de kontrol eden var. Restoran fabrika tesis mantığıyla işliyor. En dramatik olansa aşçılar ve ETS çalışanları yemeklerin vehametinin farkında değiller ya da değillermiş gibi yapıyorlar. Benim sorguladığım nokta şuydu. ETS bunu bilinçli olarak maliyetten kısıp, kar marjını yükseltmek için yapıyorsa çok yanlış yapıyor. Satın almacıda da problem var. Anlatya'da bu mevsimde içi bu kadar beyaz domatesleri servis eden tesisisin o 5 yıldızlarını tek tek sökmek gerek! Haksız mıyım sayın okur? Sayın ETS, artık bu duyumlar çok çabuk yayılıyor. "Word of mouth" diye bir kavram var!!! Emin olun ne yaparsanız kendinize yaparsınız. Benden söylemesi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;Akşam yemeklerimizi alakart restoranlarda yiyebildiğimiz için şanslıydık. Fransız Bistro'su dışında alakartlar çok başarılıydı. Hayatımda yediğim en berbat Cafe de Paris soslu biftek (bonfile olmalıydı) servis edildi. Sos ayrı bir rezalet, et sinir içinde ve kazık gibiydi. Hint Restoranı Jashan (kuzu ısmarlayın, aşçı Pakistan'danmış), Meksika Restoranı (dana fajita ısmarlayın) ve Çin Restoranı kesinlikle çok iyiydi. Rum tavernasında canlı müzik iyiydi, yemekler de idare ediyordu. Son gece ücretli olan (cüzi bir rakam) Teppanyaki Japon Restoranı'na gittik ve Endonezyalı aşçı çok başarılıydı. Hem çok eğlendik, hem de son derece leziz yemekler yedik. Pastane ve Sütiş tatlıcısı da maalesef benden geçer not alamayacak kadar vasattı. Tatlılardan sorumlu aşçının sanırım haşhaş zaafı var. Haşhaşlı kek, haşhaşlı puding, haşhaşlı muhallebi ve her gün aynı tatlılar. Bayılttı bizi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;Prensip olarak hijyen açısından havuzlara hiç bulaşmadık. O yüzden havuzlarla ilgili yorum yapamıyorum ama büyüklük ve görüntü açısından gayet başarılı görünüyorlardı. Başka başka...Bir de yazmazsam olmaz çalışanlar, restorandan tutun da kat görevlilerine kadar son derece konuksever ve özveriliydi. Odamızı her gün yaşanabilir hale sokan ve ayrılacağımız gün Kerem'e havlulardan, pet su şisesi kapağından mavi gözlü fil yapan Dudu ablamıza sevgiler gönderiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;Sunset Jazz Bar'dan bahsetmezsem olmaz. Canlı müzik harikaydı ama biz Kerem yüksek sesten rahatsız olacağı için sadece uğrayıp çıktık yoksa sigara içilmiyor. Planet Bar'ı da ücretsiz kullanabildiğimiz için espresso zevkimizden mahrum kalmadık. Normal barlarda sadece nescafe servis ediliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;Yazmayı unutmuşum ekleme yapayım. Voyage Belek'in SPA'sına bayıldım.  Ambiyans harikaydı. Loş, çok hoş dekore edilmiş, dinlendirici. Meltem(soyadını unuttum) bana 20 dk. sırt masajı yaptı ve çok başarılıydı. Ege Üniversitesi'nden mezunmuş. Daha önce başka bir tesisin SPA'sında Endonezyalı bir masöze Bali masajı yaptırmış, kadının aceleci ve baştan savmacı tutumundan rahatsız olmuş, dolayısıyla rahatlayacağıma daha beter stres olmuştum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;Son gün otelden ayrılırken, bavullarımızı resepsiyona gönderdik ve ana binada lobide otururken, bir kaç ailenin Müşteri İlişkileri yetkilileriyle tartıştığına şahit olduk. Ne yalan söyleyeyim açtık antenleri dinledik. Zaten duymamak mümkün değildi. Konu tahmin edeceğiniz üzere yemeklerdi. İnsanlar yemeklerin berbat olduğunu, lezzetli yemek bulmakta zorlandıklarını dile getiriyorlardı. Alakartları öneren görevlilere rezervasyon yapmanın mümkün olmadığını ifade ediyorlardı. Benim gözlemlediğimse alakartlar sınırlı sayıda misafir ağırlıyor ve maalesef executive odalarda kalanların önceliği var. Dolayısıyla normal odalarda kalanlar bu konuda biraz şanssız olabilirler. Onları tartışır halde bırakıp otelden ayrıldık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;Son olarak bebekli ilk tatilimiz, ana restoranın kötü olması dışında gayet güzel geçti. Kerem hasta olmadı. Güneş yanığı da olmadı. Denize girdi D vitamini aldı. İnsanlara gülücükler dağıttı ve sosyalleşti. Bir anne tatilden başka ne ister ki? :o))) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#009900;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip Not: Üstteki fotoları 06.11.2008 tarihinde ekledim. Fotoğrafları Teppanyaki Restoran'da çekmiştim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-8555700467752328026?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/8555700467752328026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/club-voyage-belek-select.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8555700467752328026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/8555700467752328026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/07/club-voyage-belek-select.html' title='CLUB VOYAGE BELEK SELECT'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SRNNnP5khOI/AAAAAAAAAic/HuOYrxuJIAE/s72-c/collage-1imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-120497631893091171</id><published>2008-06-28T22:12:00.004+03:00</published><updated>2008-07-04T14:20:11.191+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>İSTANBULDERE ALABALIK EVİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sanırım bilmeyen yoktur ama gene de yazayım dedim. Sapanca'ya gidip İstanbuldere'de balık yememek olur mu? Olmaz tabi. Baktık bu hafta sonu bir programımız yok. Atladık arabaya soluğu Sapanca'da aldık . İstanbuldere'ye ilk gittiğimde kiremitte alabalık buz gibi gelmişti. Çok kalabalıktı ve servis gerçekten berbattı. Artık okullar kapandı, sınavlar bitti. Tatilciler tatilde, köylüler köylerinde, Bodrumcanlar Bodrum'da. Ortalık sakinken gitmeli İstanbuldere'ye. Bugün servis hızlıydı. Gelelim ne yenir ne içilir? Masanıza hemen tereyağı ve kızarmış ekmek geliyor. Kiremitte mantar ve peynirsiz olmaz mutlaka sipariş etmelisiniz. Alabalık sevdiğimi söyleyemem ama kiremitte alabalıkları gerçekten leziz, üstelik servis elemanı sizin için kılçıkları ayıklıyor. Salataları taze geliyor, beklemiş değil. Közlenmiş patlıcanı tavsiye ederim, çok başarılıydı. Tavsiye etmeyeceğim ve kesinlikle uzak durulması gereken şey tereyağda karides. Gerçekten katletmişler karidesleri. Sorun şu ki hem pul biberi basmışlar hem de yağda yüzüyordu karidesler. Aşırı acı pul biber karides tadını baskılamış. Kötüydü vallahi. Ama keyfimizi kaçıramadı. E tabi hava da gayet serin olduğu için birer de bira söyledik ve afiyetle yedik yemeğimizi. Kerem bebek ortadan geçen, kurumaya yüz tutmuş deremsi su akıntısının şırıltısına bayıldı. Bayağı bir gülücük ve kahkaha saçtı. Bir de erken giderseniz hamaklı masalardan birini kapabilirsiniz.&lt;/span&gt;  &lt;a href="http://www.istanbuldere.net/"&gt;http://www.istanbuldere.net/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-120497631893091171?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/120497631893091171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/istanbuldere-alabalik-evi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/120497631893091171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/120497631893091171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/istanbuldere-alabalik-evi.html' title='İSTANBULDERE ALABALIK EVİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-6909128760195914443</id><published>2008-06-26T15:30:00.003+03:00</published><updated>2009-01-03T23:25:13.947+02:00</updated><title type='text'>BEBEKLER İÇİN SEBZE ÇORBASI TARİFİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Anne-bebek forumlarında sık sorulan sorulardan birisi bebekler için sebze çorbası tarifi. Ben Kerem için aşağıda vereceğim tarifi deneme yanılma yoluyla oluşturdum ve Kerem bu çorbaya bayılıyor. Dilerim bu tarif birilerinin hayatını kolaylaştırır:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;150 gram yağsız ve sinirsiz kıyma&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4-5 yaprak ıspanak veya brokoli (şu anda semizotu kullanıyorum)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2 sap yeşil soğan veya pırasa&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1/2 küçük ince bir havuç&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 tatlı kaşığı organik kırmızı mercimek&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 tatlı kaşığı organik ince bulgur &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 su bardağı su&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Zeytinyağı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yapılışı:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Zeytinyağı hariç tüm malzemeleri düdüklü tencereme koyup pişiriyorum. Bazen bulgur koymuyorum. Bazen yarım yeşil biber doğruyorum. Bazen 2 dilim kabak katıyorum. Biraz sizin yaratıcılığınıza ve evdeki malzemeye kalmış. Patlıcan dışında her türlü sebze kullanılabilir. Glisemik indeks açısından pirinç kullanmadım. Onun yerine bulguru tercih ettim. Hiç koymasanız da olur. Zeytinyağınıysa piştikten sonra el mikseri ile ezmeden önce bir miktar ilave etmeyi tercih ettim. Tuz hiç kullanmadım. Kokusu ve tadı gayet lezzetli bir tarif bu. Verdiğim ölçü ne çok sulu ne katı. Bebeğiniz büyüdükçe tam ezilmiş değil daha pütürlü verebilirsiniz. Bir de biz bu çorbayı buzdolabında bekleterek iki günde tüketiyoruz. Yani yapıldığı gün ve ertesi gün. Kerem yemese bile daha fazla bekletmiyor döküyorum ama miktarı iki günde tüketebileceği şekilde ayarladım. Hepinizin bebişlerini öpüyorum. :o)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-6909128760195914443?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/6909128760195914443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/bebekler-iin-sebze-orbasi-tarifi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6909128760195914443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/6909128760195914443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/bebekler-iin-sebze-orbasi-tarifi.html' title='BEBEKLER İÇİN SEBZE ÇORBASI TARİFİ'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-4185266000102202153</id><published>2008-06-24T15:36:00.003+03:00</published><updated>2008-07-23T08:56:26.555+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HORECA'/><title type='text'>CITY'S'DE SOLUKLANMAK İÇİN COOKSHOP</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gideli uzun zaman oldu ama bir türlü yazamamıştım. City's'de alışveriş yaptıktan sonra hızlıca ama fast food olmayan yemek için CookShop hoş bir restoran. Yemekler başarılı. Servis elemanları da gayet sempatik. Fiyatlar ucuz değil ama idare ediyor. E Nişantaşı'nın göbeğindesiniz. Bir de yemekle ilgisiz ama bebeği olanlar CookShop ile aynı katta bulunan Premaman'a uğrayın. Kerem'e çok uygun fiyata kot mont, şort, gömlek buldum. Hem kaliteli hem de uygun fiyatlı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-4185266000102202153?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/4185266000102202153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/citysde-soluklanmak-iin-cookshop.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4185266000102202153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/4185266000102202153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/citysde-soluklanmak-iin-cookshop.html' title='CITY&apos;S&apos;DE SOLUKLANMAK İÇİN COOKSHOP'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-37402430.post-7318849112297004827</id><published>2008-06-06T21:11:00.002+03:00</published><updated>2008-09-25T13:18:50.528+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PİLAVLAR / RICE'/><title type='text'>KARİDESLİ PİLAV</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SEl-EqRPNmI/AAAAAAAAAU4/mtgWgCHvd-c/s1600-h/IMG_2739imz.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208833062561855074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SEl-EqRPNmI/AAAAAAAAAU4/mtgWgCHvd-c/s320/IMG_2739imz.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 kase pirin��( baldo ya da jasmin olabilir)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;7-8 adet ye��il so��an&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 ��orba ka�������� tereya����(sadece zeytinya���� kullanabilirsiz)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 paket dondurulmu�� karides(Superfresh kulland��m)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1 adet ince havu��&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dereotu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Karabiber&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tuz&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yap��l������:&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Pirincimizi suda bekletelim ve iyice y��kayal��m. Tereya���� ile tuzu da ekleyerek kavural��m. Havucu m��mk��n oldu��u kadar minik k��pler ��eklinde do��rayal��m. Kavrulan pirince karidesleri ve havucu ekleyip pirin��ler ��effafla��ana kadar tekrar kavural��m. Kaynar suyumuzu ilave edelim. (Bir ��l���� pirince 1,5 ��l���� kaynam���� su ilave ettim.) ��ok k��s��k ate��te pi��meye b��rakal��m. Suyunu ��ekip pirin��ler uzay��nca ince k��y��lm���� ye��il so��an, dereotu ve karabiber serperek servis yapal��m.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/37402430-7318849112297004827?l=mutfakfaresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/feeds/7318849112297004827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/karidesli-pilav.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7318849112297004827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/37402430/posts/default/7318849112297004827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakfaresi.blogspot.com/2008/06/karidesli-pilav.html' title='KARİDESLİ PİLAV'/><author><name>mutfakfaresi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06634479422026436486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SSCHZWBqcNI/AAAAAAAAAmI/SbgaXXcvWSY/S220/images.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zDvsid4te3s/SEl-EqRPNmI/AAAAAAAAAU4/mtgWgCHvd-c/s72-c/IMG_2739imz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
